devletperver

Durum: 21 - 7 - 2 - 0 - 16.02.2019 13:43

Puan: 251 -

5 ay önce kayıt oldu. 1.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 2

sözlük yazarları nasihat alıyor/veriyor

ınsanı ayakta tutan, hayalleri, idealleri, ülküsüdür. o hayaller uğruna ölmek de yaşamak kadar kıymetlidir. mustafa kemal ile aynı yıl doğan enver paşa, çok hızlı yükselmiş ve turan orduları başkomutanı olmuştu. ama 1922 yılında türkistan topraklarında idealleri uğruna şehit olurken, atatürk 1923 yılında yeni bir devlet kurup cumhuriyeti ilan etmişti. burada, ideallerimiz için ölmek mi daha kıymetli, yaşamak mı buna da biz karar vereceğiz.

otto von bismarc

alman devleti'nin esas kurucusudur. ıtalya'daki mazzini neyse almanlar için de bismarck odur. diplomasiyi savaşa tercih eden bismarck'ın statükosu genç hükümdarın heyecanına karşı yenik düşer ve zamanla uzaklaştırılır iktidardan. aynı zamanda ab tarafından 1999'da imzalanıp, 2002'de yürürlüğe ve dolaşıma giren euro'dan önce almanya'nın kullandığı mark'ın da mucididir. bunların haricinde çok zeki bir siyasi ve diplomattır. bize de çok uzak değildir. rivayete göre 'dünya üzerindeki siyasilerde 100 gram akıl varsa bunun beşi bende, beşi diğer siyasilerde doksanı da abdülhamid'dedir." dediği söylenir.

değişen düzen

dünya yeni bir düzene gireli epey oldu. türkiye'de bu düzene ayak uyduralı çok oluyor. artık devletler küçülme yoluna gidiyor. daha doğrusu uzun süredir bu küçülme devam etmektedir. türkiye'de de durum çok da farklı değil. bugünlerde bir anket sonucuna göre gençlerin %46 gibi büyük bir oranı devlet memuru olmak istemektedir. bu güzel birşey ama bu durum devlete yararlı olma niyetiyle mi yapılmakta bunu tartışmalıyız. "sırtımı devlete yaslayayım yatarak para kazanayım" anlayışı hakim olduğundan memur olan da olamayan da memnun değil. çünkü artık çalışmada fark yaratmak, artı değer üretmek esas. bunu yapmayan memurunda üst düzey bir tanıdığı yoksa görevine devam etmesi, en azından sorunsuz devam etmesi, imkansızlaşmaktadır. yeni kamu yönetimi denilen bu anlayış, liberal bir yaklaşımla 'özel sektör' ile 'devlet' arasında karma bir yerdedir. her anlamda çağın insanı kendini yenilemeli ve kendisini sürekli geliştirmelidir. belli konularda bilgili olup, her konuda fikir sahibi olması istenmektedir. entellektüel birikime sahip olması gereken 'modern insan' profili, giderek tekdüze ve duygusuz bir hale gelmeye başlamaktadır. bu gidişle mekanik robotlardan tek farkımız solunum yapabilen birer kemik ve et yığını bireyler olacaktır.

savunma sanayii

türk savunma sanayii'ndeki atılım takdire şayan. kesinlikle yerli silahlar yaygınlaştırılmalı ve silahlarımızın bizim tarafımızdan, bize göre programlanıp, kullanılması güzel. ancak nedense belli iş adamlarının bu alanlarda aktif olduğu soru işaretidir. ethem sancak kendimce samimi birisi değildir. selçuk bayraktar doğrudan damat olsa da ethem sancak kadar samimiyetsiz gelmemektedir. ethem sancak tesev üyesi birisidir. tesev dediğimiz alan fetö'nün dini kullanmayan versiyonudur. bunların haricinde savunma sanayii'ne her alandan insan gerekmektedir. bunların özel sektörden idamesi yerine, üniversitelerden çıkan taze beyinlere fırsat verilmesi gerekir. mühendislik haricinde, işletme, yönetim, iktisat gibi alanlara da fırsat tanımak gerekir. çünkü bu silahları sadece biz kullanmamalıyız, bu silahların üretimin devamlılığı için silahları satma yoluna da gitmemiz gerekir ki devamlılığı ve sürdürülebilir olabilsin. saygılarımla

muhsin yazıcıoğlu

"mart tanesi olsam mekke'ye düşmek isterdim." bu sözleri söylemek gerçekten kolay değildir. maalesef bizim nesil bir bedel ödemediği için ahkam kesmeyi çok iyi biliyor. 12 eylül'ün ardından birçok sağcı/solcu bedel ödedi. kah çırılçıplak soyuldu o şekilde işkence gördü, kah saatlerce dövüldü. dilim varmıyor ama defalarca tecavüze uğradı. muhsin yazıcıoğlu da o bedeli ödeyen insanlardandır. eleştiri illa ki yapılacaktır. neden mhp'den neden muhsin yazıcıoğlu'nu reis yapan ülkü ocakları'ndan ayrıldığı sorulmalıdır sorulacaktır da. hatasız kimse yok. ama eleştiri yapılırken de o mihvalde düzgün dozajı aşmayacak şekilde yapılmalıdır. bu ülkede herkes hakketiği yerde oturmaz. ama ben inanıyorum ki birgün hakeden dışında hiç kimse hakettiği yeri işgal etmeyecek. muhsin yazıcıoğlu, eşref bitlis, adnan kahveci, uğur mumcu..... boşuna öldürülmediler. ve bu kadar büyük bedeller ödediysek ila ki karşılığını millet olarak göreceğiz.

venezuela'nın guaido'su

guaido göreve geldi diyebiliriz. ama bana soracak olursanız kesinlikle gelmemelidir. sadece venezuela halkı'nın hür tercihine yapılmış kğresel ölçekli saygısızlık değil aynı zamanda seçimle göreve gelen bir liderin tüm dünya çapında 'değiştirilebilir' olduğunun da bir göstergesi olacak. yani abd ve uyduları canı istediği ülkede lider değiştirebilecekler. bu gelişmeler yaşanırken neden venezuela? sorusuna da acizane cevap vermeye çalışayım. dış müdahaleler her zaman ve her devlete karşı olur. her devletin öncelikli görevi dış müdahaleyi çeşitli yöntemlerle bertaraf etmeli yada o müdahaleye meydan vermemelidir. ıstihbarat faaliyetleri olay olduktan sonrası için değil, olmadan öncesi için vardır. bazen de kontra operasyonlar yapmak için. bunun haricinde mükemmel bir ekonomik nizam, siyasi ve idari yapı, çağdaş ve adil bir hukuk sistemi kurulursa o devlete karşı bir saldırı yapmak çok güç olacaktır. artık dünyada dokunulabilir olmayan devlet yok. ama "az dokunulabilir" devletler var. bu az dokunulabilir devletlerde bu saydığım maddeler mevcuttur. venezuela'da olanlar da aynı şekilde bu saydığım şartları sağlamadığından dolayı yaşanmaktadır. burada sorumlu aramak için artık geç olmakla beraber illa ki bir sorumlu aranıyorsa o sorunlu ne guaido ne maduro'dur. sorumlu ekonomik ve idari nizamı sağlam kuramayan chavez'dir

abd'nın ınf'ten ayrılması

"asûde olmak ister isen gelme bu cihâna"
ziya paşa'nın bu sözleriyle başlamak istedim. nükleer silahsızlanma anlaşması olan ınf, nükleer silahsızlanmanın en azından abd tarafından olmayacağına bir işaret dahadır. dahadır diyorum çünkü trump yönetime geldikten sonra ıran ile olan anlaşmadan da çekilmişti. abd'nin ınf'ten çekilmesi karşılıksız kalmadı ve rusya'da çekileceğini söyledi. her dünya savaşı'ndan önce silahlanma yarışı vardı ve sonrasında yıkıcı etkiler olmuştu. bu savaş gerek yıkıcılık gerek teşhis edilebilirliği bakımından hepsinden daha güç olacak hastalıklarla farklı olacaktır. bu savaşta dışarıda kalma ihtimalimizin olmadığını da düşünürsek her türlü zararı görebiliriz ve her türlü zararı da verebiliriz. en azından verebilme ihtimalimizin olması gerekir. diye düşünüyorum. bu anlamda en erken olacak şekilde teknik ve teknoloji takviyesine ihtiyacımız var. saygılarımla

