cantyousee

Durum: 18 - 0 - 0 - 0 - 16.01.2019 13:36

Puan: 210 -

1 yıl önce kayıt oldu. 1.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.

designated survivor

designated survivor abd'de başkan çalışamayacak durumda iken başkanın yerine bir süre vekalet edecek kişilere takılan sıfat.türkçeye "seçilmiş kişi" şeklinde tercüme edilebilmekte.

designated survivor dizisi de abd'de dönenleri anlamamamızı bir nebze daha kolaylaştırabileceğini düşündüğüm dizi.tabiki doğru gözle izlediğimiz sürece...

dizide genel olarak 11 eylülvari bir olay yaşanıyor ve tüm kongre üyeleri meclise yerleştirilen bombalarla öldürülüyor.devamında hayatta kalan 2-3 kişiden, designated survivor(seçilmiş kişi) olan bir iskân bakanı kendini bir anda abd başkanı koltuğunda buluyor ve genel olarak bu olaydan sonra yaşadıkları konu ediliyor.

öncelikle tamamen saf ve her şeye inanan bir gözle izlenmemesi gereken bir dizi çünkü bazı şeylerin ipucunu veriyor olsa da dönenleri bütünüyle olduğu gibi anlattığını kesinlikle düşünmüyorum.

ne kadarına inanıp, ne kadarına inanmayacağı izleyicinin kendi değerleri ve olaylara hangi perspektiften baktığıyla alakalı.

fakat benim farkettiğim 1-2 doğru ve yanlış aktarımlarını belirtmek isterim.önce yanlış yönlendirmelerinden başlayayım.

yanlış mesajları ;
1)tüm dünyaya yutturmaya çalıştıkları, "biz dünyanın jandarmasıyız" algısını fazlaca işlemeye çalışmış lakin kendilerinin tüm dünyada kurduğu gizli oyunlardan zerre bahsedilmemiş.
2)müslüman olmak abd'de 7/24 izlenmenize yetecek bir sıfatken, bunun böyle olmadığı ve abd'nin tamamen "özgürlükler ülkesi" olduğu imajı verilmeye çalışıyor.
3)iran başta olmak üzere bütün islam ülkeleri sadece kötü işler yapıyor algısı da oluşturulmaya çalışılıyor.(bi siz yapmıyorsunuz zaten)islam ülkesi olmamamıza rağmen halkımız müslüman halk olduğu için bunun ucu bize de dokunabilir ileriki bölümlerde.zaten 2.sezonda bir fetö sahnesi de geçiyor henüz izlemedim ama pek hoş değilmiş.
4)bunu yazmaya pek gerek yok ama bütün amerikan film ve dizilerinde olduğu gibi ; "biz 1 askerimizi/vatandaşımızı bile arkada bırakmayız." , "bizim 1 askerimiz sizin 1000 tanenize bedel işler yapıyor,canımı sıkmayın onlardan 100 tane yollarsam kökünüzü kazırım." vb. askeri abartmalar ve bütün vatandaşınlarına karşı şefkatli amerika algısı her amerikan dizi/fim inde olduğu gibi bunda da var.

doğru mesajları ;
1)ilk olarak çok net bir şekilde dizideki kurgu üzerinden 11 eylül saldırısının el kaidenin işi olmadığı,onların böyle bir şeye gücü yetmeyeceği mesajı veriliyor.şimdilik işin arkasından özel bir güvenlik şirketinin(blackwaterı temsil ettiğini söylememe gerek yok herhalde)patronu çıkıyor.henüz sadece 1.sezonu izledim, umuyorum ilerilerde gerçek faillerin hangi abd kliği olduğuna dair dahada detaylara değinir.
2)abd başkanının dahi her konuda istediğini yapmakta özgür olmadığı mesajı veriliyor ki bu doğru bir mesaj lakin burda da işin arka yüzünü söylenmeyip, bu durumu sadece abd'deki "kuvvetler ayrılığı" ilkesinin güzel işlemesine bağlanıyor.gene bir amerika güzellemesi yani...
3)abd'de eyaletler arasında bile çekişmeler olabileceği , bence fena işlenmemiş.
4)beyaz saray tarafından medyaya her zaman doğruların söylenmediği, fakat bazı gazetecilerin ortaya attığı iddiaların aslında doğru olduğu ve er ya da geç ortaya çıktığı da bence güzel bir mesaj.(günümüzde de bu sıralarda pentagondan,ırana askeri harekât planlaması yapmasının istendiği iddia edildi mesela...neyse)

