laiklik

atatürk'ün görüş ve inkılapları arasında en çok istismar edilen ilkesidir. laiklik, din ile dünya, din ile devlet işlerinin ayrılması anlamına gelen tabirdir. laiklikte devletin resmi bir dini yoktur,

günümüzde de olduğu gibi türkiye cumhuriyetinin resmi bir dini yoktur. ancak laikliği sadece din ve devlet işlerinin ayrılması olarak görmemek gerekir. bütün toplumun din, vicdan, ibadet hürriyeti demektir.
laiklik bazı kesimler tarafından dinden uzaklaşma olarak nitelendirilir hatta dinsizlik olarak adlandırılır ancak benim şahsi görüşüm laiklik insanları gerçek inanca yaklaştırır neden mi? çünkü laik bir devlette herhangi bir din benimsenmediği için insanlar kendi yollarını kendileri çizer. tabi bu türkiye'de ki laiklik kavramı için pek geçerli sayılmaz çünkü din ve devlet işleri hiç bir zaman ayrılmamıştır. ayrılması da pek mümkün değildir. ayrıca toplumun yapısı, eğitim durumu, inanç şekli laikliği reddetmektedir. zaten biz de laikliği kendi inanç sistemimize göre temellendirmişizdir bizim dinimizde şunu yap, şunu yapma denmektedir. kur'an açıkça devlet yönetimi,ceza ve hukuk sistemini açıklayan bir kitaptır. bu gibi nedenlerden dolayı müslüman bir toplumun şeriatsız yönetilmesi zordur.bundan dolayıdır ki laiklik ülkemizde hala tartışılmaya devam etmektedir. türkiye'de laiklik "dini işine karıştırmamak için uzak dur" dan çok "dini kendi işine karışmaması için kontrol altında tuttur" böyle olması gereklidir. çünkü türkiye'deki etnik , dini yapı bunu gerektirmektedir. atatürk'ün çok sevdiğim şu sözüyle bitirmek istiyorum. "din gibi temiz bir duygu, politika gibi kirli oyunlara alet edilemez. din, ait olduğu yerde, temiz vicdan sahnesinde yaşanmalıdır." saygılarımla
din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması
eğitim sistemimizin sonucu olarak hep "din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması" olarak ezberletilmişse de bu kadar basite indirgenemeyecek bir kavramdır. öncelikle hedefi vicdan ve ibadet özgürlüğü sağlamaktır. bunun için de devletin birey ile yaratıcı arasından çekilmesini öngörür. insan oğlunun hacılara, hocalara, pirlere ya da şeyhlere değil doğrudan tanrı'ya kulluk etmesini sağlama amacı güder.
sekülerizm ile karıştırılmaması gereken kavram. laiklik sanılanın aksine dini korur(diyanet işleri bakanlığı kapsamında) ancak devlet işlerine alet etmez.
sekülerizm'de ise devlet dinden tamamen bağımsızdır. camilerini kiliselerini dahil genel olarak halk kendisi yapar. e tabi bu da dinde ayrışmayı getirir. cemaat tarikatler dilediği gibi at koşturur. laiklik buna izin vermez. din, devletin kontrolündedir.
laiklik ,devletin dini yoktur olarak algılanırsa devlet mekanizmaları dini reddederek işler, ancak devlet tüm dinlere eşit mesafede olduğu olarak algılanırsa, bu durumda devlet mekanizmaları ,dinleri tanır ve inananlarının dini rituellerini gerçekleştirmesini sağlayacak mantıkla işler.