2019

bu yıl, sina yarımadası'nı, balkanları iyi izleyin. türkiye'nin nerede konumlandığını iyi izleyin. bu yıl liderlerin değiştiğini göreceksiniz. çin-abd kavgası büyüyecektir. ıçeride sağlam durursak, dışarıdan yıkılmayız.

ortadoğu ve balkanlarda ısınan sular

zaten öyle. söylemek istediğim, balkanlardaki olaylar işimize yarayacak ortadoğu için

polıtıkleşen türkıye

2009 yılında, davos zirvesi'nde, ‘one minute' olayı
2010 yılı. fenerbahçe şike suçlamasıyla yargılandı, başkan aziz yıldırım hapis cezası aldı.
aynı yıl türkiye'nin önde gelen cemaatlerinden ısmailağa cemaati'nde önde gelen isim ahmet mahmut ünlü hapse atıldı. hemde kadın ticareti gibi yüz kızartıcı bir suçtan.
deniz baykal ve kaset skandalı da aynı yıllarda oldu
bu yıllarda ıran ile yakınlaşan türkiye, abd'nin vetosuna muhatap oldu.
2011 ergenekon ve balyoz'un etkisi sürerken, üzerine oda tv eklendi.
2013 yılı yaz aylarında, ‘gezi olayları' patlak vermişti. ılk üç gün normal geçen protestolar, sonrasında, yurtdışı iistihbarat ve pkk terör örgütünün hareket alanı olmuştu
2013 yılı sonuna doğru 17/25 aralık’la ülke çalkalandı. ardından gelen açıklamalar ve iddialar iki taraf açısından kan dondurucuydu.
2014 yılında cumhurbaşkanı erdoğan seçilmişti.
2015 yılında ise 7 haziran seçimleri sonrası sonuçlar koalisyonu işaret ediyordu. bu sıralarda pkk doğu'daki illerimizde ‘sözde özerklik' ilan etmişti. ‘hendek operasyonu’ başladı. aslında cumhur ıttifakı da fiilen o zaman başladı.
2016 yılında türkiye 15 temmuz hadisesine tanıklık ediyordu. artık türkiye tamamen politikleşmişti. hain fetö girişimi, milletçe bastırılmıştı. hemen akabinde bu kez sınır ötesi bir harekat yaparak, suriye'ye resmen adım atmıştık. ‘fırat kalkanı harekatı'yla orada türkiye'de vardı.
2017 yılında, hdp eş başkanları, figen yüksekdağ ve selahattin demirtaş hapse atılmıştı.
2017 yılında bir başka harekata hazırlandık. 2018 ilk aylarında mehmedimiz‘zeytindalı harekatı'yla afrin'e girdi.
2018 yaz aylarında, ‘ekonomik kuşatma’ yaşadık. etkisi halen sürmekte.
demek istediğim, toplum siyasallaştırıldı. milleti kendisine çeken diğer etmenler zayıflatıldı. futbolda başarısız milli takım ve büyük kulüpler, kalitesiz ve basit dizilerle toplumun algıları politikaya yönlendirildi. zaten mevcut darboğazda da halk istemese de durumları takip etme ihtiyacı duyuyor. dünya'da ve bölgemizdeki gelişmeler de siyaseti odak noktasına çekiyor. siyasi tercihler, psikoloji ve sosyoloji olmadan asla tam anlamıyla anlaşılmaz. yani 2019 yılının güzel geçmesi en büyük temennim, sağduyu bu yılın anahtar kelimesi olmalı. saygılarımla...

ortadoğu ve balkanlarda ısınan sular

türkiye'nin dahil olacağını bende beklemiyorum. ama enerjisini akdeniz için kullanırsa balkanlardaki yunanistan'ın ilgisini o yöne vermesi gerekecek. akdeniz'deki tehditte azalacak. herşey lehimize işliyor

ortadoğu ve balkanlarda ısınan sular

kosova'nın kolluk kuvvetlerini orduya katma isteği ve sırbistan'ın tavrı sonucu diğer iki dünya savaşı'nın da fitilini ateşleyen balkanlar, yine kaynamaya başlayabilir mi? orada bm bina olarak bulunuyor. sıcak çatışmalar vekalet savaşları dışında, devletlerin doğrudan savaşa dahil olmasıyla gerçekleşebilir. türkiye'nin ortadoğu'da ve iç siyasetinde rahatlaması için balkanlarda kan akması gerekebilir.

abd suriye’den neden çekiliyor

abd ya kaybetti yada suriye ırak olma yolunda. de facto bölünmeler yapılırsa eğer bölge yeniden istikrarsızlığa terkedilecek ve artık maalesef sözde kürdistan belki de kürdistan olabilecek hatta belki de büyük ısrail. sıcak ve gerilimli günler yaşıyoruz.

ıhanet ortakları

ıhanet ortakları
başta türkiye ve ıran’a karşı çeşitli grupları silahlandıran ve abd'ye dünya kamuoyunun gözünün içine bakarak taşeronluk yapan muhammed b. selman...
2016 yılında suudi arabistan savunma bakanı olan muhammed b. selman'ın veliaht prens ve ıç ışleri bakanı olması akabinde abd ile 110 milyar dolarlık silah anlaşması imzalamıştı. o günden bugüne kadar abd'yle trilyonlarca dolarlık anlaşması olan suudi arabistan artık tamamen abd'ye bağımlı hale gelmişti.
hafızamızı yoklayalım, 2017 yazında, bae, mısır, suudi arabistan, katar ile diplomatik ilişkileri kesme kararı almıştı. aslında suudi arabistan'a türkiye'nin uyguladığı ‘’çevreleme politikası’'na bir reaksiyondu bu. sonucunda 300 milyon dolarlık bir silah anlaşmasıyla abd kazanmıştı. trump'ın “dış borcu araplara ödeteceğim sözü akıllara gelmeli”
hatırlayalım geçtiğimiz ağustos ayında, ypg/pyd'ye 100 milyon dolarlık silah bağışlayan suudi arabistan, bu şekilde nereye kadar gidecektir? türkiye elbette tepki gösterecektir. herkes kendi halkına, milletine, devletine karşı olan bir terör örgütüne destek veren, adı, dini, ırkı, bayrağı ne olursa olsun, tepki koyacaktır. ancak anlaşılan o ki suudi arabistan bu kirli işten de geri durmayacaktır. artan gerilim sonunda çatışmaya bile varabilecek boyuta ulaşacaktır.
bae prensi muhammed b. zayid...
suudi arabistan veliaht prensi muhammed b. selman'ı washington'a götürüp, kankası damat kuschner ile tanıştırıp, ardında trump ile görüştüren ve bu görüşmenin ardından abd yörüngesine yeni bir gezegen olarak s. arabistan'ı katan kişi muhammed b. zayid'dir. kendisinden önce veliaht olan iki ağabeyinin şaibeli şekilde kaza geçirerek ölmelerinin ardından veliaht olan prens zayid'in stratejisi, prens selman'ın stratejisine hayli benzemekte. ıddialara göre bae lideri zayid b. nahyan ise ıslam dünyası'nda ateist kimliği ile tanınıyor. kendisinin de aslında müslüman kimliği de şüpheli. yukarıda bahsettiğim katar krizi'nın mimari da bizzat kendisidir. 15 temmuz darbe girişiminin arkasındaki ellerden birisi olduğu konusunda da bir takım iddialar var.
ıki prensin ortak noktası ise, abd dostluğu ve türk düşmanlığı olarak karşımıza çıkıyor. yüz yıl önceki kral hüseyin, kral abdullah karşımıza bu şekilde çıkıyorlar. bölgede etnik, mezhepsel ayrımın önünü açmakta ve kapanmaya yüz tutmuş yaraları kaşımaktalar. sonucunda kaybeden suudi arabistan ve bae olacaktır. çünkü arap toplumu reaksiyon gösteren bir lider ve halk geleneğine sahip bir toplum olarak karşımıza çıkmamıştır. genelde olaylar çözüldükten sonra gözlerini açmışlardır, ümidimiz bu kez senaryonun farklı olmasıdır.