daha pek çok doğru ve yanlış mesajları var, tabi benim perspektifimden.sizin de izleyip, amerikadaki pek çok kurum ve işleyişleri hakkında, kafanızda bir şablon oluşmasını isterseniz önerebileceğim bir dizi.

abd suriye’den neden çekiliyor

yapılan analizlerdeki temel eksiklik ; tek bir abd varmış gibi düşünmek. abd'de belli güç odakları var ve bir de abd çıkarları uğruna bu odakları kullanan ve rayda tutmaya çalışan, gerçekten abd'nin iyiliği için çalıştığını düşümdüğüm bir abd başkanı var. amerikanlı olsaydım trumpa oy verirdim yani :)) .çekilme kararı da abd'nin birinci ağzından açıklanmış ve de en azından zamanlama olarak beklenmedik bir karar. gelen istifalara bakılırsa abd'deki bazı kliklerin canını fena sıkmış bu karar... nitekim abd bizim fazla da umrumuzda değil lakin dümyada olup biteni anlamak ve ülkemiz adına doğru konum alabilmek için abd'de olan bitenleri de yakından takip etmeliyiz. suriyeden çekilme kararının altında bir bit yeniği aranıyor. bu gayet normal ve elbette çekilirken bile bazı planları vardır trump ve ekibinin ancak önceki oyun kurucuların oyununu bozduğu da aşikar. suriyeden çekilmesi de her türlü bizim işimize gelir...

genel yetenek vs özel yetenek

üniversite rehberlik dersinde daha taze taze gördüğüm bu konuyu sizlerle konuşmak ve de öğrendiğim cüz-i bilgileri aktarmak istedim.e tabi hangisini daha önemli bulduğunuzu da birazcık merak etmekteyim, belirtirseniz sevinirim.

öncelikle mâlumunuz ki yetenek doğuştan gelen birtakım kabiliyetlerimize verilen bir isim.

peki genel yetenek,özel yetenek ayrımı tam olarak ne ?

genel yetenek diye adlandırdığımız şey tam olarak zeka arkadaşlar ve de ıq vb. çeşitli zeka testleriyle kısmi olarak ölçülebilmekte.

özel yetenek dediğimiz şey ise belli bir alanda olağanüstü kabiliyetli olma ve kolayca başarı elde edebilme durumu.örneğin: resimin da vincisi,müziğin beethovenı, futbolun maradonası kendi alanlarında en fazla özel yeteneğe sahip kişilerden diyebiliriz...neyse anlaşılmıştır herhalde.

tanımlamalar bana ait, olabildiğince basit halde anlatmaya çalıştım ve şimdi de soruma geçiyorum ;

bu tanımlamalara göre 2 yetenek türünden hangisine sahip olmak isterdiniz ? neden ?

dikkat ! hangisine sahip olduğunuzu sormuyorum,hangisine sahip olmak istediğinizi nedeniyle birlikte soruyorum.

elbette kesin doğru bir cevap yok, iki yeteneğin de pek çok artısı ve eksisi var. sizin tercihinizi merak etmekteyim.

