friedrich_barbarossa

Durum: 6 - 0 - 0 - 0 - 03.05.2019 20:38

Puan: 57 -

8 ay önce kayıt oldu. 1.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.

abd niçin atatürke karşı?

önceki yazımda bazı somut bilgiler vardı.

abd'li bazı "servis"lerin, türkiye'ye yönelik çabaları ile ilgili bilgilerdi bunlar. atatürk'ü ve kemalizm'i yıkmak için gösterilen çabalar yanyana geldiğinde, ortaya yadsınamayacak bir tablo çıkıyordu. ama bu tabloya eklenecek, birkaç fırça darbesi daha kalmıştı.

varan bir

"cıa istasyon şefi" paul henze, 199
yılında bir rapor hazırlıyor; ama "yeni dünya düzeni" ile birlikte gerekliliği de kalmamıştır. "klasik atatürkçülük" ölmüştür... aydınların imam hatip okulları konusundaki endişeleri yersizdir. iran ve arap parası ile desteklenen köktendincilik, türkiye için ciddi bir tehlike değildir...

atatürk'e "deccal" diyen said - i nursi ve nurcular ilericidir... nakşibendiler geriye dönük değillerdir; orta asya türk cumhuriyetleri ile bağlantıyı sağlayabilirler...

varan iki:

samuel huntington gibi "bazı" abd'li yazarlar, kemalizme karşı "ılımlı islam"a sahip çıkıyorlar. türkiye'nin batı ile bütünleşmesini istemiyorlar. türkiye'nin "yeni dünya düzeni" içindeki yerinin "ılımlı islam" olması gerektiğini düşünüyorlar. batının çıkarının bunu gerektirdiğini savunuyorlar...

varan üç:

cıa türkiye ve ortadoğu masa şeflerinden graham fuller de, üç yıl önce bir türkiye raporu hazırlıyor... ve özellikle "kürt sorunu"na elatıyor:

ırak'ın "üniter" yapısını koruması abd çıkarlarına uygun değildir. türkiye kürtlere özerklik verirse, kuzey ırak'taki kürtlerle bir bütünleşme gerçekleşebilir. en kötü şey, türkiye'nin ırak'a yakınlaşmasıdır.

şimdi gelelim sorunun yanıtına: abd "servis"leri atatürk'e niçin düşman?

bunun dört temel nedeni var.

birincisi...

laik - demokratik kemalist model, "ihraç" etmeye elverişli değildir. türkiye'nin toplumsal kültürel altyapısına sahip bulunmayan islam ülkeleri bu modeli uygulayamazlar. "ılımlı islam" ile bütünleşmiş, yarı çağdaş bir türkiye, abd çıkarlarına daha uygundur!

üstelik, petrol zengini ortadoğu ülkelerindeki çağdışı rejimlerin varlığını koruması açısından, kemalist model tehlikeli bir örnektir. bu rejimlerin varlığı, amerikan çıkarlarının güvencesindedir!

ikincisi...

kemalizmin temelinde ulusal birlik ve tam bağımsızlık ilkeleri vardır. bu ise, abd'nin ve genel olarak batının çıkarlarına terstir. türkiye ne yıkılmalı, ama ne de bağımsız hareket edebilecek kadar güçlenmelidir. türkiye ortadoğuda büyük bir güç olmamalıdır!

üçüncüsü...

türkiye'nin kürtlere özerklik vermesi giderek federasyonu peşinden getirir. bir adım sonrası ise, komşu devletlerin de parçalanması ile, "bağımsız" bir kürt devletinin oluşturulmasıdır. her zaman abd'ye muhtaç böyle bir devlet... amerikan çıkarları için en iyi çözümdür. ama bu formülün uygulanabilmesi için ilk koşul, türkiye'de atatürk'ün ve ilkelerinin yıkılmasıdır!

dördüncüsü...

yeni dünya düzeninde, uluslararası sermayenin karşısında kalan tek engel "ulusal devlet"tir. türkiye'de atatürk yıkılmadan ulusal devletin yıkılamayacağı ise bir gerçektir!

