sizce ülkemizin sorunu(sorunları) nedir ?

belki de böyle bir başlık buraya hem uygun değil gibi hem de burayla çok alakalı gibi oldu.
velhasıl ben ülkemi daha ilerde görmek isteyen bir vatandaş olarak analitik düzlemde sorunumuzu tespit edip onla başa çıkmanın yollarını aramak istiyorum. bu bağlamda aynı soruyu buradaki kitleye de sormak istiyorum.
bu soruyu ikiye bölebiliriz; 1- genel sorun(lar) ne ? 2- şuanda güncel olan sorun(lar) ne ?

genel sorunumuzun ben her zaman eğitim olduğuna inanıyorum. çünkü bugüne kadar hangi tartışmaya hangi olaya baktıysam sorunun eğitimde olduğunu gördüm. eğitim derken aynı zamanda öğretimi de kast ediyorum. yani hem üstün, erdemli insan olmayı hem de bu insanın içinin çeşitli bilim,sanat,spor,ilim dallarıyla dolu olmasını kast ediyorum.
şuan ki sorunumuzun ise hayata olaylara siyasete ona buna şuna “romantik” bakılması olduğunu düşünüyorum. gerçekçi -realist- bir bakış açısı yerine içi tamamen duygularla oluşturulmuş bir bakış açısına sahibiz. örneğin suriye meselesine romantik bakmamızın cezasını bugün realist olgularla hissediyoruz. ya da ekonomiyi hep başkasının bizi biz olduğumuz için silah olarak kullandığını düşünüp aslında ekonomimizin sağlam olmadığını kabullenemiyoruz.
siz ne düşünüyorsunuz ?
tüm sorunlarımızın tek cevabı var coğrafya. önce ne alaka eğitim ekonomi dururken coğrafya ne alaka diyebilirsiniz. sorunlara eğitim ya da ekonomi ne açıdan baksanız sadece durumu kurtarırsınız.sorunumuz kendimizi ve coğrafyamızı bilmemekten kaynaklanıyor.biz kimiz hala bir muamma? coğrafyanın bize ne verdiğini bilmiyoruz. mesela türkiye çok stratejik derler ii de bize yararı ne kavgamız içinde o strateji eriyip gidiyor.bulunduğumuz coğrafya da toplumların bir çeşit köprü durumunda bulunuyoruz bir nevi medeniyetler han'ı dır anadolu bu hana gelen her medeniyet iyi kötü içine almış çok farklı çeşitler ile bir sentez yapmış bunu zaman zaman bir o medeniyet bir bu medeniyet ortaya çıkmış amma velakin alt kültür olarak bir çok medeniyet saklı kalmış biz bunları bilmiyoruz. osmanlı medeniyetini bilmeyiz, yunan medeniyetini bilmeyiz anadolu'nun kadim medeniyetlerini bilmeyiz türk kültürünü bilmeyiz bugün dışarı çıkıp 50 yıl sonrasını sorsanız çok az kişi bilir. toplumumuzun bir hafızası yok. türkiye aynı zamanda çok aktif bir toplum o kadar büyük olaylar oluyor ki bunun aynısı gelişmiş bir ülkede yaşansa o ülke psikolojik travmaya girer. buna rağmen türkiye de bu kadar şey yaşanınca toplum artık tepkisizleşiyor ruhsuzlaşıyor bu da onu tepkisiz halinde bir ruh haline getiriyor. özelikle son 300 yıldır toplum olarak kendimizi konumlandırmak açısından bize hala neyin tam olarak doğru olduğunu idrak edemedik sürekli ülke yap boz halde bir o ideolojiye sarılıyor sıkıldı mı bir başka ideoloji etrafında kümeleniyor. sorunumuz en büyük kaynağı coğrafyamızda sorulan en meşhur sorunun cevabını bilmemek "nerelisin gardaş?" öncelikle toplumun kendini coğrafyasına uygun konumlandırması buna göre izlenmesi gereken politikalar üretmeli. ne olduğumuzu bilerek adım atmalı tarihin sayfalarına bakarak kalem oynatmamak lazım . sosyolojik ve psikolojik olarak toplumumuzun haritası çıkarılması en büyük sorunun aslında dışta değil her zaman içte olduğunu düşünürüm o yüzden önce kendi gerçekliğimizi bilmemiz lazım yalnız bu geçmişin sadece iyi güzel yönlerini değil kötü taraflarını da bilmekle olur yoksa günümüz gibi ikiyüzlü bir toplum ile karşılaşırız.
-eğitim
-vergi (dolayli vergilerin adaletsiz vergi olmasi)
-kurumlarin bagimsizligi ve seffafligi
-mülteci sorunu
-dış politikada yanlis politika izlenmesi
-bilim yerine dine yönelme
-yuksek enflasyon
-cari acikla buyumeye calisma
bircok sorundan bazilaridir.
ülkemizin en büyük sorunu tabiki de eğitim neden mi?
çünkü biz insanımızı eğitmiyoruz, yetiştirmiyoruz. eğitim sonucunda standart bir insan çıkartmaya çalışıyoruz. öğrencilerimizi analitik düşünmeye, eleştirmeye yönlendirmiyoruz. hayal kurdurtmuyoruz. ilkokul sıralarında oturan bir çocuğa hayalin nedir diye sorduğumuzda asker doktor polis öğretmen ressam astronot heykeltraş vs. olmak ister. istemesi normal ve gayet güzel ancak bu çocuklar liseye geçtiğinde hayalleri çevresinin, ailesinin istediği yönde şekillenmeye başlıyor. artık hayalleri iş bulabileceği, para kazanabileceği bir alana yönelmek zorunda kalıyor. çünkü bizler ilkokul sıralarında oturan o çocukların hayallerini istihdam edemiyoruz. bunların dışında çocuklarımıza ahlakı değerleri, kültürümüzü, gelenek göreneklerimizi öğretemiyoruz. iyi insan nasıl olunur?emek nedir? ahlak nedir? hak nedir? gibi soruları çocukların benliklerine yerleştiremiyoruz. yerleştiremediğimiz, eğitemediğimiz çocuklarımız ileride ebeveyn olduklarında aldıkları eğitim doğrultusunda çocuklarını yetiştiriyorlar çocuklar ilk olarak onları örnek alıyor. bu durum sürekli devam ediyor ve bizde sürekli yerimizde sayıyoruz.
bir taraftan türk eğitim sistemi de aynı (bkz:bozulan yollara yaptığımız yama) gibi aksayan bir durum olduğunda ordaki hatayı tespit edip düzeltmek yerine üstünü kapatıyoruz. oysa eğitim devamlılık isteyen uzun bir sistemdir. en az bir nesil o sistemde ısrar etmek gerekir. tabi sistemi de uzunca planlayıp çağa göre yerleştirmek gerekir. kirişleri sağlam tutup binayı kendi benliğimiz çerçevesinde çağa göre şekillendirmeliyiz.
maalesef çok fazla sorunumuz mevcut. eğitim, işsizlik, ekonomi ve vergi sistemi, terör, yetersiz ceza kanunu, mülteci sorunu, dış politika şeklinde liste uzar gider. ülkenin nüfusu ve yapısı, coğrafya, enerji, göç gibi faktörlerde bu sorunları doğrudan etkiler. aslında hepsi birbirine bağlı olan faktörlerdir.tek bir faktöre bakarak sorunları iyileştirmeye çalışmak mantıksızlıktır. sadece ekonominin veya eğitimin iyi olması bazı sorunları çözse bile her şeyin iyi olması demek değildir.
mütevaziliği zayıflık ve saflık olarak görmediğimiz zaman, teşekkür etmekten korkmadığımız zaman, yolda ve kaldırımda yol vermeyi öğrendiğimiz zaman, elimizdeki çöpü çöp kutusuna kadar bekletip yere atmadığımız zaman olacak.

