türkiye ekonomisi üzerine düşünceler

türk ekonomisinin genel karakteri
günümüzde ülkelerin ekonomik durumu rakamlarla ifade edilmektedir. gsyh, cari açık, büyüme hızı, döviz kuru, enflasyon gibi birtakım rakamlar ekonominin doğru yolda olup olmadığının göstergesi sayılmaktadır. ancak rakamlarla ifade edilmeyen ve bu göstergelerden çok daha önemli olan şey ekonominin genel karakteridir.
türk ekonomisi gelişmesini temelde üç sektöre dayandırmıştır. turizm, inşaat ve tekstil.
a-turizm
ülkemiz gibi çevresinde savaşların ve istikrarsızlıkların hiç bitmediği bir bölgede ekonominin temelini turizm üzerine kurmak ne kadar mantıklı sizlere bırakıyorum. üstelik rusya ile uçak krizi yaşadığımız dönemde, sadece rus turistlerin gelmemesi nedeniyle türk ekonomisi ciddi olarak zarar gördü. türkiye rusya’dan gelecek 2-3 milyon turistin eline bakıyorsa dünyada nasıl güç odağı olabilir? buradan turizm yapmayalım anlamı çıkmasın. söylemek istediğim turizm bizim için ek gelir kaynağı olarak görülmelidir. ekonominin temelleri başka sektörler üzerine kurulmalıdır.
b-inşaat ve tekstil
bu alanlardaki başarı ülkenin gelirini arttırır ancak bunun bir üst sınırı vardır. yani ülkenin her yanını inşaat ve tekstil işletmeleriyle donatsanız ve herkes bu sektörlerde iş bulabilmiş olsa bile, ülke orta gelir düzeyinin üstüne çıkamaz. (türkiye dünya bankası 2018 yılı dünya kalkınma raporuna göre orta gelir düzeyinde yer almaktadır.) çünkü bu alanlardaki rakipleriniz düşük gelirli ülkelerdir ve bunların rekabeti işçi ücretlerini onların düzeyine çeker.
o halde ekonomik gelişme sadece gelir artışı olarak algılanamaz. ekonomik politika, teknolojik gelişmeye yol açacak şekilde belirlenmezse, günün birinde önünüze aşılmaz bir duvarın çıkması kaçınılmazdır.
böyle bir ekonomik yapı bünyesel zayıflığı nedeniyle her türlü hastalığa açıktır ve kolayca dengesizleştirilebilir. yani türkiye’nin karşılaştığı son ekonomik kriz, bu zayıflığın üzerine oturtulmuş bir dış müdaheleyle gerçekleştirilmiştir.