1994 arallığında, yeni demokrasi hareketi kurulurken çıkan bir yazım şöyle noktalanıyordu:

"özal - 12 eylül sayesinde - boşaltılmış bir meydanda işe başlamıştı... 'dört eğilimi' birleştirip, abd'nin çizdiği yolda kararlılıkla yürüdü. ama bugün artık ne dünya o günün dünyası, ne de türkiye o günün türkiyesi... özal öldü, yaşasın boyner!.. doğru isim, yanlış zaman... ve tarihi, isimler değil 'zaman'lar belirler!.."

suç, bir buçuk yılda tükenen boyner'de değil, "zaman"da!

ve zamanlar hep atatürk'ü haklı çıkarıyor!

ahmet taner kışlalı bu yazıyı 1996 da yazdı, 1999 da suikaste kurban gitti.
bilinçlenelim dostlarım özellikle bu yazıyı herkesle paylaşalım, herkes okusun, okutsun. bilgi paylaştıkça çoğalır.

hasan sabbah

fedailerin kalesi alamut kitabı çok güzeldir

istihbarat temelli harp

istihbarat temelli harp, taktik resmin elde edilmesi maksadıyla kullanılan tüm vasıtalar ve sensörler ile bu bilgileri işleyen, değerlendiren ve birliklere yayan sistemleri kapsamaktadır.

istihbarat temelli harbin amacı, savaşın bilinen bir parçası olan sürprizleri engellemek ve komutana harekat planlarının şekillendirilmesinde yardımcı olmaktır. iyi bir istihbarat, harekatın koordinasyonunu ve senkronizasyonunu sağlar. muharebe başladığında, bir tarafta görevi anlamış ve yürütmeye hazır birlikler varken, diğer tarafta karışıklık ve şok yaşayan birlikler her alır.

bugünün bilgi sistemleri oldukça gelişmiş ve haro sahasıyla ilgili anlık bilgi verebilecek duruma gelmiştir. geleceğin harp sahası ortamında harp sahasını bütünü ile kapsayacak çeşitli sayılarda sensörler yer alacaktır.

1)uzak mesafeli sensörler: uydu gözetleme sistemleri, sistemik ve akustik sensörler [günümüzde dünya yörüngesinde 2400 den fazla uydu bulunmaktadır. bu uyduların 100 kadarı özel şirketlet tarafından işletilmektedir ve bazı uydular 10 metre hassasiyetle fotoğraf çekebilmekte ve ücretini ödeyene hizmet verebilmektedirler.]

2)yakın mesafeli sensörler: geniş spektrumlu radarlar, sentetik aperture radarlar(sar), inverse sentetik aperture radarlar(ısar), insansız hava araçları

3)platform sensörleri: akustik, elektromanyetik, optik

4) silah sensörleri:ır,radar, lıdar sistemleri

(erol mütercimler - stratejik düşünme kitabından alıntıdır)