örneğin: genel yeteneğe sahip olmak isterdim çünkü,genel yetenek sahibi zeki kişiler istediği alana yönelip başarılı olabilir.özel yetenekte tercih hakkın yok gibi.

ya da özel yeteneğe sahip olmak isterdim çünkü bir alanda ortalama yada iyi olmak değil,alanımın enlerinden olmak isterim gibi.

winston churchill

ortaya attığı fikirlerin, günümüzde bile halen uygulanmaya çalışıldığını düşününce ne kadar zeki,başarılı ve sinsi bir fikir adamı olduğu aşikardır.
(bkz:türkiye solarsa sulayın,büyürse budayın)
sözü halen daha avrupa ülkelerinin temel mottosu olarak karşımıza çıkmakta...

zeki olmasının yanı sıra, 2.dünya savaşının başlangıcında ülkesinin başında olmamasına rağmen 1940'ta başa geçtikten sonra son derece kötü görünen vaziyeti tersine çevirmesini bilmiştir.

bitcoin

çok parasını yedik allah affetsin :d

öğrenciydim ve ufak ufak çok al sat yaptım ancak en yüklüsünü 3-4 binlerdeyken aldım ve düşüşe geçmeye başladığında 15 bin civarında sattım.

kârını sormayın ufak çaplı bir araba aldırttı bize üni 3e giderken işte :))

bir bitcoin daha gelmez ama bitcoinin tekrar yükseleceği zamanlar gelecektir diye düşünüyorum.

f-35'lerin iptalinin senato tarafından onaylanması

işleri iyice koparacak hamle.

(bkz:ok yaydan çıktı)

iran'a neden güvenilmez

pek mümkün olmayan ittifaktır.aslına bakılırsa hiçbir ülkeyle ciddi manada bir ittifak mümkün değil.

sadece çıkarlar örtüştüğü sürece olan bir işbirliğinden ibaret dünyada ki bütün ittifaklar."devletlerin dostu olmaz,çıkarları olur" gibi müthiş bir cümle vardır mesela...

irana gelecek olursak zaten bu tarz bazı konularda işbirliğimiz mevcut zaten ama hem günümüzün şartları hem de iranın tarihte neler yaptığı ortada olduğu için fazlasını düşünmek mualdir

recep tayyip erdoğan

türkiye cumhuriyeti ilk başkanı .

hasan sabbah

haşhaşiler adını vermesinin sebebi o zamanın uyuşturucusu olan haşhaş kullanmalarıydı.

e kafalar güzel olunca cennetteyim,uçuyorum kaçıyorum gibi palavraları yutturmak daha kolay

uşi antlaşması

nerdeyse hemen herkesin yanlış ya da eksik bildiği antlaşmadır.bakınız durumun özeti şudur ;

italya sömürge arayışındayken, -osmanlının da başka sorunlarla uğraşmasını fırsat bilerek - osmanlıya savaş açmış ve osmanlının günümüz libyası üzerindeki trablusgarp ve bingazide ki birliklerine saldırmıştır.bunun yanı sıra osmanlının egedeki bazı adalarını da ele geçirmiştir.

daha sonra savaş devam ederken 1.balkan savaşı (7 ekim 1912) patlak vermiş ve osmanlıya libyadaki savaşı unutturmuş,osmanlının balkanlarda bağımsızlık isteyen azınlıklara yönelmesine sebep olmuştur.

italyayla osmanlı arasında daha sürmesi beklenen savaş,1.balkan savaşıyla bitme noktasına gelmiş ve çok geçmeden (1.balkan savaşından 11 gün sonra) italya ve osmanlı arasında 18 ekim 1912'de uşi antlaşması imzalanmış.

savası bitiren uşi antlaşmasında ki en önemli 2 şart;

-osmanlı kuzey afrikadaki son topraklarına "özerklik" vermiş gibi olsa da.işin gerçegi burayı italyanın sömürgesine bırakmıştır.

