dünyanın yeni politik dengesi üzerine düşünceler

3 Entry Daha
dünya dengelerini anlamak bölüm 2
s-400 meselesini dünya dengeleri açısından değerlendirmek
yaklaşık bir yıldır “uzmanlar” bu meseleyi tartışıyorlar. kimisi abd’nin artık sabrımızı taşırdığından bahsediyor, kimisi f-35 mi s-400 mü üzerinden olayı açıklamaya çalışıyor, kimisi rus uçağı alalım diyor. henüz kimsenin olaya büyük çerçeveden baktığına şahit olmadım. hiç kimse nato genel sekreterinin abd’ye rağmen “alabilirsin” açıklamasını sorgulamıyor.
nato’yu kuran kim? nato kime hizmet ediyor? nato’yu kim kontrol ediyor? sorularına vereceğimiz cevap tartışmasız abd. hal böyleyken sayın stoltenberg çıkıp “alabilirsin” açıklaması yapıyorsa ortada bir çelişki vardır. bana göre abd bilinçli olarak yaptırımlar vs tehditleriyle bizi rusya’nın yanına itiyor. nato eliyle bizim s-400 alabileceğimizi söylüyor.
ikinci dünya savaşı sonrası dönemde dünya üzerindeki denge abd-sovyetler birliği zıtlığı üzerine kuruldu. yalta’daki fotoğrafı hatırlarsanız birleşik krallık’da masadaydı ve bir denge unsuru olarak belirleyici oldu. (tabi bu ülkelerin savaşta aynı tarafta olduklarını ve kazandıklarını unutmayalım.) ülkeler konumlarına göre demokrat ya da komünist oldular. biz abd’nin payına düştük ve doğal olarak çok partili hayata geçtik. ab ülkeleri de ikiye ayrıldı ve bağımsız bir güç olmaları engellendi. eski düzen sovyetler birliği’nin tasfiyesiyle bozuldu. bugünki durum ise şu şekilde:
ab kendisine ait bir ordu kurma girişiminde bulunuyor. bu aslında bağımsız güç odağı olmanın ön koşuludur. abd buna karşı çıkıyor ve nato’ya daha çok para vermelerini istiyor. ab üyesi her ülkenin farklı ajandası olduğu görülüyor. birlik göç, ekonomik kriz gibi nedenlerle çatırdıyor. milliyetçilik yükselirken ab’ye bağlılık azalıyor. bunlara birliğin karar alma organlarındaki yavaşlık ve fikir ayrılıkları eklendiği zaman ab’nin tek başına bir güç odağı olamayacağı ve parçalanacağı söylenebilir. muhtemelen yine bir tarafı abd bir tarafı rusya kontrol edecektir.
gelelim rus-çin ilişkilerine, kamuoyunda ilginç şekilde bu ülkeler -ideolojilerinden olsa gerek-müttefik olarak görülüyor. rusya abd’ye hiçbir zaman gerçek anlamda bir rakip olamadı. abd’yi sadece askeri açıdan dengeleyebilecek konumda. oysa çin abd’ye karşı gerçek bir rakip böyle giderse ekonomik olarak abd’yi geçecek. ve bunun ardından hiç kuşkusuz askeri açıdan üstünlük gelecek. halihazırda deniz kuvvetleri inanılmaz şekilde büyüyen çin gemilerine koyacak isim bulamıyor. diğer yandan rusya bütün savunma tertibatını batı tarafına yapmış durumda. nüfusun çok büyük bir kısmı da batıdaki şehirlerde(bu arada rusya nüfusunun azalmaya başladığını ekleyelim). son çıkan haberler çin sınırındaki rus yerleşim alanlarında çinli işçi nüfusunun rus nüfusu geçtiği yönünde. büyümek için yer altı kaynaklarına ihtiyaç duyan çin için rusya’nın bakir toprakları iştahını kabartıyor. bütün bunlar abd ve rusya’yı çin’e karşı işbirliği yapmak için zorlayacaktır. abd çin yerine kendisine rakip olamayacak bir rusya’yı dengenin diğer tarafında görmek isterken, rusya da jeopolitik zorunluluklar ve olası çin-abd dengesi yüzünden geri planda kalmak istemeyeceğinden abd’yi dengenin diğer tarafı olarak kabul edecektir. işte tam bu noktada ab’ye girmek için pek hevesli olmayan ve çin’den ziyade rusya’ya yakın duran türkiye devreye giriyor. türkiye s-400 meselesi ile abd tarafından iyice rusya’nın yanına itilirken uygur türkleri sürekli gündemde tutularak çin karşıtlığı körükleniyor. (soydaşlarımıza yapılanları elbette reva görmüyorum ancak bu mesele türkiye’nin çin karşıtı bir tutum alması için yine abd tarafından istismar ediliyor.)
4 Entry Daha