neden çalışmayı sevmiyoruz?

öncelikle bireyler olarak kendimize samimi ve dürüst olarak sormamız gereken bir soru neden çalışmayı sevmiyoruz? ve neden her şeyin hep en kısa ve kolay yolunun arayışı içerisindeyiz? oysa ki hayatımızda öyle şeylere zaman ayırıyoruz ki mesela özellikle de hepimizin en çok dert yandığı bir konu olan sosyal medya bataklığından kurtulamıyoruz. tam tersine işler gittikçe kontrolden çıkıp artık kronik bir rahatsızlığa dönüşüyor ve bunu fark ettiğimiz zaman her şey için çok geç olmuş olabilir.
bu noktada artık bir şeylerin ciddi anlamda farkına varıp bireyler olarak öncelikle kendimize ve yaşantımıza bir çeki düzen vermek zorundayız. bir çoğumuz hatta tamamına yakını artık üniversite mezunu olan genç bireyler olarak bir şeylerin değişmesini beklemek yerine kendimiz harekete geçmeyi denesek daha iyi olmaz mı?
efendim falancanın babasından kalmış bizim yok, ötekinin tanıdıkları vardı işe girdi, berikinin hazırda işi vardı onu yapıyor demekten biz ne yapıyoruz, hangi noktadayız kendimize bunları sormaya korkuyoruz. yetmiyor üstüne bir de çalışmayıp çalışan ve bir şeyleri başaran yani bunu hakkıyla yapan kesimden bahsediyorum ki hiç azımsanamayacak kadar iyi bir kitle var.
ön yargılarımızdan ve kalıplaşmış düşüncelerimizden bir an önce sıyrılıp harekete geçme zamanı. ve en iyi olduğunu düşündüğünüz şeyi yapmak için çabalamalısınız. kendinize yatırım yapın öncelikle. sistem kötü olabilir evet, eğitim yetersiz ve kalitesiz olabilir ki bunu en çok eleştiren de benim. ama bunların hiç biri bahane olmamalı. tembellikten acilen kurtulup bir şeylerin düzelmesi için önce bireyler olarak adım atmalı sonra kolektif bir çalışmanın parçası olduğumuzu göreceğiz.

unutmayın ki bilgi en büyük güçtür. kaleminizin ucu sivri olsun.
sevmiyoruzmuymuş.. bence çalıştığının karşılığını alamadığımız içindir. asgari ücret çalışanları üretim miktarlarına göre, saatlerine göre ücretleri az. nasıl sevsin adam çalışmayı.. kazandığını harcayacak ekonomi oluşsa bile (zor!) zaman yok. öğrencinin çalışmaması ise tamamen iş bilinçsizliği, ben de çalışmazdım. belki eğitim sistemine de dayayabiliriz bu konuyu temelde, yahu her şey sorunlu arkadaş..
değerli olduğumuzu hissedemiyoruz,
değer ürettiğimize inananmıyoruz,

peki ne yapabiliriz : en başta kendimizden başlayarak,
kendimizi sürekli geliştirebiliriz, yeni yetenekler yeni kabiliyetler edinebiliriz.

bunların dışında geneli kapsamasa bile örneklerini çok gördüğümüz bir şey daha var. "sen çalış patron kazansın" düşüncesi ağırlıkta bunu tetikleyen şeylerin başında çalışanın haklarına saygı duyulmaması var. fazla mesai ücreti mümkün oldukça verilmiyor. maaş alırken çalışıp kazandığını değil patronun cebinden yediğin hissi yaratılıyor.
çalışmayı bilmediğimizdendir bence. okullarda çalışmamız gerektiği söylenir ancak nasıl çalışmamız gerektiğinden hiçbir zaman söz edilmez.
coğrafi şartlardan dolayı pek çalışmayı sevmiyoruz sıcak iklim ülkesiyiz bu ülkeler genelde pek çalışmaz . örnek yunanistan italya daha çok akdeniz ülkeri ama almanya öyle değildir iklimleri onları sert bir disipline adapte etmiştir. tabi hem coğrafya hemde iklimsel bazda avantajlar vermiş bu da burada yaşayan insanların rahat olmasına neden olmuş