-osmanlı bingazide ki ve afrikanın muhtelif yerlerindeki askerlerini çekecek karşılığında italya da zaten hedefinde olmayan egedeki işgal ettiği adalardan osmanlı istedigi an çekilecektir.(o ara balkan savaşları patlak verdiği için osmanlı kendisi adaları hemen talep etmemiştir ama yasal hakkı halen osmanlıdadır.)

yani zannedildiği gibi 12 ada uşi antlaşmasıyla elimizden çıkmamıştır.1912'den 1914e kadar balkan savaşları olmuş ve adalar 2.planda kalmıştır.ardından da 1914den 1918e kadar süren 1.dünya savaşında italyanlarla savaşınca italyanlar adalardan çekilmemiştir.yani yapılan antlaşmaya uşi antlaşmasına uymamış ama egedeki adaların meşru sahibi olduğuna da kimseyi ikna edememiştir.daha sonra bizim diplomasi üstatlarımız lozanla 12 adanın tapusunu da resmi olarak italyanlara bıraktık.

ta ki 2.dünya savaşı zamanlarına kadar...o zamanlar bir kez daha adaları yasal olarak alma fırsatımız olmuştu hatta italyanlar bize geri verme tataftarıydı ancak başarısız diplomasi,lağbali ve umursamaz tavırlarla osmanlıdan kalan mirasımıza sahip çıkılmadı ve adalar yunanlara kaldı.biz anca osmanlıdan kalan borçları yüklendik...

meseleler o kadar uzun ki anca bu kadar özet geçebiliyorum ama en azından bundan sonra sizin gibi bu konulara ilgili,meraklı ve araştıran kişilerin "12 adayı uşi antlaşmasıyla kaybettik" demeyeceğinizi umuyorum...bir toprak resmi olarak masada ya da halkın isteğiyle başka ülke tarafından ilhak edilir bir süre sonra da yavaş yavaş bütün dünyaya kabul ettirirsin durumu ama adalar mevzusunda ikisi de yoktu.adaların çoğu türklerden oluşuyordu ve masada verdiğimiz de yoktu ta ki lozana kadar.savaş zamanı işgal ettiğin toprakları masa başında alırsan senin olur...

cengiz han

günümüze "hanım" sözcüğünü kazandıran tarihin en gaddar ve bir o kadar da başarılı komutanı.

şöyle ki ;
bir gün karısını sağ tarafına alarak diğer bölge hanlarının huzuruna gelir.gelenek gereği bütün hanlar sol baştan sırayla kendini tanıtır,sıra cengiz hanın karısına geldiğinde söze cengiz han girer ve şöyle der ; ben hepinizin han'ı cengiz han'ım.bu da benim han'ım der.

ergün diler

takip ettiğim yazarlar arasında en farklı bakış açısıyla en spesifik yorumlarda bulunan yazar.

yazılarını 2-3 yıldır takip ederim ; kullandığı "amerikalı dostumdan duyduğuma göre " tarzında başlayan pek çok cümlesi vardır.bunu ilk başlarda okuyucularının kendi düşüncelerine olan ilgisini arttırmak ve yazılarına renk katmak için uydurduğu bir hayali arkadaş olarak görürken sonralardan böyle bir "amerikalı arkadaş" olduğuna ciddi ciddi ihtimal vermekteyim.

mit'ten beslendiği çok açık olarak görünen bu yazar bazı önemli olarak gördüğü gerçekleri,üstü kapalı olarak halka aktarmakta.

eskiden a haberde bekir hazar ile sundukları güzel bir program da vardı.halen var mı bilmiyorum 1 yıldır yoğunum ve televizyona bakamıyorum.

yazdıkları bazen birbiriyle çelişir gibi olsa da an ve an değişen dengeler yüzünden böyle olmasının normal olduğunu düşünüyorum.

yıllar içinde pek çok yanlış tespitine de rastladım.amma ve lakin -takip edenler bilecektir- bahsettiği konular öylesine derin ve karmaşık ki devlet erkanları bile analizlerinde en az ergün diler kadar yanılıyordur.

bir zamanların "altın tepsiyle sunulan" esrarengiz bilgi küpü "bi simit" karakterinin de ergün diler'den başkası olmadığını daha ilk 2-3 sesli makalesinde anladım ve çevreme bahsettim.şu anda "bi simit" deşifre oldu mu bilmiyorum ama olmadıysa da benden öğrenmiş oldunuz kendisi %100 ergün diler


işin hülâsası takipte olduğum 4-5 yazar arasından en beğendiğim şahsiyet.dünyaya farklı gözle bakmak isteyenlerin okumasını önerdiğim kişi.