yüzüncü yıl

yüzüncü yıl...
yüzüncü yıllar sembolik ve metaforik anlamlar taşır. takımlar, yüzüncü yılına girerken sağlam kadrolar, taktik becerisi ve bilgisi yüksek teknik adamlarla yeni sezona başlarlar. zaten her teknik adam da o takımlarla çalışmak ister. takımlar yüzüncü yıllarında “şampiyonluk" parolasıyla yola çıkar. besteler, marşlar hazırlar ve “birliktelik" hedefiyle yola çıkar.
bundan 35 sene evvel, henüz mhp, mçp iken, devlet bahçeli, bir konuşmasında, cumhuriyetimizin ilanının 29 ekim 1923’ün 100. yılında yani 2023’de kendi hedeflerini sıralamıştı.
bundan 16 yıl evvel iktidara gelen akp'de hedefini 2023 yılına endekslemişti.
bu yıl, mustafa kemal'in atatürk olma yolundaki ilk adımını attığı 19 mayıs 1919 gününün 100. yılını kutlayacağız. ertesi yıl, türkiye büyük millet meclisi'nin açılacağı yılın 100. yılı olacak. bundan dört yıl sonra o meşhur 2023 yılına geleceğiz.
esas anlatmak istediğim nokta ise bundan sonra başlıyor.
2 nisan 1917 abd resmen ı. dünya savaşı'na girdi. 29 mart 2017 birleşik krallık'ta brexit rüzgarlarının estiği gündü. yunanistan 27 haziran 1917’de savaşa katıldı, bundan 101 yıl sonra, doğu akdeniz'de kıbrıs'ımız'da hak iddia ediyor ve karasularını 12 mile çıkaracağını söylüyor. yani ege'nin %91’ine hakim olacak. 6 temmuz 1917’de lawrance, arap isyancılarla akabe şehrine girdi. ekim 2017’de suudi arabistan'da veliaht prens muhammed b. selman oluyor. 5 kasım 2017’de ise ‘yolsuzluk operasyonu' adı altında, ‘prens darbesi'ni yaptı.
1919 yılı ise atatürk'ün samsun'a çıktığı yıl olarak karşımıza çıkıyor, yukarıda bahsedildiği gibi, ıttihat ve terakki'nin malta'ya sürgün edilmesi ile tasfiye süreci başladı. hasan tahsin, sütçü ımam, yörük ali efe, müftü ahmet hulusi gibi halk kahramanlarımızın milli mücadele’nin fitilini ateşlemişti. daha sonra kuvayi milliye olarak örgütlenen ‘kurtuluş örgütümüz' atatürk öncülüğünde birleşti ve profesyonel ordu halini aldı. sonuç ‘mutlak zafer' olmuştu. bir milletin uyanışı başlamıştı.
şimdi ise, belçika'da, fransa'da hal sokaklarda. ıran’da sokaklar sıcak. ukrayna-rusya hattı gergin. ısrail, ortadoğu'da beklemediği yerden ikinci tokadı suriye'de yedi. arap nato'su yolda. bunlar güncel gelişmeler iken, aynı ı. dünya savaşı'nda olduğu gibi yine şişkin nüfus ve piyasalar mevcut, tüm dünya'da yükselen milliyetçilik yine etkin. kısacası yaklaşıyor yaklaşmakta olan. 2019 yılında birçok ülkede iktidarlar değişecektir. ıngiltere veya abd'ye yakınlık göstermeyen yada sabıkası olan liderler için yol ayrımı vakti yaklaşmıştır.

rahip brunson'ın serbest bırakılması

bunca yaşanan krizin boşuna yaşanmasına mı üzüleyim, bunca kutuplaşmanın ardından böylesi facia bir kararın çıkmasına mı şaşırayım, devletin yargı organının ne kadar bağımsız(!) olduğuna mı hayıflanayım bilemedim. ders almamız gereken şeyler bu gizli tanık rezaletine son vermek öncelikle. tayyip erdoğan'ın yönetim tarzı tipik "muhafazakar milliyetçilik"tir. içerideki kriz ortamını dağıtmak için, dışarıda bir kriz ve düşman oluşturmaktır. dünya'da bunun örneği olarak en basitinden trump'ı görürüz aslında. trump göreve geldiğinde ilk icraatı "beş arap devleti'ne seyahat yasağı koymuştu. bu rahip mevzuunda da diretme meselesi de tıpkı rahip gibi evanjelist mike pence'di. trump'ın seçilmesinin en büyük aktörü olan pence, evanjelistler ve yahudiler üzerinde çok etkiliydi. kudüs mevzuuda bu açıdan bakılması gereken bir mevzudur. ara seçimler ve sonraki seçimlerde trump zafere ulaşacaktır.

cemal kaşıkçı

bu konu abd ile s. arabistan aradında bir hesaplaşma olabilir. çünkü önceki açıklamalara baktığımızda, trump, suudi arabistan'ı kendilerinin koruduğunu ve bunun ücretini alması gerektiğini açıkladı, 'mafyavari' bir üslupla. şimdi ise abd'li yetkililer kabul edilemez olduğunu söylediler. izleyip görelim. abd ücreti alamadıklarından yada papaz'ın iadesi sonrasında türkiye'yle rahat bir birliktelik sağlamak ıçın bu dostluğa (abd- suud)kıyabilir.

yeni dünya düzeni

ingitere tarafından dünya yeni bir sürece girdi. rusya ve ingiliz uçakları karadeniz'de it dalaşına putin ve trump'ın görüşmesinden önceki tarihe girmesi. ingiltere'nin ab'den ayrılmasından sonra tabiri caizse italya'nın konkordato ilanının eşiğine gelmesi. almanya ile abd'nin ekonomik savaşı zirveye tırmandırması. kuzey kore ile abd'nin geçen yılki gerilimli diplomasisi. türkiye ile abd'nin arasının iyice açılması. sanki rusya çin türkiye ve iran bir kutup olmaya zorlanıyor olması. bunlar ve daha fazla gelişmenin yaşandığında ab'den ayrılma kararı alan mesela 15 temmuz hadisesi ingiltere'nin yeni iki kutuplu dünya nizamının ayak izleri olabilir mi?

