nobel ödüllü ekonomist krugman'ın türkiye'deki durum ile ilgili yazısı

krugman'ın 11.08.2018 tarihli the new york times'ta yayımlanan türk lirasındaki değer kaybı ve türkiye'deki ekonomik durum ile ilgili yazısının çevirisini derlemeye çalıştım:

1998'teki parti gibi

ve şuan bazı şeyler tamamıyla benzer:

bir süredir, asya'da 20 yıl önce gerçekleşen krizi anlamak için uzun zaman harcayanlar bu krizin benzerinin türkiye'de yaşanıp yaşanmayacağını merak ediyordu. artık yeterince eminiz, bu kriz o dönemde olan gibi görünüyor.

senaryo şöyle: bir ülke düşünün, bir anda nedeni ne olursa olsun yabancıların gözdesi haline geliyor ve yıllar içerisinde çok yüklü miktarlarda dışarıdan sermaye çekiyor. burada kritik olan borçlanılan paranın yerel para birimi değil, döviz cinsinden olması. (abd'de durum farklı; geçmişte büyük para akışları aldı fakat böyle savunmasız değil, abd dolarla borçlanıyor.)

ancak bir noktada, bu parti sona eriyor. dışarıdan gelen borcun 'aniden durmasına' neyin neden olduğu çok da önemli değil: bunun nedeni ekonomi politikalarının başına damadın atanması gibi iç gelişmeler olabilir, abd faiz oranlarındaki artış olabilir ya da sizinkine benzer başka bir ülkede yaşanan kriz olabilir.

sorun ne olursa olsun, en önemli şey dış borçların ekonominizi ölüm sarmalına karşı savunmasız hale getirmesidir. güven kaybı, para biriminizin de hızla düşmesine, bu durum döviz cinsi borçların geri ödenmesinin zorlaşmasına, bu da reel ekonominin zarar görmesine ve güvenin daha da azalmasına neden olur. bunun sonucunda da para birimi tekrar düşmeye başlar ve bu döngü devam eder.

sonuçta dış borcun gayrisafi yurtiçi hasılaya (gsyh) oranı çok ciddi bir sıçrama yapar. endonezya; 90'lı yıllardaki finansal krize ,türkiye'de bu yılın başlarındakine benzer olarak, dış borcunun gysh'ye oranı yüzde 60'ın altında girdi. 1998'e kadar daralan endonezya rupiah'ı bu borcu gsyh'nin yaklaşık yüzde 170'ine çıkarttı.

böyle bir kriz nasıl sona erer? etkili bir politikayla karşılık verilmediği sürece ülkedeki herkes iflas edene kadar para birimindeki değer kaybı ve dış borcun gsyh'ye oranınındaki hızlı artış sürer. bir noktada para biriminin zayıf olması bir ihracat patlaması yaratır ve ekonomi de dış ticaret fazlasını temel alarak büyümeye, sonunda da krizden çıkmaya başlar. (bu, türkiye'ye tl'yi cezalandırmak için yaptırımlar uygulayan donald trump'a şaşırtıcı gelebilir.)

bu kısır döngüden çıkmak için kestirme bir yol yok mu? var ama kurnaz bir yol. krizin maliyetini azaltmak için yapılması gereken şey kısa vadede geleneksel adımların dışına çıkan ancak aynı zamanda uzun vadede geleneksel politikalara geri dönüleceğine dair güvenilir garantiler veren bir yaklaşım benimsemek.

bu şöyle işliyor: panik sonucu yaşanacak sermaye kaçışını engellemek için geçici sermaye kontrolleri getirmek ve muhtemelen döviz cinsi borçları ödemeyi reddetmek yoluyla, borç oranının hızlı artışını durdurmak. diğer yandan da krizin bitmesinin ardından mali açıdan sürdürülebilir bir rejim oluşturmak için taşları dizmeye başlamak.eğer her şey yolunda giderse, güven de kademeli olarak tekrar sağlanır ve sonunda da sermaye kontrolleri kaldırılır.

malezya bunu 1998'de yaptı; güney kore de aynı dönemde abd desteğiyle benzer bir yol izledi. on yıl sonra, izlanda sermaye kontrolleri ve borç reddinin bir bileşimi ile çok iyi bir iş yaptı (kesin olarak konuşmak gerekirse, özel bankacıların borçları için kamu sorumluluğunu almayı reddetti).

arjantin de 2002 yılında gelenekselin dışına çıkan politikalarla iyi performans gösterdi ve birkaç yıl sonra borcunun üçte ikisini ödemeyi reddetti. ancak kirchner rejimi, ne zaman durması ve geleneksel politikalara dönmesi gerektiğini bilmiyordu. bu da ülkenin yeniden krizin içine düşmesine neden oldu.

ve belki de bu örnek, bu tarz krizlerle baş etmenin ne kadar zor olduğunu ortaya koyuyor. bunun için hem esnek hem de sorumluluk sahibi bir hükümete sahip olmanız gerek. alınan özel önlemleri uygulayacak kadar teknik yetkinliğe ve bu uygulamaların büyük yolsuzluklara yol açmasını engelleyecek kadar dürüst olmasını söylemeye bile gerek yok.

ne yazık ki, bunlar pek de erdoğan'ın türkiye'sine benzemiyor. elbette ki, trump'ın amerika'sına da benzemiyor. neyse ki, bizim borçlarımız dolar cinsinden.



https://www.nytimes.com/2018/08/11/opinion/partying-like-its-1998.html

https://www.bbc.com/turkce/haberler-45155669
ülkemizde herkesin anlayacağı cinsten ekonomiyi anlatan özgür demirtaştan ekonomik durumla ilgili çok güzel bir özetleme. video başlığına aldanmayın lütfen.