(bkz:olaylara bir de burdan bakmak)

açık kaynak istihbaratı

farkında olmadan hemen herkesin yapmış olduğu istihbarattır.televizyonlardan ya da internetten okumuş olduğumuz onlarca haberleri,yazıları ve yorumları kendi süzgecimizden geçirdikten sonra bunların doğru gördüğümüz kısımlarını alıp harmanlayarak ortaya bir sentez koyarız.işte bu kısaca açık kaynaklardan toplayarak yapmış olduğumuz bir istihbarattır.

stratejik sözlük ve fikirleriniz

diğer sözlüklerdeki bel altı muhabbetlerdense tercih edilesi yegane sözlük

abd'li rahip brunson'ın ev hapsine alınması

devletin şu sıralar abd tarafından artan yoğun tepkileri göğsüyle hafifletme girişimidir ama bu göğüs kontrolünün ardından zamanı gelince gelişine voleyi yapıştıracağından zerre şüphem yok.

(bkz:ver papazı,al papazı lafındaki 2 papazdan biri)

suriye iç savaşı

21.yüzyılın ilk çeyreğindeki en evrensel olaydır (daha ne olaylar olur bekleyip görücez) . türkiye dahil bölgedeki hiç bir devletin masum olmadığı ama işin cefasını sadece suriye halkının çektiği savaştır.

çok mu halkçı gibi konuştum ya .

ama öyle değil mi :(

abd'nin iran'a yaptırımları sonrası türkiye'nin izleyeceği politika

türkiyenin iki tarafa da tam olarak kayamaması ve gene orta yolu bulma çabasına girdiği durumdur.zoraki taraf seçmesi durumunda iran yanında saf tutucaktır ama bir yanı da irana uygulanan baskıların -bölge politikasında iranın ve şii milislerinin gardını düşüreceği için- devam etmesini istemektedir.

osmanlı imparatorluğu

türk aklının pek çok milletten insanı aynı paydada toplamayı başarıp 600 yıl boyunca yönettiği zamanının nadide imparatorluğu...
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 18

recep tayyip erdoğan

türkiye cumhuriyeti ilk başkanı .

uşi antlaşması

nerdeyse hemen herkesin yanlış ya da eksik bildiği antlaşmadır.bakınız durumun özeti şudur ;

italya sömürge arayışındayken, -osmanlının da başka sorunlarla uğraşmasını fırsat bilerek - osmanlıya savaş açmış ve osmanlının günümüz libyası üzerindeki trablusgarp ve bingazide ki birliklerine saldırmıştır.bunun yanı sıra osmanlının egedeki bazı adalarını da ele geçirmiştir.

daha sonra savaş devam ederken 1.balkan savaşı (7 ekim 1912) patlak vermiş ve osmanlıya libyadaki savaşı unutturmuş,osmanlının balkanlarda bağımsızlık isteyen azınlıklara yönelmesine sebep olmuştur.

italyayla osmanlı arasında daha sürmesi beklenen savaş,1.balkan savaşıyla bitme noktasına gelmiş ve çok geçmeden (1.balkan savaşından 11 gün sonra) italya ve osmanlı arasında 18 ekim 1912'de uşi antlaşması imzalanmış.

savası bitiren uşi antlaşmasında ki en önemli 2 şart;

-osmanlı kuzey afrikadaki son topraklarına "özerklik" vermiş gibi olsa da.işin gerçegi burayı italyanın sömürgesine bırakmıştır.