ülkemizde laiklikle ilgili doku uyuşmazlığının sebebi, müslüman gibi görünen ancak deist bir yaşam sürmek isteyenlerin, laiklik adı altında deizmi savunmaları ve bunu topluma zerk etmeye çalışmalarından kaynaklanmaktadır.
kısacası "devletin dini yoktur"mantığıyla, "devlet her dine eşit mesafededir" mantığının çatışmasıdır.
ayrıca roma, osmanlı vs. dönemlerinde dahi devletler dinleri tanırdı çünkü belli inançlardaki kimselerin kendi kurallarından, kendi şeriat mahkemelerine kadar serbestlikleri bulunurdu. (örneğin; roma imparatorluğunda, hz.isa'nın çarmıha gerilmesi olayı, yahudi toplumunun kararı iledir,yahut osmanlı devletinde yine hristiyanların kendi mahkemeleri bulunurdu.)
unutulmamalı, bu devletler dünya tarihine geçmiş yegane devletlerdir.
devletimizin uzun bir süre yanlış olarak algıladığı anayasa da olan atatürk'ün altı ilkesinden biri. devlet bu ilkeyi her dine eşit mesafede olması ve din ve ve vicdan özgürlüğü olarak değil de dini cemaatleri baskıya alınması ve devlet kontrolü alınması olarak algılandı. öyleki muhafazakar kesim uzun süre devlet nezdinde bir taraftan dini duygularından ötürü ciddi baskı altına alınırken diğer taraftan ise diyanet işleri başkanlığı ile islam dini devletin kontrolü altına alınmak istendi. sonuç olarak bu ciddi baskı muhafazakar kesimi yer altına indirdi. ve devlet sistemini konrol altına almak ve gizli bir şekilde faaliyet yürümesine sebep oldu. sonuç olarak gülen cemaati gibi birçok muhafazakar cemaatin doğmasına sebep oldu. çünkü münafıklık baskı ile ortaya çıkar. insan rahat olduğunda değil, baskı altında olduğunda gizleme ihtiyacı hisseder. sonuç olarak laiklik ilkesi yanlış yorumlanması ile bugün birçok soruna sebep olmuştur.
ali fuat başgil din ve devlet ilişkisini üçe ayırır; dinin devleti kontrol ettiği sistem, devletin dini kontrol ettiği sistem ve laiklik. ilk iki noktayı iki aşırı uç olarak sunar ve laikliğin bu iki aşırı ucun ortayolu olduğunu söyler. bu ayrımdan yola çıkacak olursak türkiye'de hiç bir zaman laiklik olmamıştır, devletin dini kontrol ettiği bir sistem olmuştur. diyanet işleri başkanlığı bunun en güzel örneğidir. ali fuat başgil de türkiye de laiklik anlayışını baştan aşağıya eleştirmiş ve anayasa'ya tanım olarak girmesin gerektiğini savunmuştur. sayın ord. prof. ali fuat başgil'e sonuna kadar katılıyorum
laiklik ,din ve devlet işlerini ayırmak değildir. devlet’in ,dini kontrolü altına almasıdır.
milleti dininden uzaklaştırmak için çıkarılan saçma luzumsuz fransızcada dinsizlik anlamına gelen kelime
yobaz poposu yakmaya hız kesmeden devam eden kavram
laiklik kavramını sadece din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması olarak kabul edersek çok basite indirgemiş oluruz. laiklik, sekülerizm değildir. laiklik devletin, dini işlere karışmamasını da kapsar. örneğin din ve inanç hürriyetini -ki inanmama da bu hürriyetin içindedir- sağlayan ilke, laikliktir. devlet laik olduğunda hem işler dini hükümlere göre vuku bulmayacaktır, hem de devlet eliyle inanç sahibi vatandaşlara inançları dolayısı ile karışılmayacaktır. hem devlete hem de vatandaşa hak ve ödevler getirilmesini de kapsar.
laiklik kesinlikle çok önemli. öte yandan türkiye’de bir gürühun laikliği bira içmek olarak algılaması da gerçekten üzüntü verici. bundan 2 gün önce abd’de brunson - trump görüşmesinde, trump’ın burunson tarafından kutsanması ve daha sonrasında trump’ın brunson’a oyunu kime veriyorsun diye sormasını gerçektekten çok utanç verici buldum. abd’ye laikliği götürmeliyiz bence...