türkiye'de 2019-2020'de iç savaş olabilir iddiası

ekonomik darboğaza doğru gidiyor olmamız hiçbir zaman iç savaşa gideceğimiz anlamına gelmez. bu millet ergenekon destanı bozkurt destanı ve 15 temmuz destanlarını yazmış bir millettir. aynı zamanda terörle 40 yıldır mücadele eden bir millettir. aziz türk milleti kurtuluş savaşı'ndan da yedi düvelle çarpışmış ve fetret devri gibi sancılı bir süreci atlatmıştır. asla timurlenk karşıtı değilim. zor zamanlarda farklı reaksiyonlar veren farklı genetik kodlara sahip bir milletiz. siyasi ayrılıklar, karşıt fikirler asla belirleyici değildir. ben kısa bir süre sonra bu kutuplaşmanın biteceğini düşünüyorum ve bu millete her daim de inanıyorum. türk milleti ve türk vatanı sadece islam ve türklüğün değil aynı zamanda dünya medeniyetlerinin de beşiğidir. unutmayın biz hiçbir zaman çok değildik, dün kurtuluş savaşı'nda da, evvelsi gün istanbul'un fethinde, biraz daha evvelinde malazgirt'te de azdık. çin sarayinda 40 kişi, anadolu müdaafasında milyarlık nüfuslara karşı 80 milyon. kısa vadede, orta vadede savaşları ekonomi kazandırır ama olağanüstü liderler dışında uzun vadede milletlerin genetik kodları o milletleri neticeye götürür. bknz. atatürk ile kısa vadede neticeye ulaşabilmişizdir

süleyman soylu ile berat albayrak'ın birbirine omuz atması

tesev'li albayrak, elbette mehmet ağar'ın kadrosundan gelen süleyman soylu ile anlaşamayacaktır.
  • /
  • 2

sözlük yazarları nasihat alıyor/veriyor

ınsanı ayakta tutan, hayalleri, idealleri, ülküsüdür. o hayaller uğruna ölmek de yaşamak kadar kıymetlidir. mustafa kemal ile aynı yıl doğan enver paşa, çok hızlı yükselmiş ve turan orduları başkomutanı olmuştu. ama 1922 yılında türkistan topraklarında idealleri uğruna şehit olurken, atatürk 1923 yılında yeni bir devlet kurup cumhuriyeti ilan etmişti. burada, ideallerimiz için ölmek mi daha kıymetli, yaşamak mı buna da biz karar vereceğiz.

venezuela'nın guaido'su

guaido göreve geldi diyebiliriz. ama bana soracak olursanız kesinlikle gelmemelidir. sadece venezuela halkı'nın hür tercihine yapılmış kğresel ölçekli saygısızlık değil aynı zamanda seçimle göreve gelen bir liderin tüm dünya çapında 'değiştirilebilir' olduğunun da bir göstergesi olacak. yani abd ve uyduları canı istediği ülkede lider değiştirebilecekler. bu gelişmeler yaşanırken neden venezuela? sorusuna da acizane cevap vermeye çalışayım. dış müdahaleler her zaman ve her devlete karşı olur. her devletin öncelikli görevi dış müdahaleyi çeşitli yöntemlerle bertaraf etmeli yada o müdahaleye meydan vermemelidir. ıstihbarat faaliyetleri olay olduktan sonrası için değil, olmadan öncesi için vardır. bazen de kontra operasyonlar yapmak için. bunun haricinde mükemmel bir ekonomik nizam, siyasi ve idari yapı, çağdaş ve adil bir hukuk sistemi kurulursa o devlete karşı bir saldırı yapmak çok güç olacaktır. artık dünyada dokunulabilir olmayan devlet yok. ama "az dokunulabilir" devletler var. bu az dokunulabilir devletlerde bu saydığım maddeler mevcuttur. venezuela'da olanlar da aynı şekilde bu saydığım şartları sağlamadığından dolayı yaşanmaktadır. burada sorumlu aramak için artık geç olmakla beraber illa ki bir sorumlu aranıyorsa o sorunlu ne guaido ne maduro'dur. sorumlu ekonomik ve idari nizamı sağlam kuramayan chavez'dir

türkiye'deki ekonomik gelişmeleri yorumlayan bbc'nin ankara'ya deniz getirmesi

"türkiye'nin ekonomi belası" diye başlık atan bbc arkadaki istanbul boğazı manzarasına live ankara yazarak konuya ne kadar yakın olduğunu gösterdi.

değişen düzen

dünya yeni bir düzene gireli epey oldu. türkiye'de bu düzene ayak uyduralı çok oluyor. artık devletler küçülme yoluna gidiyor. daha doğrusu uzun süredir bu küçülme devam etmektedir. türkiye'de de durum çok da farklı değil. bugünlerde bir anket sonucuna göre gençlerin %46 gibi büyük bir oranı devlet memuru olmak istemektedir. bu güzel birşey ama bu durum devlete yararlı olma niyetiyle mi yapılmakta bunu tartışmalıyız. "sırtımı devlete yaslayayım yatarak para kazanayım" anlayışı hakim olduğundan memur olan da olamayan da memnun değil. çünkü artık çalışmada fark yaratmak, artı değer üretmek esas. bunu yapmayan memurunda üst düzey bir tanıdığı yoksa görevine devam etmesi, en azından sorunsuz devam etmesi, imkansızlaşmaktadır. yeni kamu yönetimi denilen bu anlayış, liberal bir yaklaşımla 'özel sektör' ile 'devlet' arasında karma bir yerdedir. her anlamda çağın insanı kendini yenilemeli ve kendisini sürekli geliştirmelidir. belli konularda bilgili olup, her konuda fikir sahibi olması istenmektedir. entellektüel birikime sahip olması gereken 'modern insan' profili, giderek tekdüze ve duygusuz bir hale gelmeye başlamaktadır. bu gidişle mekanik robotlardan tek farkımız solunum yapabilen birer kemik ve et yığını bireyler olacaktır.

tarihteki ilk zırhlıyı konfederasyonun yapmış olması

aslında konfederasyon iki kişiyi avrupaya kurulan donanmayı güçlendirsin diye yollandı. onlar de bir ingiliz savaş gemisi satın alıp zırhlandırdılar ve kömürlü motor eklediler. bu gemi çok başarılı oldu ta ki abd kendi zırhlısını yapana kadar(2 3 tane ve modifiye değil direkt olarak bunun için üretildi) daha sonra bu avantajını da kaybetti konfederasyon.