-osmanlı bingazide ki ve afrikanın muhtelif yerlerindeki askerlerini çekecek karşılığında italya da zaten hedefinde olmayan egedeki işgal ettiği adalardan osmanlı istedigi an çekilecektir.(o ara balkan savaşları patlak verdiği için osmanlı kendisi adaları hemen talep etmemiştir ama yasal hakkı halen osmanlıdadır.)

yani zannedildiği gibi 12 ada uşi antlaşmasıyla elimizden çıkmamıştır.1912'den 1914e kadar balkan savaşları olmuş ve adalar 2.planda kalmıştır.ardından da 1914den 1918e kadar süren 1.dünya savaşında italyanlarla savaşınca italyanlar adalardan çekilmemiştir.yani yapılan antlaşmaya uşi antlaşmasına uymamış ama egedeki adaların meşru sahibi olduğuna da kimseyi ikna edememiştir.daha sonra bizim diplomasi üstatlarımız lozanla 12 adanın tapusunu da resmi olarak italyanlara bıraktık.

ta ki 2.dünya savaşı zamanlarına kadar...o zamanlar bir kez daha adaları yasal olarak alma fırsatımız olmuştu hatta italyanlar bize geri verme tataftarıydı ancak başarısız diplomasi,lağbali ve umursamaz tavırlarla osmanlıdan kalan mirasımıza sahip çıkılmadı ve adalar yunanlara kaldı.biz anca osmanlıdan kalan borçları yüklendik...

meseleler o kadar uzun ki anca bu kadar özet geçebiliyorum ama en azından bundan sonra sizin gibi bu konulara ilgili,meraklı ve araştıran kişilerin "12 adayı uşi antlaşmasıyla kaybettik" demeyeceğinizi umuyorum...bir toprak resmi olarak masada ya da halkın isteğiyle başka ülke tarafından ilhak edilir bir süre sonra da yavaş yavaş bütün dünyaya kabul ettirirsin durumu ama adalar mevzusunda ikisi de yoktu.adaların çoğu türklerden oluşuyordu ve masada verdiğimiz de yoktu ta ki lozana kadar.savaş zamanı işgal ettiğin toprakları masa başında alırsan senin olur...

ergün diler

takip ettiğim yazarlar arasında en farklı bakış açısıyla en spesifik yorumlarda bulunan yazar.

yazılarını 2-3 yıldır takip ederim ; kullandığı "amerikalı dostumdan duyduğuma göre " tarzında başlayan pek çok cümlesi vardır.bunu ilk başlarda okuyucularının kendi düşüncelerine olan ilgisini arttırmak ve yazılarına renk katmak için uydurduğu bir hayali arkadaş olarak görürken sonralardan böyle bir "amerikalı arkadaş" olduğuna ciddi ciddi ihtimal vermekteyim.

mit'ten beslendiği çok açık olarak görünen bu yazar bazı önemli olarak gördüğü gerçekleri,üstü kapalı olarak halka aktarmakta.

eskiden a haberde bekir hazar ile sundukları güzel bir program da vardı.halen var mı bilmiyorum 1 yıldır yoğunum ve televizyona bakamıyorum.

yazdıkları bazen birbiriyle çelişir gibi olsa da an ve an değişen dengeler yüzünden böyle olmasının normal olduğunu düşünüyorum.

yıllar içinde pek çok yanlış tespitine de rastladım.amma ve lakin -takip edenler bilecektir- bahsettiği konular öylesine derin ve karmaşık ki devlet erkanları bile analizlerinde en az ergün diler kadar yanılıyordur.

bir zamanların "altın tepsiyle sunulan" esrarengiz bilgi küpü "bi simit" karakterinin de ergün diler'den başkası olmadığını daha ilk 2-3 sesli makalesinde anladım ve çevreme bahsettim.şu anda "bi simit" deşifre oldu mu bilmiyorum ama olmadıysa da benden öğrenmiş oldunuz kendisi %100 ergün diler


işin hülâsası takipte olduğum 4-5 yazar arasından en beğendiğim şahsiyet.dünyaya farklı gözle bakmak isteyenlerin okumasını önerdiğim kişi.

