atatürk dönemi türk-rus ilşkileri

milli mücadele döneminde itilaf devletleri hem türklerin hem rusların ortak düşmanıydı. bu durum iki toplumu birbirine yaklaştırmıştır. ancak rusların ekim devrimini atlatmaları, türklerin ise milli mücadeleyi başarıyla sona erdirmeleri ruslarla türklerin ilişkisinin farklı bir nokataya evrilmesiyle devam etmiştir. bu evrim türklerin batıyla dostane ilişkiler kurması, rusların ise özellikle 18. ve 19. yy'da yayılmacı bir politika izlemesi temel değişim noktası olmuştur. bu yayılmacı siyaset coğrafi olarak bir genişleme siyasetinden ziyade rejim ihracı ile nüfuz alanını genişlemesi olarak cereyan etmiştir.

türklerin kominizme karşı hassas tutumuna rağmen ırak sınırının belirlenmesinde ingilizlerin entrikacı politikalarına karşı rusların türkleri desteklemesi konunun milletler cemiyetine taşınmasıyla gerçekleşen olaylar nihayetinde ruslarla türkler arasında 1925 yılında bir dostluk anlaşması imzalanmıştır.

bu anlaşmanın devamı nihayetinde 1929 yılında yapılan anlaşmayla türk ruş ilişkisi farklı bir düzleme taşınmıştır. bu anlaşmayla her iki taraf birbirinden habersiz ittifak kurmamayı, 1931 tarihli ek protokolle de karadeniz'de birbirine haber vermeden yeni savaş gemisi edinmeme tarflar tarafından kabul edilmiştir.
bu ilişkiler her iki tarafın dostane ilişkiler kurmasıyla devam eder gibi olsada her iki tarf da birbirlerini kendi belirledikleri çizgide tutmaya çalışmıştır. nitekim türkiye'nin milletler cemiyeti'ne davet edilmesi sovyet rusya tarafından tepkiyle karşılanmıştır.

son olarak türk-rus münasebetinde siyaset her dönem ticaretten daha ön planda olmuştur. ancak 1927 tarihli "ankara seyrisefain anlaşması" ile rusların kimi mallara uyguladığı kota kaldırılmıştır.