hz. muhammed

medine islam devleti'nin kurucu lideridir. veda hutbesi ile insan hakları konusunda çığır açmıştır. genellikle peygamberlik vasfı ön planda tutulduğundan devlet yönetimi, siyaset ve uluslararası ilişkilerle alakalı görüşleri -uygulamaları- arkaplanda kalmıştır.
ümmi,öksüz ve yetim biri olarak,
yasalar oluşturup, dönemin en medeni toplumunu oluşturmasının yanında
ordu kurup,savaş yönetmesi
devlet kurup, devlet kurumlarını oluşturması,
finans mekanizmalarını oluşturması,
tarihin ender siyasal sözleşmelerinden birine imza atması,
yüzlerce yıl işlerliği devam eden bir sistemi ortaya koyması..
yani bütün bu (hem ümmi, hem öksüz, hem yetim olmanın getirdiği) zorluklara rağmen, başarılı olabilmek ve insanlığın kaderini değiştirebilmek ,insanın içinde olmalı!
insanın içindeki boşluğu doldurana hamdolsun...
stratejiksözlük içerisinde açılmış bir başlık olması hasebiyle sözlüğe uygun değerlendirmede bulunacağım

erginemez ve tersinemez bir realite olarak ortadadır ki işi biliyor kendileri; en nihayetinde cahil ve basit bir toplumdan medeniyet kurmak her yiğidin harcı değil
efendim bu konuda belki de -siyaset açısından- hatırlatılması gereken en önemli şey hz. muhammed halifelik yahut yönetim şekli gibi bir şeye herhangi bir atıfta bulunmamıştır. halifelik makamı aslında tamamiyle siyasi güç oluşturmak maksadıyla oluşturulmuş ve nitekim halifelik davası yüzünden yüzlerce müslüman birbirini öldürmüştür. yani düşünebiliyor musunuz son peygamber tebliğini yapıyor herkese islamı anlatıyor sonra birileri çıkıp islamı tekelinde tutmaya çalışıyor, müslümanların ruhani lideri olmaya çalışıyor. sonrasında ne oluyor dersiniz ? mezhepler gibi şeyler ortaya çıkıyor ki tamı tamına kurana zıt bir şey. sonra yine kurana(mezheplerine) bağlı bu insanlar birbirleriyle mezhep savaşları yapıyorlar...
en basitinden çok büyük bir devrimcidir kendileri.