[14-18 ocak] askeri ve diplomatik gelişmeler

14 ocak ile 18 ocak arasındaki askeri ve diplomatik gelişmeler. bu arşivin ana gündem maddesi doğu akdeniz'deki 7 ülkenin doğu akdeniz gaz forumunun kahire'de kurulacağını açıklaması.

rus dışişleri sözcüsü zaharova, ukrayna’nın türk yapımı iha satın almasına ilişkin yaptığı açıklamada, “kiev rejimine silah verilmesi ukrayna’daki iç krizi kötüleştiren bir faktöre dönüşmemeli” ifadelerini kullandı.

iran genelkurmay başkanı tümgeneral bakıri, "iran düşmanlarının, askeri bir adımın çok maliyetli olduğu sonucuna vararak ülkede iç karışıklık çıkarma ve paralı askerleri harekete geçirme planını devreye koyduğunu" ileri sürdü.

abd başkanı trump, türkiye'nin suriye'de kürtleri (ypg) vurması durumunda, türkiye'yi ekonomik yıkıma uğratacaklarını ve bölgede 32 kilometrelik bir güvenli bölge oluşturacaklarını söyledi.

rusya duma savunma komitesi başkanı şamanov, suriye'nin güneyindeki tanf üssünün kontrolünün yakın zamanda türkiye'ye devredilebileceğini veya özel askeri bir şirketin yönetiminde kalabileceğini bildirdi.

pakistan, çin yapımı ly-80 uzun menzilli hava savunma sistemini test etti.

htş lideri cevlani, pkk'nın arap bölgelerini de işgal ettiğini belirterek fırat'ın doğusuna yapılacak operasyonu desteklediklerini açıkladı.

türkiye hariç 7 ülke (israil, yunanistan, mısır, italya, ürdün, filistin ve gkry enerji bakanları), mısır'ın başkenti kahire'de altyapı maliyetlerini düşürmek ve rekabetçi fiyatlar sunmak için doğu akdeniz enerji forumu kurulmasını kararlaştırdı.

birleşik arap emirlikleri dışişleri bakanı muhammed gargaş, ypg'ye destek çıkarak, 'örgütün rolünü suriye'nin toprak bütünlüğü kapsamında korumak arapların çıkarına' dedi.

ypg komutanlarından mustafa bila, bae'nin ypg desteği üzerine 'yeni osmanlı imparatorluğu planlarına karşı araplar ile kürtler türklere karşı iş birliği yapmalı' dedi.

cumhurbaşkanı erdoğan, “suriye’de türkiye sınırı boyunca güvenli bölge bizim tarafımızdan oluşturulacak.” dedi.

abd başkanı trump, beyaz saray'daki bir kabulünde hükümetin kısmen kapanması nedeniyle yeterli mutfak personeli bulunmadığını gerekçe göstererek konuklarına dışarıdan söylediği hamburger, patates kızartması ve pizza sundu.

ingiliz parlamentosunda yapılan oylamada ingiltere başbakanı theresa may'in ab ile vardığı birlikten çıkış (brexit) anlaşması 202 evet oyuna karşı 432 hayır oyu ile reddedildi.

menbiç'te amerikan askerlerinden oluşan delegasyonunun kenti ziyaret ettiği sırada bomba patladı. yaşanan patlamada 5'i amerikalı 20 kişi öldü.

kenya devlet başkanı kenyatta, nairobi'de dün otele yapılan saldırıda 14 masum insanın hayatını kaybettiğini ve saldırganların tamamının etkisiz hale getirildiğini söyledi.

sdg/ypg'li teröristler, "türkiye ile suriye sınırında istikrarı sağlayacak anlaşma ve çözümlere ulaşmayı umuyoruz" açıklamasında bulundu.

abd başkan yardımcısı pence "birliklerimizi eve getiriyoruz, ışid yenildi. ancak ışid'in çirkin yüzünü yeniden göstermeyeceğinden emin olmak için bölgede kalacağız, mücadelenin içinde kalacağız." dedi.

abd dışişleri bakanlığı, türkiye’ye yönelik seyahat uyarısını güncelledi. türkiye’nin statüsü, “seyahat etmeyi yeniden değerlendirin” anlamına gelen 3. seviyede, ırak ve suriye sınırına yakın bölgeler ise “seyahat etmeyin” anlamına gelen 4. seviyede tutuldu.

israil enerji bakanı yuval steinitz, israil'in birkaç ay içinde mısır'a gaz göndermeye başlayabileceğini söyledi. [reuters]

iran dışişleri bakanı zarif ıkby ve merkezi bağdat hükümetini, genelkurmay başkanı bakıri ise azerbaycan'ı ziyaret etti.

abd'nin afganistan özel temsilcisi zalmay halilzad, "taliban eğer barış konusunda görüşmek isterse görüşeceğiz, savaşmak isterse savaşacağız." dedi.

venezeula'da ulusal meclis başkanı juan guaido'yu kısa süreliğine hükümetten habersiz olarak gözaltında tutan 12 istihbarat ajanı tutuklandı.

avrupa birliği, rusya tarafından kerç boğazı'nda gözaltına alınan ukrayna askerlerinin ivedilikle ve şartsız serbest bırakılması çağrısında bulundu.

italya'nın eski başbakanı berlusconi, 26 mayıs'ta yapılacak avrupa parlamentosu seçimlerinde aday olacağını açıkladı.

venezuella devlet başkanı maduro'nun ekonomiden sorumlu yardımcısı tareck maddah, ülkesinin altınlarının işleneceği çorum'a gelerek rafineriyi inceledi.

fransa cumhurbaşkanı macron, ülkesinin bu yıl suriye ve ırak'ta askeri varlığını sürdüreceğini söyledi.

pentagon'un yayımladığı füze savunma inceleme belgesi'nde, israil'e 2028 yılına kadar her yıl 500 milyon dolarlık bütçe desteği verileceği belirtildi.

daha önce rakka'daki yıkımı görüntüleyen washington post beyrut büro şefi sly, "ypg'nin pkk'nın uzantısı olduğu açık. abd ışid ile mücadelede esasen pkk olan ypg ile çalıştı ve bunun türk-amerikan ilişkilerine negatif etkileri oldu." dedi.

kolombiya'nın başkenti bogota'daki bombalı araçla düzenlenen terör saldırısında ölenlerin sayısının 21'e yükseldiği duyuruldu.

rusya lideri putin, kosova'nın kendi ordusunu kurarak provokatif adımlar attığını, bu ülkenin sırbistan ile olan tansiyonu artırmasının bölgenin istikrarına zarar verdiğini söyledi. putin, kosova'nın kuracağı ordunun yasal olmayacağını da öne sürdü.

ukrayna dışişleri bakanı pavel klimkin, kiev’in rusya ile olan yaklaşık 50 anlaşmayı iptal etmeyi planladığını söyledi.

japon denizi üzerinde eğitim uçuşu yaparken çarpışan rus su-34'leri düştü. uçakları kullanan pilotlar fırlatma sistemini kullanarak paraşütle denize indi.

rusya'nın ypg'nin kurduğu bab askeri meclisi flamalı araçlarla ortak devriye yaptığı belirtildi.

ab komisyonu, abd ile sanayi ürünlerinde gümrük vergilerini kaldırmak üzere ticaret müzakereleri yapmak için üye ülkelerden yetki talep etti.