sözlük yazarlarının tavsiye ettiği filmler

once open a time in america. zamanın da amerikadaki yahudi mafyaları anlatıyor

kirkor divarcı

kirkor divarcı, türkiye tarafından üretilmiş ilk başarılı füzenin bandırma füze kulübü ile birlikte mucididir.
1959 yılında bandırma lisesi öğrencileri o dönem kimsenin anlamını bile bilmediği füze adına kulüp kurarlar. hesabını kitabını yapan gençler oldukça iddialıdır ve denemelere başlarlar. haliyle başarısız olurlar. 10 ekim 1959 günü, bernark tipi bir füze üretmeyi başaran öğrenciler, ilk denemelerinde başarısız olur. aynı yıl yaptıkları ikinci denemede ise üç kilo ağırlığındaki füzeyi 15 metreden daha yükseğe çıkaramazlar. gazetelerin alay konusu olurlar.
olumsuzluklara rağmen gençler pes etmezler ve üçüncü denemeyi de 10 şubat 1960’da yaparlar. bu sefer iki kademeli bir füze atarlar, otomatik bir füze ateşleme sistemi ve uzaktan kumanda ile 10 cm çapında ve 1.5 metre boyundaki füzeyi, ay istikametinde fırlatırlar. 750 metre yükselen roket, başarılı şekilde denize düşer.
ermeni asıllı bir türk vatandaşı olan kirkor divarcı ise istanbul üversitesinde bir öğretim görevlisidir. gençlerin bu çabasını işiten divarcı gençlere desteğini esirgemez. divarcı, nişanlısı ile biriktirdikleri 400 lirayı, füzenin ilk hali için, hiç düşünmeden kullanacak kadar gönül vermiştir bu işe. projesini önce istanbul teknik üniversitesi'ne onaylatır. ardından da türk silahlı kuvvetleri ile temasa geçer. ordunun da desteğiyle, ilk füze fırlatışını gerçekleştirir.
19 eylül 1962... divarcı'nın, ordunun da desteğiyle hayata geçirdiği projesi, "marmara-1" adı verilen ve üzerinde ay yıldız olan 1 metre 33 cm'lik, 1,5 kiloluk ilk türk füzesi, semaya çıkar. deneme atışında 10 bin metre yükselip 150-200 metre uzağa düşer.
marmara 2 füzesi çok geçmeden gelir, öyle hızlı kalkış yapar ki önceden belirtildiği gibi rasat kuleleri füzeyi göremez, marmara 3, marmara 4 derken marmara 5 füzesi tam 5415 metreye yükselir. döneme göre muazzam başarılardır, bu durum daha da dikkat çekmelerine neden olduğunda, uçan türk projesi yani uçabilen askeri zırh projesi, güdümlü füze projeleri, gemi füzeleri projeleri konuşulmaya başlanır. itü’den arge desteği alınır, tsk, thk ve nasa da destek verir.
türkiye için güzel günler başlamış mıydı? hayır, nedeni bilinmeyen bir sebeple kirkor divarcının evinde yangın çıktı ve bütün projeler yandı. araştırılmadı, soruşturulmadı. tsk, thk, nasa kulüpten desteklerini geri çekti. kısaca yalan oldu bütün bu çabalar.

ülkemiz için emek sarf etmiş herkesi bilmemiz, tanımamız, emeklerinin boşa olmadıklarını ispatlamak boynumuzun borcudur.

vekalet savaşı

kore savaşı en belirgin örnek olabilir
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 6

abd niçin atatürke karşı?

önceki yazımda bazı somut bilgiler vardı.

abd'li bazı "servis"lerin, türkiye'ye yönelik çabaları ile ilgili bilgilerdi bunlar. atatürk'ü ve kemalizm'i yıkmak için gösterilen çabalar yanyana geldiğinde, ortaya yadsınamayacak bir tablo çıkıyordu. ama bu tabloya eklenecek, birkaç fırça darbesi daha kalmıştı.

varan bir

"cıa istasyon şefi" paul henze, 199
yılında bir rapor hazırlıyor; ama "yeni dünya düzeni" ile birlikte gerekliliği de kalmamıştır. "klasik atatürkçülük" ölmüştür... aydınların imam hatip okulları konusundaki endişeleri yersizdir. iran ve arap parası ile desteklenen köktendincilik, türkiye için ciddi bir tehlike değildir...

atatürk'e "deccal" diyen said - i nursi ve nurcular ilericidir... nakşibendiler geriye dönük değillerdir; orta asya türk cumhuriyetleri ile bağlantıyı sağlayabilirler...

varan iki:

samuel huntington gibi "bazı" abd'li yazarlar, kemalizme karşı "ılımlı islam"a sahip çıkıyorlar. türkiye'nin batı ile bütünleşmesini istemiyorlar. türkiye'nin "yeni dünya düzeni" içindeki yerinin "ılımlı islam" olması gerektiğini düşünüyorlar. batının çıkarının bunu gerektirdiğini savunuyorlar...

varan üç:

cıa türkiye ve ortadoğu masa şeflerinden graham fuller de, üç yıl önce bir türkiye raporu hazırlıyor... ve özellikle "kürt sorunu"na elatıyor:

ırak'ın "üniter" yapısını koruması abd çıkarlarına uygun değildir. türkiye kürtlere özerklik verirse, kuzey ırak'taki kürtlerle bir bütünleşme gerçekleşebilir. en kötü şey, türkiye'nin ırak'a yakınlaşmasıdır.

