fener beyleri yada feneryot

osmanlı devletinde, avrupa ülkelerinden gelen elçilerin, belgelerin, evrakların vb. tercümesini yapan divan-ı hümayun tercümanlarıdır.
fener beyleri ismi (yada batılıların deyimiyle feneryot), istanbulun fethiyle birlikte (latince ve avrupa dilleri bilen ve avrupa ile ilişikleri bulunan) rum reayanın fener semtinde ikamet etmelerinden kaynaklanmaktadır.

osmanlı devletinin ,askeri gücü doruklarda olmasından dolayı diplomasi alanında, elçilik ve tercümanlık anlamında pek bir gelişme göstermemiş, ihtiyacı da olmamıştır.çünkü kriz zamanlarında yürütülen geçici/tek yanlı (latince; ad hoc) diplomasisi yürütmüştür.
(aynı durum roma imparatorluğu için de geçerlidir ,askeri güç doruklarda ise konuşulacak pek bir şey olmuyor. bkz:abd)

osmanlı devleti’nin diplomasi diline ihtiyaç duyduğu zamanlarda ise, avrupa dilleri yerine müslüman ülkelerin dilini bilen türklerin yerine (hristiyan ülkeler müslüman ülkelere eşit sayılmadığı gibi ,avrupa’ya giden elçilerimiz nadir ve geçici görevle gitmişlerdi), rum patrikhane’sinin yönetimindeki rum üniversitesinde eğitim almış olan (bu rum üniversitesinde osmanlıca'nın yanı sıra avrupa dilleri de öğretiliyordu), mecburen gary-ı müslimler görev alır olmuştu.

bu tercümanların, devletin en mahrem sırlarına vakıf olmalarının yanında, dış ilişkilerimizi nasıl yönlendirdiklerinin belirtilmesine gerek yoktur.
sultan 2. mahmud tercüme odasını kurarak bu durumun önüne geçilmesinin adımını atmıştır.

buradan da anlaşılacağı üzere türkiye cumhuriyeti dışişleri bakanlığı personellerinin, yerli ve milli olmasına fevkalade dikkat etmesi,tarihi bir ders olarak karşımıza çıkmaktadır.