ırak ve afganistan'daki eylemleriyle sık sık gündeme gelen blackwater'ın kurucusu erik prince, suriye'den çekilecek abd askerlerinin yerini alabileceğini belirtti.

türkiye'nin ortadoguda ki muttefikleri

ortadoğu'daki müttefikleri demişler biri demiş uzak doğu'daki güney kore ,diğeri demiş doğu asya'daki pakistan

hey allah'ım ...

israil'in gazze'ye hava saldırısına 36 roketle cevap

gerginlik gece boyunca sürdü, gazzeye yakın bölgelerde siren sesleri sabaha kadar çalmış.

uluslararası ilişkiler ile ilgilenen kişiler için kitap önerileri

kişisel ilgi alanı olarak ya da üniversitelerimizde uluslararası ilişkiler bölümü okuyan arkadaşlara kaynak olarak yardımcı olabileceğimiz eserleri burada toplamak istiyorum. araştırdığımız zaman özellikle internette çok fazla kitap çıkar fakat genellikle içeriğinden bahsedilmez ya da yorum yapılmamıştır. burada sizlerle birlikte okuduğumuz kitapları yorumlarımızla birlikte paylaşarak ilgilenen insanlara yardımcı olmak istiyorum. yardımcı olan herkese şimdiden teşekkür ediyorum.

sizce ülkemizin sorunu(sorunları) nedir ?

tüm sorunlarımızın tek cevabı var coğrafya. önce ne alaka eğitim ekonomi dururken coğrafya ne alaka diyebilirsiniz. sorunlara eğitim ya da ekonomi ne açıdan baksanız sadece durumu kurtarırsınız.sorunumuz kendimizi ve coğrafyamızı bilmemekten kaynaklanıyor.biz kimiz hala bir muamma? coğrafyanın bize ne verdiğini bilmiyoruz. mesela türkiye çok stratejik derler ii de bize yararı ne kavgamız içinde o strateji eriyip gidiyor.bulunduğumuz coğrafya da toplumların bir çeşit köprü durumunda bulunuyoruz bir nevi medeniyetler han'ı dır anadolu bu hana gelen her medeniyet iyi kötü içine almış çok farklı çeşitler ile bir sentez yapmış bunu zaman zaman bir o medeniyet bir bu medeniyet ortaya çıkmış amma velakin alt kültür olarak bir çok medeniyet saklı kalmış biz bunları bilmiyoruz. osmanlı medeniyetini bilmeyiz, yunan medeniyetini bilmeyiz anadolu'nun kadim medeniyetlerini bilmeyiz türk kültürünü bilmeyiz bugün dışarı çıkıp 50 yıl sonrasını sorsanız çok az kişi bilir. toplumumuzun bir hafızası yok. türkiye aynı zamanda çok aktif bir toplum o kadar büyük olaylar oluyor ki bunun aynısı gelişmiş bir ülkede yaşansa o ülke psikolojik travmaya girer. buna rağmen türkiye de bu kadar şey yaşanınca toplum artık tepkisizleşiyor ruhsuzlaşıyor bu da onu tepkisiz halinde bir ruh haline getiriyor. özelikle son 300 yıldır toplum olarak kendimizi konumlandırmak açısından bize hala neyin tam olarak doğru olduğunu idrak edemedik sürekli ülke yap boz halde bir o ideolojiye sarılıyor sıkıldı mı bir başka ideoloji etrafında kümeleniyor. sorunumuz en büyük kaynağı coğrafyamızda sorulan en meşhur sorunun cevabını bilmemek "nerelisin gardaş?" öncelikle toplumun kendini coğrafyasına uygun konumlandırması buna göre izlenmesi gereken politikalar üretmeli. ne olduğumuzu bilerek adım atmalı tarihin sayfalarına bakarak kalem oynatmamak lazım . sosyolojik ve psikolojik olarak toplumumuzun haritası çıkarılması en büyük sorunun aslında dışta değil her zaman içte olduğunu düşünürüm o yüzden önce kendi gerçekliğimizi bilmemiz lazım yalnız bu geçmişin sadece iyi güzel yönlerini değil kötü taraflarını da bilmekle olur yoksa günümüz gibi ikiyüzlü bir toplum ile karşılaşırız.

Toplam entry sayısı: 21

değişen düzen

dünya yeni bir düzene gireli epey oldu. türkiye'de bu düzene ayak uyduralı çok oluyor. artık devletler küçülme yoluna gidiyor. daha doğrusu uzun süredir bu küçülme devam etmektedir. türkiye'de de durum çok da farklı değil. bugünlerde bir anket sonucuna göre gençlerin %46 gibi büyük bir oranı devlet memuru olmak istemektedir. bu güzel birşey ama bu durum devlete yararlı olma niyetiyle mi yapılmakta bunu tartışmalıyız. "sırtımı devlete yaslayayım yatarak para kazanayım" anlayışı hakim olduğundan memur olan da olamayan da memnun değil. çünkü artık çalışmada fark yaratmak, artı değer üretmek esas. bunu yapmayan memurunda üst düzey bir tanıdığı yoksa görevine devam etmesi, en azından sorunsuz devam etmesi, imkansızlaşmaktadır. yeni kamu yönetimi denilen bu anlayış, liberal bir yaklaşımla 'özel sektör' ile 'devlet' arasında karma bir yerdedir. her anlamda çağın insanı kendini yenilemeli ve kendisini sürekli geliştirmelidir. belli konularda bilgili olup, her konuda fikir sahibi olması istenmektedir. entellektüel birikime sahip olması gereken 'modern insan' profili, giderek tekdüze ve duygusuz bir hale gelmeye başlamaktadır. bu gidişle mekanik robotlardan tek farkımız solunum yapabilen birer kemik ve et yığını bireyler olacaktır.

enver paşa

kimi üfürükçü ve türk tarihinde tek bir kişi olduğunu düşünen kişiler için hala hain olan, yada 'tecrübesiz askeri olarak gördükleri ama tarihin seyrini değiştiren "kahraman" enver paşa...
lise tarih kitaplarında bir satırdan fazla yer almayan, asla tarihteki değeri net olarak anlatılmayan,"tarih kitaplarını hazırlayanlar" tarafından ısrarla üzerinde durulmayan bir davaya adanmış ömür...
iki askerin yabancı büyükelçiye tokat atmasıyla başlayan bir ülkü...
"çırpınırdı karadeniz" türküsünde arka planda akıllarda mitralyöz seslerinin ve atının nal şıkırtılarıyla bugünlere uzanan uzun bir yol...
rüyası devlet, hayali millet, derdi de devası da turan olan muzaffer komutan...
türkistan topraklarının kendisini bırakmaya niyeti olmadığını daha oraya adımını attığı ilk anda "bu yolda şehit olacağız" diye niyet edip, şehit olan idealist...
bir vakit namazını kazaya bırakmamış bir mümin...
cumhuriyet'in temellerini daha osmanlı yıkılmadan atmış bir hürriyet açığı...
memleketi için ömrünü, eşini, makamını, çocuklarını, hayatını hiçe saymış bir vatanperver...
soydaşları için yıllarca rusya'yı yıpratmış üstelik bunu kısıtlı orduyla yapmış şanlı bir komutan...
tek müttefikimiz olan almanların imparatoru wilhelm için "alman komutanı" demiş devlet adamı...
kaçınılmaz olan harpte milletini harbetmeden müstemleke yaptırmam diyerek türk'çe duruş sergilemiş hakiki türk oğlu türk'tür.