şimdi gelelim sorunun yanıtına: abd "servis"leri atatürk'e niçin düşman?

bunun dört temel nedeni var.

birincisi...

laik - demokratik kemalist model, "ihraç" etmeye elverişli değildir. türkiye'nin toplumsal kültürel altyapısına sahip bulunmayan islam ülkeleri bu modeli uygulayamazlar. "ılımlı islam" ile bütünleşmiş, yarı çağdaş bir türkiye, abd çıkarlarına daha uygundur!

üstelik, petrol zengini ortadoğu ülkelerindeki çağdışı rejimlerin varlığını koruması açısından, kemalist model tehlikeli bir örnektir. bu rejimlerin varlığı, amerikan çıkarlarının güvencesindedir!

ikincisi...

kemalizmin temelinde ulusal birlik ve tam bağımsızlık ilkeleri vardır. bu ise, abd'nin ve genel olarak batının çıkarlarına terstir. türkiye ne yıkılmalı, ama ne de bağımsız hareket edebilecek kadar güçlenmelidir. türkiye ortadoğuda büyük bir güç olmamalıdır!

üçüncüsü...

türkiye'nin kürtlere özerklik vermesi giderek federasyonu peşinden getirir. bir adım sonrası ise, komşu devletlerin de parçalanması ile, "bağımsız" bir kürt devletinin oluşturulmasıdır. her zaman abd'ye muhtaç böyle bir devlet... amerikan çıkarları için en iyi çözümdür. ama bu formülün uygulanabilmesi için ilk koşul, türkiye'de atatürk'ün ve ilkelerinin yıkılmasıdır!

dördüncüsü...

yeni dünya düzeninde, uluslararası sermayenin karşısında kalan tek engel "ulusal devlet"tir. türkiye'de atatürk yıkılmadan ulusal devletin yıkılamayacağı ise bir gerçektir!

1994 arallığında, yeni demokrasi hareketi kurulurken çıkan bir yazım şöyle noktalanıyordu:

"özal - 12 eylül sayesinde - boşaltılmış bir meydanda işe başlamıştı... 'dört eğilimi' birleştirip, abd'nin çizdiği yolda kararlılıkla yürüdü. ama bugün artık ne dünya o günün dünyası, ne de türkiye o günün türkiyesi... özal öldü, yaşasın boyner!.. doğru isim, yanlış zaman... ve tarihi, isimler değil 'zaman'lar belirler!.."

suç, bir buçuk yılda tükenen boyner'de değil, "zaman"da!

ve zamanlar hep atatürk'ü haklı çıkarıyor!

ahmet taner kışlalı bu yazıyı 1996 da yazdı, 1999 da suikaste kurban gitti.
bilinçlenelim dostlarım özellikle bu yazıyı herkesle paylaşalım, herkes okusun, okutsun. bilgi paylaştıkça çoğalır.

kirkor divarcı

kirkor divarcı, türkiye tarafından üretilmiş ilk başarılı füzenin bandırma füze kulübü ile birlikte mucididir.
1959 yılında bandırma lisesi öğrencileri o dönem kimsenin anlamını bile bilmediği füze adına kulüp kurarlar. hesabını kitabını yapan gençler oldukça iddialıdır ve denemelere başlarlar. haliyle başarısız olurlar. 10 ekim 1959 günü, bernark tipi bir füze üretmeyi başaran öğrenciler, ilk denemelerinde başarısız olur. aynı yıl yaptıkları ikinci denemede ise üç kilo ağırlığındaki füzeyi 15 metreden daha yükseğe çıkaramazlar. gazetelerin alay konusu olurlar.
olumsuzluklara rağmen gençler pes etmezler ve üçüncü denemeyi de 10 şubat 1960’da yaparlar. bu sefer iki kademeli bir füze atarlar, otomatik bir füze ateşleme sistemi ve uzaktan kumanda ile 10 cm çapında ve 1.5 metre boyundaki füzeyi, ay istikametinde fırlatırlar. 750 metre yükselen roket, başarılı şekilde denize düşer.
ermeni asıllı bir türk vatandaşı olan kirkor divarcı ise istanbul üversitesinde bir öğretim görevlisidir. gençlerin bu çabasını işiten divarcı gençlere desteğini esirgemez. divarcı, nişanlısı ile biriktirdikleri 400 lirayı, füzenin ilk hali için, hiç düşünmeden kullanacak kadar gönül vermiştir bu işe. projesini önce istanbul teknik üniversitesi'ne onaylatır. ardından da türk silahlı kuvvetleri ile temasa geçer. ordunun da desteğiyle, ilk füze fırlatışını gerçekleştirir.
19 eylül 1962... divarcı'nın, ordunun da desteğiyle hayata geçirdiği projesi, "marmara-1" adı verilen ve üzerinde ay yıldız olan 1 metre 33 cm'lik, 1,5 kiloluk ilk türk füzesi, semaya çıkar. deneme atışında 10 bin metre yükselip 150-200 metre uzağa düşer.
marmara 2 füzesi çok geçmeden gelir, öyle hızlı kalkış yapar ki önceden belirtildiği gibi rasat kuleleri füzeyi göremez, marmara 3, marmara 4 derken marmara 5 füzesi tam 5415 metreye yükselir. döneme göre muazzam başarılardır, bu durum daha da dikkat çekmelerine neden olduğunda, uçan türk projesi yani uçabilen askeri zırh projesi, güdümlü füze projeleri, gemi füzeleri projeleri konuşulmaya başlanır. itü’den arge desteği alınır, tsk, thk ve nasa da destek verir.
türkiye için güzel günler başlamış mıydı? hayır, nedeni bilinmeyen bir sebeple kirkor divarcının evinde yangın çıktı ve bütün projeler yandı. araştırılmadı, soruşturulmadı. tsk, thk, nasa kulüpten desteklerini geri çekti. kısaca yalan oldu bütün bu çabalar.