(bkz:olaylara bir de burdan bakmak)

iran'a neden güvenilmez

pek mümkün olmayan ittifaktır.aslına bakılırsa hiçbir ülkeyle ciddi manada bir ittifak mümkün değil.

sadece çıkarlar örtüştüğü sürece olan bir işbirliğinden ibaret dünyada ki bütün ittifaklar."devletlerin dostu olmaz,çıkarları olur" gibi müthiş bir cümle vardır mesela...

irana gelecek olursak zaten bu tarz bazı konularda işbirliğimiz mevcut zaten ama hem günümüzün şartları hem de iranın tarihte neler yaptığı ortada olduğu için fazlasını düşünmek mualdir

cengiz han

günümüze "hanım" sözcüğünü kazandıran tarihin en gaddar ve bir o kadar da başarılı komutanı.

şöyle ki ;
bir gün karısını sağ tarafına alarak diğer bölge hanlarının huzuruna gelir.gelenek gereği bütün hanlar sol baştan sırayla kendini tanıtır,sıra cengiz hanın karısına geldiğinde söze cengiz han girer ve şöyle der ; ben hepinizin han'ı cengiz han'ım.bu da benim han'ım der.

recep tayyip erdoğan

türkiye cumhuriyeti ilk başkanı .

winston churchill

ortaya attığı fikirlerin, günümüzde bile halen uygulanmaya çalışıldığını düşününce ne kadar zeki,başarılı ve sinsi bir fikir adamı olduğu aşikardır.
(bkz:türkiye solarsa sulayın,büyürse budayın)
sözü halen daha avrupa ülkelerinin temel mottosu olarak karşımıza çıkmakta...

zeki olmasının yanı sıra, 2.dünya savaşının başlangıcında ülkesinin başında olmamasına rağmen 1940'ta başa geçtikten sonra son derece kötü görünen vaziyeti tersine çevirmesini bilmiştir.

abd suriye’den neden çekiliyor

yapılan analizlerdeki temel eksiklik ; tek bir abd varmış gibi düşünmek. abd'de belli güç odakları var ve bir de abd çıkarları uğruna bu odakları kullanan ve rayda tutmaya çalışan, gerçekten abd'nin iyiliği için çalıştığını düşümdüğüm bir abd başkanı var. amerikanlı olsaydım trumpa oy verirdim yani :)) .çekilme kararı da abd'nin birinci ağzından açıklanmış ve de en azından zamanlama olarak beklenmedik bir karar. gelen istifalara bakılırsa abd'deki bazı kliklerin canını fena sıkmış bu karar... nitekim abd bizim fazla da umrumuzda değil lakin dümyada olup biteni anlamak ve ülkemiz adına doğru konum alabilmek için abd'de olan bitenleri de yakından takip etmeliyiz. suriyeden çekilme kararının altında bir bit yeniği aranıyor. bu gayet normal ve elbette çekilirken bile bazı planları vardır trump ve ekibinin ancak önceki oyun kurucuların oyununu bozduğu da aşikar. suriyeden çekilmesi de her türlü bizim işimize gelir...

uşi antlaşması

nerdeyse hemen herkesin yanlış ya da eksik bildiği antlaşmadır.bakınız durumun özeti şudur ;

italya sömürge arayışındayken, -osmanlının da başka sorunlarla uğraşmasını fırsat bilerek - osmanlıya savaş açmış ve osmanlının günümüz libyası üzerindeki trablusgarp ve bingazide ki birliklerine saldırmıştır.bunun yanı sıra osmanlının egedeki bazı adalarını da ele geçirmiştir.