"şehid-i ala"
"gazi-i namdar"
"kahraman enver paşa"

abd'nın ınf'ten ayrılması

"asûde olmak ister isen gelme bu cihâna"
ziya paşa'nın bu sözleriyle başlamak istedim. nükleer silahsızlanma anlaşması olan ınf, nükleer silahsızlanmanın en azından abd tarafından olmayacağına bir işaret dahadır. dahadır diyorum çünkü trump yönetime geldikten sonra ıran ile olan anlaşmadan da çekilmişti. abd'nin ınf'ten çekilmesi karşılıksız kalmadı ve rusya'da çekileceğini söyledi. her dünya savaşı'ndan önce silahlanma yarışı vardı ve sonrasında yıkıcı etkiler olmuştu. bu savaş gerek yıkıcılık gerek teşhis edilebilirliği bakımından hepsinden daha güç olacak hastalıklarla farklı olacaktır. bu savaşta dışarıda kalma ihtimalimizin olmadığını da düşünürsek her türlü zararı görebiliriz ve her türlü zararı da verebiliriz. en azından verebilme ihtimalimizin olması gerekir. diye düşünüyorum. bu anlamda en erken olacak şekilde teknik ve teknoloji takviyesine ihtiyacımız var. saygılarımla

venezuela'nın guaido'su

guaido göreve geldi diyebiliriz. ama bana soracak olursanız kesinlikle gelmemelidir. sadece venezuela halkı'nın hür tercihine yapılmış kğresel ölçekli saygısızlık değil aynı zamanda seçimle göreve gelen bir liderin tüm dünya çapında 'değiştirilebilir' olduğunun da bir göstergesi olacak. yani abd ve uyduları canı istediği ülkede lider değiştirebilecekler. bu gelişmeler yaşanırken neden venezuela? sorusuna da acizane cevap vermeye çalışayım. dış müdahaleler her zaman ve her devlete karşı olur. her devletin öncelikli görevi dış müdahaleyi çeşitli yöntemlerle bertaraf etmeli yada o müdahaleye meydan vermemelidir. ıstihbarat faaliyetleri olay olduktan sonrası için değil, olmadan öncesi için vardır. bazen de kontra operasyonlar yapmak için. bunun haricinde mükemmel bir ekonomik nizam, siyasi ve idari yapı, çağdaş ve adil bir hukuk sistemi kurulursa o devlete karşı bir saldırı yapmak çok güç olacaktır. artık dünyada dokunulabilir olmayan devlet yok. ama "az dokunulabilir" devletler var. bu az dokunulabilir devletlerde bu saydığım maddeler mevcuttur. venezuela'da olanlar da aynı şekilde bu saydığım şartları sağlamadığından dolayı yaşanmaktadır. burada sorumlu aramak için artık geç olmakla beraber illa ki bir sorumlu aranıyorsa o sorunlu ne guaido ne maduro'dur. sorumlu ekonomik ve idari nizamı sağlam kuramayan chavez'dir

sözlük yazarları nasihat alıyor/veriyor

ınsanı ayakta tutan, hayalleri, idealleri, ülküsüdür. o hayaller uğruna ölmek de yaşamak kadar kıymetlidir. mustafa kemal ile aynı yıl doğan enver paşa, çok hızlı yükselmiş ve turan orduları başkomutanı olmuştu. ama 1922 yılında türkistan topraklarında idealleri uğruna şehit olurken, atatürk 1923 yılında yeni bir devlet kurup cumhuriyeti ilan etmişti. burada, ideallerimiz için ölmek mi daha kıymetli, yaşamak mı buna da biz karar vereceğiz.

polıtıkleşen türkıye

2009 yılında, davos zirvesi'nde, ‘one minute' olayı
2010 yılı. fenerbahçe şike suçlamasıyla yargılandı, başkan aziz yıldırım hapis cezası aldı.
aynı yıl türkiye'nin önde gelen cemaatlerinden ısmailağa cemaati'nde önde gelen isim ahmet mahmut ünlü hapse atıldı. hemde kadın ticareti gibi yüz kızartıcı bir suçtan.
deniz baykal ve kaset skandalı da aynı yıllarda oldu
bu yıllarda ıran ile yakınlaşan türkiye, abd'nin vetosuna muhatap oldu.
2011 ergenekon ve balyoz'un etkisi sürerken, üzerine oda tv eklendi.
2013 yılı yaz aylarında, ‘gezi olayları' patlak vermişti. ılk üç gün normal geçen protestolar, sonrasında, yurtdışı iistihbarat ve pkk terör örgütünün hareket alanı olmuştu
2013 yılı sonuna doğru 17/25 aralık’la ülke çalkalandı. ardından gelen açıklamalar ve iddialar iki taraf açısından kan dondurucuydu.
2014 yılında cumhurbaşkanı erdoğan seçilmişti.
2015 yılında ise 7 haziran seçimleri sonrası sonuçlar koalisyonu işaret ediyordu. bu sıralarda pkk doğu'daki illerimizde ‘sözde özerklik' ilan etmişti. ‘hendek operasyonu’ başladı. aslında cumhur ıttifakı da fiilen o zaman başladı.
2016 yılında türkiye 15 temmuz hadisesine tanıklık ediyordu. artık türkiye tamamen politikleşmişti. hain fetö girişimi, milletçe bastırılmıştı. hemen akabinde bu kez sınır ötesi bir harekat yaparak, suriye'ye resmen adım atmıştık. ‘fırat kalkanı harekatı'yla orada türkiye'de vardı.
2017 yılında, hdp eş başkanları, figen yüksekdağ ve selahattin demirtaş hapse atılmıştı.
2017 yılında bir başka harekata hazırlandık. 2018 ilk aylarında mehmedimiz‘zeytindalı harekatı'yla afrin'e girdi.
2018 yaz aylarında, ‘ekonomik kuşatma’ yaşadık. etkisi halen sürmekte.
demek istediğim, toplum siyasallaştırıldı. milleti kendisine çeken diğer etmenler zayıflatıldı. futbolda başarısız milli takım ve büyük kulüpler, kalitesiz ve basit dizilerle toplumun algıları politikaya yönlendirildi. zaten mevcut darboğazda da halk istemese de durumları takip etme ihtiyacı duyuyor. dünya'da ve bölgemizdeki gelişmeler de siyaseti odak noktasına çekiyor. siyasi tercihler, psikoloji ve sosyoloji olmadan asla tam anlamıyla anlaşılmaz. yani 2019 yılının güzel geçmesi en büyük temennim, sağduyu bu yılın anahtar kelimesi olmalı. saygılarımla...

muhsin yazıcıoğlu

"mart tanesi olsam mekke'ye düşmek isterdim." bu sözleri söylemek gerçekten kolay değildir. maalesef bizim nesil bir bedel ödemediği için ahkam kesmeyi çok iyi biliyor. 12 eylül'ün ardından birçok sağcı/solcu bedel ödedi. kah çırılçıplak soyuldu o şekilde işkence gördü, kah saatlerce dövüldü. dilim varmıyor ama defalarca tecavüze uğradı. muhsin yazıcıoğlu da o bedeli ödeyen insanlardandır. eleştiri illa ki yapılacaktır. neden mhp'den neden muhsin yazıcıoğlu'nu reis yapan ülkü ocakları'ndan ayrıldığı sorulmalıdır sorulacaktır da. hatasız kimse yok. ama eleştiri yapılırken de o mihvalde düzgün dozajı aşmayacak şekilde yapılmalıdır. bu ülkede herkes hakketiği yerde oturmaz. ama ben inanıyorum ki birgün hakeden dışında hiç kimse hakettiği yeri işgal etmeyecek. muhsin yazıcıoğlu, eşref bitlis, adnan kahveci, uğur mumcu..... boşuna öldürülmediler. ve bu kadar büyük bedeller ödediysek ila ki karşılığını millet olarak göreceğiz.