ülkemiz için emek sarf etmiş herkesi bilmemiz, tanımamız, emeklerinin boşa olmadıklarını ispatlamak boynumuzun borcudur.

istihbarat temelli harp

istihbarat temelli harp, taktik resmin elde edilmesi maksadıyla kullanılan tüm vasıtalar ve sensörler ile bu bilgileri işleyen, değerlendiren ve birliklere yayan sistemleri kapsamaktadır.

istihbarat temelli harbin amacı, savaşın bilinen bir parçası olan sürprizleri engellemek ve komutana harekat planlarının şekillendirilmesinde yardımcı olmaktır. iyi bir istihbarat, harekatın koordinasyonunu ve senkronizasyonunu sağlar. muharebe başladığında, bir tarafta görevi anlamış ve yürütmeye hazır birlikler varken, diğer tarafta karışıklık ve şok yaşayan birlikler her alır.

bugünün bilgi sistemleri oldukça gelişmiş ve haro sahasıyla ilgili anlık bilgi verebilecek duruma gelmiştir. geleceğin harp sahası ortamında harp sahasını bütünü ile kapsayacak çeşitli sayılarda sensörler yer alacaktır.

1)uzak mesafeli sensörler: uydu gözetleme sistemleri, sistemik ve akustik sensörler [günümüzde dünya yörüngesinde 2400 den fazla uydu bulunmaktadır. bu uyduların 100 kadarı özel şirketlet tarafından işletilmektedir ve bazı uydular 10 metre hassasiyetle fotoğraf çekebilmekte ve ücretini ödeyene hizmet verebilmektedirler.]

2)yakın mesafeli sensörler: geniş spektrumlu radarlar, sentetik aperture radarlar(sar), inverse sentetik aperture radarlar(ısar), insansız hava araçları

3)platform sensörleri: akustik, elektromanyetik, optik

4) silah sensörleri:ır,radar, lıdar sistemleri

(erol mütercimler - stratejik düşünme kitabından alıntıdır)

abd niçin atatürke karşı?

önceki yazımda bazı somut bilgiler vardı.

abd'li bazı "servis"lerin, türkiye'ye yönelik çabaları ile ilgili bilgilerdi bunlar. atatürk'ü ve kemalizm'i yıkmak için gösterilen çabalar yanyana geldiğinde, ortaya yadsınamayacak bir tablo çıkıyordu. ama bu tabloya eklenecek, birkaç fırça darbesi daha kalmıştı.

varan bir

"cıa istasyon şefi" paul henze, 199
yılında bir rapor hazırlıyor; ama "yeni dünya düzeni" ile birlikte gerekliliği de kalmamıştır. "klasik atatürkçülük" ölmüştür... aydınların imam hatip okulları konusundaki endişeleri yersizdir. iran ve arap parası ile desteklenen köktendincilik, türkiye için ciddi bir tehlike değildir...