eğitim, eğitim, eğitim.

ve en temel eğitim ailede başlar. çocukları ile ilgilenmekten aciz gözünü televozyon dizilerinden kaldırmayan, örnek olacağı yerde bir de üzerine çocuğu kitaplardan, derslerden soğutan bir aile yapısı içinde yetişen nesiller sağlıklı olamaz. tüm suç aile de mi? değil tabiki. liyakata göre alınmayıp sözde eğitimci kimliği ile dolanan çocuk yetiştirmekten bir haber binlerce vasıfsız öğretmen kadrosu da işin tuzu biberi.

sıfırdan yepyeni, yapısal anlamda bir reform şart. sınav sistemini değiştirerek bir yere varamayız. öğretmeni yetiştiren öğretim elemenı problemli kaldı ki sistemin geri kalanı olmasın.
eğitimsiz , ahlaksız ve riyakar bir topluma sahibiz malesef. rüşvetin, torpilin ,adam kayırmanın normal olarak görüldüğü , siyasal iktidarın yaptıklarını bir lütüf görüp, yapamadıklarını başka etkenlere bağlayacak kadar aptal bir milletimiz var kimse kusura bakmasın. çare eğitim (bkz:imam hatipler kapatılsın)
eğitim ve öğretim de ciddi sorunlarımız var okullarımızda disiplinin sadece adı var ayrıca öğrenciler yeteneklerine göre mesleklere yönlendirilemiyor örnek olarak kan görmeye dayanamayan bir çocuğu sırf puanı yetiyor diye tıp okutmak saçma
eğitim,din,yargı,sağlık

çünkü bu itibarlı mesleklerde liyakat ve gönüllülük esastır.ne zaman ki maaş/iş olarak algılanmaya başlandı ,bu mesleklerdeki yozlaşma da işte o zaman başladı...

bu sebeple ,her sene değişen sistemle,en kötü sisteme bile razı edilen hatta öğrenciyi müşteri gibi gören bir eğitim sistemi... hastaya hasta gibi yaklaşması gerekirken insan gibi dahi yaklaşmayan,ve prim karşılığı ilaç yazan sağlıkçılar... halkın vicdanı olan mahkemelerde ,vicdanla cüzdan arasında sıkışan hakimler...herkesin keyfine göre fetva veren hocalar...türedi

bazı meslekler vardır iş/maaş olarak algılanmamalı eğer iş/maaş olarak algılanırsa bilgisiz, ahlaksız, adaletsiz ve sağlıksız bir toplum olur ve bu toplulukla devlet hiç bir yere gidemez..
eğitim, eğitim, eğitim. bunu halledersek diğerleri kendiliğinden çözülür