değişen düzen

dünya yeni bir düzene gireli epey oldu. türkiye'de bu düzene ayak uyduralı çok oluyor. artık devletler küçülme yoluna gidiyor. daha doğrusu uzun süredir bu küçülme devam etmektedir. türkiye'de de durum çok da farklı değil. bugünlerde bir anket sonucuna göre gençlerin %46 gibi büyük bir oranı devlet memuru olmak istemektedir. bu güzel birşey ama bu durum devlete yararlı olma niyetiyle mi yapılmakta bunu tartışmalıyız. "sırtımı devlete yaslayayım yatarak para kazanayım" anlayışı hakim olduğundan memur olan da olamayan da memnun değil. çünkü artık çalışmada fark yaratmak, artı değer üretmek esas. bunu yapmayan memurunda üst düzey bir tanıdığı yoksa görevine devam etmesi, en azından sorunsuz devam etmesi, imkansızlaşmaktadır. yeni kamu yönetimi denilen bu anlayış, liberal bir yaklaşımla 'özel sektör' ile 'devlet' arasında karma bir yerdedir. her anlamda çağın insanı kendini yenilemeli ve kendisini sürekli geliştirmelidir. belli konularda bilgili olup, her konuda fikir sahibi olması istenmektedir. entellektüel birikime sahip olması gereken 'modern insan' profili, giderek tekdüze ve duygusuz bir hale gelmeye başlamaktadır. bu gidişle mekanik robotlardan tek farkımız solunum yapabilen birer kemik ve et yığını bireyler olacaktır.

enver paşa

kimi üfürükçü ve türk tarihinde tek bir kişi olduğunu düşünen kişiler için hala hain olan, yada 'tecrübesiz askeri olarak gördükleri ama tarihin seyrini değiştiren "kahraman" enver paşa...
lise tarih kitaplarında bir satırdan fazla yer almayan, asla tarihteki değeri net olarak anlatılmayan,"tarih kitaplarını hazırlayanlar" tarafından ısrarla üzerinde durulmayan bir davaya adanmış ömür...
iki askerin yabancı büyükelçiye tokat atmasıyla başlayan bir ülkü...
"çırpınırdı karadeniz" türküsünde arka planda akıllarda mitralyöz seslerinin ve atının nal şıkırtılarıyla bugünlere uzanan uzun bir yol...
rüyası devlet, hayali millet, derdi de devası da turan olan muzaffer komutan...
türkistan topraklarının kendisini bırakmaya niyeti olmadığını daha oraya adımını attığı ilk anda "bu yolda şehit olacağız" diye niyet edip, şehit olan idealist...
bir vakit namazını kazaya bırakmamış bir mümin...
cumhuriyet'in temellerini daha osmanlı yıkılmadan atmış bir hürriyet açığı...
memleketi için ömrünü, eşini, makamını, çocuklarını, hayatını hiçe saymış bir vatanperver...
soydaşları için yıllarca rusya'yı yıpratmış üstelik bunu kısıtlı orduyla yapmış şanlı bir komutan...
tek müttefikimiz olan almanların imparatoru wilhelm için "alman komutanı" demiş devlet adamı...
kaçınılmaz olan harpte milletini harbetmeden müstemleke yaptırmam diyerek türk'çe duruş sergilemiş hakiki türk oğlu türk'tür.


"şehid-i ala"
"gazi-i namdar"
"kahraman enver paşa"

yüzüncü yıl

yüzüncü yıl...
yüzüncü yıllar sembolik ve metaforik anlamlar taşır. takımlar, yüzüncü yılına girerken sağlam kadrolar, taktik becerisi ve bilgisi yüksek teknik adamlarla yeni sezona başlarlar. zaten her teknik adam da o takımlarla çalışmak ister. takımlar yüzüncü yıllarında “şampiyonluk" parolasıyla yola çıkar. besteler, marşlar hazırlar ve “birliktelik" hedefiyle yola çıkar.
bundan 35 sene evvel, henüz mhp, mçp iken, devlet bahçeli, bir konuşmasında, cumhuriyetimizin ilanının 29 ekim 1923’ün 100. yılında yani 2023’de kendi hedeflerini sıralamıştı.
bundan 16 yıl evvel iktidara gelen akp'de hedefini 2023 yılına endekslemişti.
bu yıl, mustafa kemal'in atatürk olma yolundaki ilk adımını attığı 19 mayıs 1919 gününün 100. yılını kutlayacağız. ertesi yıl, türkiye büyük millet meclisi'nin açılacağı yılın 100. yılı olacak. bundan dört yıl sonra o meşhur 2023 yılına geleceğiz.
esas anlatmak istediğim nokta ise bundan sonra başlıyor.
2 nisan 1917 abd resmen ı. dünya savaşı'na girdi. 29 mart 2017 birleşik krallık'ta brexit rüzgarlarının estiği gündü. yunanistan 27 haziran 1917’de savaşa katıldı, bundan 101 yıl sonra, doğu akdeniz'de kıbrıs'ımız'da hak iddia ediyor ve karasularını 12 mile çıkaracağını söylüyor. yani ege'nin %91’ine hakim olacak. 6 temmuz 1917’de lawrance, arap isyancılarla akabe şehrine girdi. ekim 2017’de suudi arabistan'da veliaht prens muhammed b. selman oluyor. 5 kasım 2017’de ise ‘yolsuzluk operasyonu' adı altında, ‘prens darbesi'ni yaptı.
1919 yılı ise atatürk'ün samsun'a çıktığı yıl olarak karşımıza çıkıyor, yukarıda bahsedildiği gibi, ıttihat ve terakki'nin malta'ya sürgün edilmesi ile tasfiye süreci başladı. hasan tahsin, sütçü ımam, yörük ali efe, müftü ahmet hulusi gibi halk kahramanlarımızın milli mücadele’nin fitilini ateşlemişti. daha sonra kuvayi milliye olarak örgütlenen ‘kurtuluş örgütümüz' atatürk öncülüğünde birleşti ve profesyonel ordu halini aldı. sonuç ‘mutlak zafer' olmuştu. bir milletin uyanışı başlamıştı.
şimdi ise, belçika'da, fransa'da hal sokaklarda. ıran’da sokaklar sıcak. ukrayna-rusya hattı gergin. ısrail, ortadoğu'da beklemediği yerden ikinci tokadı suriye'de yedi. arap nato'su yolda. bunlar güncel gelişmeler iken, aynı ı. dünya savaşı'nda olduğu gibi yine şişkin nüfus ve piyasalar mevcut, tüm dünya'da yükselen milliyetçilik yine etkin. kısacası yaklaşıyor yaklaşmakta olan. 2019 yılında birçok ülkede iktidarlar değişecektir. ıngiltere veya abd'ye yakınlık göstermeyen yada sabıkası olan liderler için yol ayrımı vakti yaklaşmıştır.

rahip brunson'ın serbest bırakılması

bunca yaşanan krizin boşuna yaşanmasına mı üzüleyim, bunca kutuplaşmanın ardından böylesi facia bir kararın çıkmasına mı şaşırayım, devletin yargı organının ne kadar bağımsız(!) olduğuna mı hayıflanayım bilemedim. ders almamız gereken şeyler bu gizli tanık rezaletine son vermek öncelikle. tayyip erdoğan'ın yönetim tarzı tipik "muhafazakar milliyetçilik"tir. içerideki kriz ortamını dağıtmak için, dışarıda bir kriz ve düşman oluşturmaktır. dünya'da bunun örneği olarak en basitinden trump'ı görürüz aslında. trump göreve geldiğinde ilk icraatı "beş arap devleti'ne seyahat yasağı koymuştu. bu rahip mevzuunda da diretme meselesi de tıpkı rahip gibi evanjelist mike pence'di. trump'ın seçilmesinin en büyük aktörü olan pence, evanjelistler ve yahudiler üzerinde çok etkiliydi. kudüs mevzuuda bu açıdan bakılması gereken bir mevzudur. ara seçimler ve sonraki seçimlerde trump zafere ulaşacaktır.
Henüz takip ettiği biri yok.
Henüz takip eden biri yok.