hidiv

kavalalılara mensup mısır valilerine babadan oğula geçmek üzere 1867'de verilen resmi unvan.

1867'de sultan abdülaziz, "hıdiv" unvanını büyük fuad paşa'nın isteği üzerine ilk defa kavalalı mehmed ali paşa'nın torunu ismail paşa'ya verdi ismail paşa'dan sonra oğlu tevfik paşa, daha sonra da abbas hilmi paşa, mısır hidivi oldular.

mısır hidivleri protokolde sadrazam ve şeyhülislam ile aynı derecede sayılırdı.

hidivlik makamı, devlet-i aliyye'nin son yıllarında merkezden iyice kopan mısır'ın hareket serbestisini arttırmıştır.

özellikle kutsal topraklar ve hicaz'ın osmanlı'dan isyan ederek ayrılmasında mısır hidivinin rolü olmuştur.

hicaz'dan devletin başketine gerçekleştirilen yolculuklarda mısır önemli bir mola noktasıydı, osmanlı'ya isyan eden şerif hüseyin'in sağ kolu oğlu abdullah hicaz mebusu olması hasebiyle istanbul'a yaptığı yolculuklarda pek çok kez mısır hidivinin konuğu olmuş, kahire'deki abidin sarayı'nda özel olarak defalarca ağırlanmıştır.

abdullah, yaptığı bu konaklamalarda mısır hidivinin aracılığıyla ingilizlerle kontağa geçmiş; babasının arap devleti için aradığı desteği büyük britanya'nın mısır büyükelçisi vasıtasıyla bulmuştur.

bu örnekten de anlaşılacağı üzere hidivlik sadece bir makam olmaktan ötesidir. osmanlı'nın içerisinde çıkan bir ur gibi olmuştur. merkezi otoriteyi sarsmış, cihan devletinin içerisinde bir paralel yapılanmaya sebebiyet vermiştir.