polıtıkleşen türkıye

2009 yılında, davos zirvesi'nde, ‘one minute' olayı
2010 yılı. fenerbahçe şike suçlamasıyla yargılandı, başkan aziz yıldırım hapis cezası aldı.
aynı yıl türkiye'nin önde gelen cemaatlerinden ısmailağa cemaati'nde önde gelen isim ahmet mahmut ünlü hapse atıldı. hemde kadın ticareti gibi yüz kızartıcı bir suçtan.
deniz baykal ve kaset skandalı da aynı yıllarda oldu
bu yıllarda ıran ile yakınlaşan türkiye, abd'nin vetosuna muhatap oldu.
2011 ergenekon ve balyoz'un etkisi sürerken, üzerine oda tv eklendi.
2013 yılı yaz aylarında, ‘gezi olayları' patlak vermişti. ılk üç gün normal geçen protestolar, sonrasında, yurtdışı iistihbarat ve pkk terör örgütünün hareket alanı olmuştu
2013 yılı sonuna doğru 17/25 aralık’la ülke çalkalandı. ardından gelen açıklamalar ve iddialar iki taraf açısından kan dondurucuydu.
2014 yılında cumhurbaşkanı erdoğan seçilmişti.
2015 yılında ise 7 haziran seçimleri sonrası sonuçlar koalisyonu işaret ediyordu. bu sıralarda pkk doğu'daki illerimizde ‘sözde özerklik' ilan etmişti. ‘hendek operasyonu’ başladı. aslında cumhur ıttifakı da fiilen o zaman başladı.
2016 yılında türkiye 15 temmuz hadisesine tanıklık ediyordu. artık türkiye tamamen politikleşmişti. hain fetö girişimi, milletçe bastırılmıştı. hemen akabinde bu kez sınır ötesi bir harekat yaparak, suriye'ye resmen adım atmıştık. ‘fırat kalkanı harekatı'yla orada türkiye'de vardı.
2017 yılında, hdp eş başkanları, figen yüksekdağ ve selahattin demirtaş hapse atılmıştı.
2017 yılında bir başka harekata hazırlandık. 2018 ilk aylarında mehmedimiz‘zeytindalı harekatı'yla afrin'e girdi.
2018 yaz aylarında, ‘ekonomik kuşatma’ yaşadık. etkisi halen sürmekte.
demek istediğim, toplum siyasallaştırıldı. milleti kendisine çeken diğer etmenler zayıflatıldı. futbolda başarısız milli takım ve büyük kulüpler, kalitesiz ve basit dizilerle toplumun algıları politikaya yönlendirildi. zaten mevcut darboğazda da halk istemese de durumları takip etme ihtiyacı duyuyor. dünya'da ve bölgemizdeki gelişmeler de siyaseti odak noktasına çekiyor. siyasi tercihler, psikoloji ve sosyoloji olmadan asla tam anlamıyla anlaşılmaz. yani 2019 yılının güzel geçmesi en büyük temennim, sağduyu bu yılın anahtar kelimesi olmalı. saygılarımla...
bir fay hattı düşünürsek biriken bir enerji var ve bunun patlamasından korkarım.
katılmadığım tespittir. halk tabanına baktığımız zaman özellikle genç nüfusta hala apolitik olma eğilimi devam etmektedir. bana dokunmayan yılan bin yaşasın anlaşıyı kırılmadıkça politikleşen zemin yaratma olasılığı azdır.
tam tersi oldu. politikaya yönelen toplum böyle olmaz. politikaya yönelen toplum acaba ben konuşursam başıma bir iş mi gelecek diye düşünmez. eleştirmekten korkmaz politkleşen toplum. mesela sivil toplum kuruluşlarında artış görülmesi gerekirken bunun esamesi bile okunmuyor. toplumu geçtim gazeteci kimliği taşıyan insanlar konuşmaktan, yazmaktan çekinir oldu. böyle bir durumda toplum politikaya yöneliyor demek olanlardan bir haber yaşadığınızı gösterir. insanlar tam aksine kaçıyorlar politikadan. anacak siyasiler özelinde ama sadece siyasiler özelinde dış politikada daha çok sesi çıkan bir türkiye diyebiriz. fakat bunun da fazla sürdürülebilir olmayacağı kanaatindeyim. önce toplum buna adapte olmalı.