atatürk'e "deccal" diyen said - i nursi ve nurcular ilericidir... nakşibendiler geriye dönük değillerdir; orta asya türk cumhuriyetleri ile bağlantıyı sağlayabilirler...

varan iki:

samuel huntington gibi "bazı" abd'li yazarlar, kemalizme karşı "ılımlı islam"a sahip çıkıyorlar. türkiye'nin batı ile bütünleşmesini istemiyorlar. türkiye'nin "yeni dünya düzeni" içindeki yerinin "ılımlı islam" olması gerektiğini düşünüyorlar. batının çıkarının bunu gerektirdiğini savunuyorlar...

varan üç:

cıa türkiye ve ortadoğu masa şeflerinden graham fuller de, üç yıl önce bir türkiye raporu hazırlıyor... ve özellikle "kürt sorunu"na elatıyor:

ırak'ın "üniter" yapısını koruması abd çıkarlarına uygun değildir. türkiye kürtlere özerklik verirse, kuzey ırak'taki kürtlerle bir bütünleşme gerçekleşebilir. en kötü şey, türkiye'nin ırak'a yakınlaşmasıdır.

şimdi gelelim sorunun yanıtına: abd "servis"leri atatürk'e niçin düşman?

bunun dört temel nedeni var.

birincisi...

laik - demokratik kemalist model, "ihraç" etmeye elverişli değildir. türkiye'nin toplumsal kültürel altyapısına sahip bulunmayan islam ülkeleri bu modeli uygulayamazlar. "ılımlı islam" ile bütünleşmiş, yarı çağdaş bir türkiye, abd çıkarlarına daha uygundur!

üstelik, petrol zengini ortadoğu ülkelerindeki çağdışı rejimlerin varlığını koruması açısından, kemalist model tehlikeli bir örnektir. bu rejimlerin varlığı, amerikan çıkarlarının güvencesindedir!

ikincisi...

kemalizmin temelinde ulusal birlik ve tam bağımsızlık ilkeleri vardır. bu ise, abd'nin ve genel olarak batının çıkarlarına terstir. türkiye ne yıkılmalı, ama ne de bağımsız hareket edebilecek kadar güçlenmelidir. türkiye ortadoğuda büyük bir güç olmamalıdır!

üçüncüsü...

türkiye'nin kürtlere özerklik vermesi giderek federasyonu peşinden getirir. bir adım sonrası ise, komşu devletlerin de parçalanması ile, "bağımsız" bir kürt devletinin oluşturulmasıdır. her zaman abd'ye muhtaç böyle bir devlet... amerikan çıkarları için en iyi çözümdür. ama bu formülün uygulanabilmesi için ilk koşul, türkiye'de atatürk'ün ve ilkelerinin yıkılmasıdır!

dördüncüsü...

yeni dünya düzeninde, uluslararası sermayenin karşısında kalan tek engel "ulusal devlet"tir. türkiye'de atatürk yıkılmadan ulusal devletin yıkılamayacağı ise bir gerçektir!

1994 arallığında, yeni demokrasi hareketi kurulurken çıkan bir yazım şöyle noktalanıyordu:

"özal - 12 eylül sayesinde - boşaltılmış bir meydanda işe başlamıştı... 'dört eğilimi' birleştirip, abd'nin çizdiği yolda kararlılıkla yürüdü. ama bugün artık ne dünya o günün dünyası, ne de türkiye o günün türkiyesi... özal öldü, yaşasın boyner!.. doğru isim, yanlış zaman... ve tarihi, isimler değil 'zaman'lar belirler!.."

suç, bir buçuk yılda tükenen boyner'de değil, "zaman"da!

ve zamanlar hep atatürk'ü haklı çıkarıyor!

ahmet taner kışlalı bu yazıyı 1996 da yazdı, 1999 da suikaste kurban gitti.
bilinçlenelim dostlarım özellikle bu yazıyı herkesle paylaşalım, herkes okusun, okutsun. bilgi paylaştıkça çoğalır.
Henüz takip ettiği biri yok.
Henüz takip eden biri yok.