sevr ve lozan haritalarının karşılaştırması

24 nisan 1920'de ittifak devletleri'nin hazırlayıp osmanlı'ya sunduğu sevr anlaşmasındaki topraklarımız ile 24 temmuz 1924'te tbmm ile yabancı ülkeler arasında imzalanan lozan antlaşması sonrası harita. iki anlaşmanın harita üzerindeki karşılaştırması.
lozan başarı değil diyenleri bir kez daha düşünmeye sevk eden karşılaştırmadır.
türkiye'de yıllardır karşılaştırılan haritalardır. geçmişe saplanıp kalmanın kimseye bir faydası yok. hele bu haritalar üzerinden siyasi tartışmalara girmek, toplumu kutuplaştırmak türkiye açısından çok büyük bir problem. bana göre lozan ile birlikte osmanlı dibinden kesilmiştir. istiklal harbi'ni yürütenler osmanlı'nın kökünden kesilmesini engellediler. dönemin konjonktürü içerisinde yapabileceklerin en iyisini yapmaya çalıştılar. unutulmamalıdır ki eğer osmanlı kökünden söküldüyse yapılacak bir şey yoktur. ama eğer dibinden kesildiyse yanından bir filiz vermesi mümkündür.
bir arsanız var ve iflas ettiniz, arsanızın bir kısmını x birim karşılığında gözden çıkardınız ama x birim karşılığında almak için talipli olan kişi arsanın büyük kısmını almayı teklif ediyor. kabul etmediğiniz bu teklif serv.
lozan ise ,aranızın x birim karşılığında gözden çıkardığınız alandan çok daha fazlasını (önceki teklife göre ise çok daha az bir kısmını) vermenizden başka bir şey değil...
lozan antlaşmasını başarılı göstermek adına, serv projesinin bir anlaşmaymış gibi sunulması ve altına serv antlaşması yazılması ise ayrıca yanlış ve yanıltıcı bir bilgilendirmedir.
serv bir tekliftir ve tabir-i caizse ölümdür!
lozan ise bir antlaşmadır ve ölümü gösterip sıtmaya razı olunması durumudur...
milli kuvvaların oluşturulması, milletin değil ölüme, sıtmaya dahi razı olmadığının ve serv projesini çöpe attığının kanıtıdır..
türkler,tarih boyunca olduğu gibi ,devletsiz yaşamamak anlayışından hiçbir zaman,hiçbir otoriteyi referans alarak vazgeçmemiştir, ve hiçbir otoriteyi referans alarak da devlet kurmamıştır.
bu bir kültür ve yaşam biçimidir, anlatılamaz, yaşanır!
aksini iddia etmek ise binlerce yıllık türk tarihini inkardır.
türk tarih kurumu artık sevr’i antlaşma olarak değil ‘tarihi belge’ olarak tanımlayacakmış
efendim şunu söylemek gerekir ki tarih incelenirken dönemin şartları göz altında bulundurulmalıdır. lozan antlaşması ise dönemin şartlarına göre yapılabilecek en karlı antlaşmadır. unutmamak lazımdır ki 1. dünya savaşından sonra türkiyenin öyle aman aman bir askeri ve ekonomik gücü yoktu. hatta şöyle ki uçak fabrikalarını kapatıp natoya üye olduktan sonra natonun bize yollamış olduğu 2. dünya savaşından kalma silahlar bizim ordumuzu ciddi manada modernize etmiştir.
sevr anlaşması imzalandığında muhtemelen batılı devletlerin de tamamı bu anlaşmanın geçersiz olabileceğini düşünmüştürler. çünkü bunu imzalayan osmanlı devletinin de gayesi anadoludaki kurtluş mücadelesine zaman kazandırmak. dikkatin kurtuluş mücadelesine yoğunlaşmasını engellemek.
tabi resmi tarih osmanlı ile ankaradaki meclisin çatışma içerisinde olduğunu belirtir ...
lozan'a gelince bu konu hakkında olumlu olumsuz hiçbir görüş beni tam tatmin etmez. ancak şu bir gerçek ki osmanlı(ve devamındaki türkiye cumhuriyeti) savaşın kaybedenidir. misak-ı milli sınırlarının dahi bir kısmından taviz vermek mecburiyetinde kaldık. savaşlar nihayete erdiğinde kaybeden devletler üstünde kazanan devletler daima söz sahibi olur. bu anlamda lozan'da da tavizler olmak mecburiyetinde olduğu muhakkak bir gerçektir.
bir tarafta bu ülkenin tapusu işgal güçlerine verilirken ülkenin diğer tarafında bir avuç vatansever o paçavrayı hiçe sayıp ülkeyi sağlam temeller üzerine kurmuştur.