saddam hüseyin'in kurban bayramında idam edilmesi

2 Entry Daha
katolik hristiyanların oyuyla başkan seçilen bush’un cumhuriyetçi parti’si bu kesimlerden finansal destek de almıştı. bush yönetimi gelenekselliğin ve yeni muhafazakar hristiyanlığın yeniden abd başkentine taşınmasını sağladı. abd dış politikası da cumhuriyetçi parti’nin bu radikal politikaları ile şekillenmeye başladı. ırak savaşı sürecinde uluslararası arenada demokrasi ve nükleere karşı savaş çığırtkanlığı yapılıyorken içeride ise islami teröre karşı savaşın ve yeni muhafazakar hükümetin propagandası yapılıyordu (bu konuda jstor'da bush'un retoriğini inceleyen bir makale vardı bulursam eklerim. esere göre bush retoriğini öylesine etkili kullanıyordu ki, abd'de işgal karşıtı alelade birisi idlami terör destekçisine dönüşüyordu). esasen bush’un baba bush gibi realist politikalar izleyeceği görüşü 11 eylül saldırılarından sonra tersi yönde istikamete doğru yol aldı. yönetim içerisindeki yeni muhafazakar grubun doktrinel eğilimi abd’nin askeri ve iktisadi olarak diğerlerinden daha güçlü olması gerektiği görüşünü katı bir şekilde savunuyordu. dünya çapındaki işbirliği bir yandan dünyanın abd’nin bağımlısı olması yönünde algılaması olan bu grup güç mefhumunu uluslararası faktörleri izale edip, abd’yi küresel ölçekte refahın tesisi için başat aktör ilan etmişlerdi. bu radikal iktidarın dünya algılaması uluslararası ilişkilerde meşruiyet olgusunu da ortadan kaldırmıştı. bu neocon hristiyan iktidar rıza elde etmenin yolunun da militarist güç elde etmek ile gerçekleşebileceğine inanıyordu. işte bu neocon iktidar işgallerini bir haçlı seferi ile özdeşleştiriyordu. bu yeni muhafazakar bakış 11 eylül'den sonra yönetimi etkileyerek politikalara yön vermeye başladı. işte bu görüş saddam ve ırak'ın ilhakının hak olduğunu ve abd’nin şer odakları ile savaşan dış politika pratikleri üretmesi gerektiğini iddia ediyordu. demokrasi ve abd değerlerinin askeri güç ile yayılması gerekliliği yeni muhafazakar iktidar ile belli bir zemine oturtuldu. ırak’ta yaşamını yitiren amerikan askerlerinin sayısı, saddam rejiminin nükleer silahlarının ve el-kaide bağlantılarının bulunamaması, abd’deki istihdam sorunları gibi birçok mesele mevcut hükümeti sorgulatsa da bush’un 2004’te oy oranını arttırarak yeniden başkan seçilmesi yeni muhafazakar partinin bu eğilimlerinin halk tarafından da benimsendiğinin karşılığıydı.

belki saddam iyi bir insan değildi. gaddar biriydi, devletini akrabalık-aşiret ilişkileri üzerinden inşa etmişti. el-kaide ve radikal islam ile irtibatı kavi biri değildi: zaten arap milliyetçiliğine dayanan sosyalist bir lider radikal islam'dan çok cemal abdül nasır'a falan yakın olurdu. ancak hem garpta hem şarkta inşa edilen saddam profili islam ile vücut bulmuştu. saddam'ın bir kurban bayramı gününde idamı da neocon amerikanların islam alemine mesajıydı.

saddam, allah taksiratını affetsin.