daha sonra savaş devam ederken 1.balkan savaşı (7 ekim 1912) patlak vermiş ve osmanlıya libyadaki savaşı unutturmuş,osmanlının balkanlarda bağımsızlık isteyen azınlıklara yönelmesine sebep olmuştur.

italyayla osmanlı arasında daha sürmesi beklenen savaş,1.balkan savaşıyla bitme noktasına gelmiş ve çok geçmeden (1.balkan savaşından 11 gün sonra) italya ve osmanlı arasında 18 ekim 1912'de uşi antlaşması imzalanmış.

savası bitiren uşi antlaşmasında ki en önemli 2 şart;

-osmanlı kuzey afrikadaki son topraklarına "özerklik" vermiş gibi olsa da.işin gerçegi burayı italyanın sömürgesine bırakmıştır.

-osmanlı bingazide ki ve afrikanın muhtelif yerlerindeki askerlerini çekecek karşılığında italya da zaten hedefinde olmayan egedeki işgal ettiği adalardan osmanlı istedigi an çekilecektir.(o ara balkan savaşları patlak verdiği için osmanlı kendisi adaları hemen talep etmemiştir ama yasal hakkı halen osmanlıdadır.)

yani zannedildiği gibi 12 ada uşi antlaşmasıyla elimizden çıkmamıştır.1912'den 1914e kadar balkan savaşları olmuş ve adalar 2.planda kalmıştır.ardından da 1914den 1918e kadar süren 1.dünya savaşında italyanlarla savaşınca italyanlar adalardan çekilmemiştir.yani yapılan antlaşmaya uşi antlaşmasına uymamış ama egedeki adaların meşru sahibi olduğuna da kimseyi ikna edememiştir.daha sonra bizim diplomasi üstatlarımız lozanla 12 adanın tapusunu da resmi olarak italyanlara bıraktık.

ta ki 2.dünya savaşı zamanlarına kadar...o zamanlar bir kez daha adaları yasal olarak alma fırsatımız olmuştu hatta italyanlar bize geri verme tataftarıydı ancak başarısız diplomasi,lağbali ve umursamaz tavırlarla osmanlıdan kalan mirasımıza sahip çıkılmadı ve adalar yunanlara kaldı.biz anca osmanlıdan kalan borçları yüklendik...

meseleler o kadar uzun ki anca bu kadar özet geçebiliyorum ama en azından bundan sonra sizin gibi bu konulara ilgili,meraklı ve araştıran kişilerin "12 adayı uşi antlaşmasıyla kaybettik" demeyeceğinizi umuyorum...bir toprak resmi olarak masada ya da halkın isteğiyle başka ülke tarafından ilhak edilir bir süre sonra da yavaş yavaş bütün dünyaya kabul ettirirsin durumu ama adalar mevzusunda ikisi de yoktu.adaların çoğu türklerden oluşuyordu ve masada verdiğimiz de yoktu ta ki lozana kadar.savaş zamanı işgal ettiğin toprakları masa başında alırsan senin olur...

recep tayyip erdoğan

türkiye cumhuriyeti ilk başkanı .

abd'li rahip brunson'ın ev hapsine alınması

devletin şu sıralar abd tarafından artan yoğun tepkileri göğsüyle hafifletme girişimidir ama bu göğüs kontrolünün ardından zamanı gelince gelişine voleyi yapıştıracağından zerre şüphem yok.

(bkz:ver papazı,al papazı lafındaki 2 papazdan biri)

cengiz han

günümüze "hanım" sözcüğünü kazandıran tarihin en gaddar ve bir o kadar da başarılı komutanı.

şöyle ki ;
bir gün karısını sağ tarafına alarak diğer bölge hanlarının huzuruna gelir.gelenek gereği bütün hanlar sol baştan sırayla kendini tanıtır,sıra cengiz hanın karısına geldiğinde söze cengiz han girer ve şöyle der ; ben hepinizin han'ı cengiz han'ım.bu da benim han'ım der.
Henüz takip ettiği biri yok.