ilbertay

Durum: 61 - 0 - 0 - 0 - 19.06.2019 18:09

Puan: 483 -

1 yıl önce kayıt oldu. 1.Nesil Yazar.

türklüğün bedenimiz, islamın ruhumuz olduğuna inanan biri.
  • /
  • 4

komünizm

bolşevikliğin diğer bir adı.
bolşevik= komünist
menşevik=sosyal demokrat
fark nedir?
alamet-i farikası;
bolşevik yani komünist görüş devrimcidir. halka rağmen halk için prensibini benimser. halkın bilgi ve donanımı yetersiz olabilir, olgunlaşmamış olabilir, devrimlerle halk bilinçlenir, olgunlaşır...
menşevik yani sosyal demokrat görüş, halkın olgunlaşması, halkın bilinçlenmesi sonucu devrimler yapılır. halk yeterli bilgi ve donanıma sahip olmadan devrimler yapılırsa devrimler kalıcı ve sürekli olamaz görüşüdür.

cemal kaşıkçı'nın ortadan kaybolması

yurtdışında birini kaldırmak istiyorsan;
farklı ülkelerin pasaportlarıyla!
ülkeye çeşitli zamanlarda girerek!
malum şahsı izleyecek, şahsı derdest edip kaçıracak ve şahsı paket yapıp başka ülkeye götürecek!
3 farklı ekip oluşturursun!
suudlar ise;
cümbür cemaat gelmiş!
hepsi öz kimliklerini kullanmış!
hep birlikte ülkeyi terketmiş!
üstüne olay yerine dünyanın gözü önünde temizlik yapmaları!
daha neler neler...
bu işi çadırdan adam kaldırmakla eşdeğer gördüler sanırım...
abd'nin bu denli olayı sahiplenmesi, yine yavuz hırsız misali mi?
ingiltere yine sessiz?
ve istihbarat savaşlarında suudların apaçık kaybettiği bu olayın bedelini kim nasıl ödeyecek yakında göreceğiz.
not: suudların eğitim uçağı bilinmeyen bir sebeple düşmüş,mürettebattan kurtulan olmamış.

ayşe tatile çıksın

1974 yılı temmuz ayında cenevre’de kıbrıs müzakeresi sürerken,dönemin başbakanı ecevit'in ,dışişleri bakanı turan güneş'in kızı ayşe güneş ayata için söylediği “ayşe tatile çıksın” sözüyle ,mehmetçik beşparmak dağlarına çıkmış ve o gün bugün hala tatilden dönmemiştir.

orta doğu

coğrafi olmayan ,politik bir terim!
kime göre ,neye göre doğu hemde ortası..
ilk defa ingilizler (1850),hindistan sömürgelerinin yazışmalarında kullanmışlar.(ta hindistan bizim için ortadoğu ,birde bizim uzakdoğu sömürgelerimiz var hesab edin)
sonra ingilizler güncelleme yaparak önce basra sonra mezopotamya'da ki faaliyet alanları için kullanmışlar bu terimi..
sonraları bir dünya gücü olan abd kendine göre yeniden tanımlamış ortadoğuyu. kahire'den, istanbul'a,atina'dan, tahran'a olarak belirlenen bu politik sınır şimdilerde genişletilmiş ortadoğu olarak (nam-ı diğer bop), güneydoğu avrupa'dan-arap denizi'ne,
ortaasyanın müslüman ülkelerinden-kuzey afrikanın mağrip ülkelerine kadar ki coğrafyayı nitelemek için kullanılır oldu.
bu coğrafi olmayan politik tanım neyi ifade ediyor peki?
müslüman-türk, müslüman-arap ve müslüman-farsların yaşadığı yerleri ifade etmekten başka anlam taşımıyor aslında ortadoğu...

sizce ülkemizin sorunu(sorunları) nedir ?

eğitim,din,yargı,sağlık

çünkü bu itibarlı mesleklerde liyakat ve gönüllülük esastır.ne zaman ki maaş/iş olarak algılanmaya başlandı ,bu mesleklerdeki yozlaşma da işte o zaman başladı...

bu sebeple ,her sene değişen sistemle,en kötü sisteme bile razı edilen hatta öğrenciyi müşteri gibi gören bir eğitim sistemi... hastaya hasta gibi yaklaşması gerekirken insan gibi dahi yaklaşmayan,ve prim karşılığı ilaç yazan sağlıkçılar... halkın vicdanı olan mahkemelerde ,vicdanla cüzdan arasında sıkışan hakimler...herkesin keyfine göre fetva veren hocalar...türedi

bazı meslekler vardır iş/maaş olarak algılanmamalı eğer iş/maaş olarak algılanırsa bilgisiz, ahlaksız, adaletsiz ve sağlıksız bir toplum olur ve bu toplulukla devlet hiç bir yere gidemez..

kandil dağı

iran kaynaklı zağros dağları silsilesinin kuzey ırak uzantısı.

ırak-iran sınırını da oluşturan kandil dağının, çevresindeki yükseltilerle birlikte oluşturduğu alan beşgen bir yapıya sahip.

kandil dağındaki en önemli yerleşim yerleri, doğuda iran’da piranşehir, batıda ırak’ta süleymaniye şehirleri (dahilinde ise 60 köy bulunuyor)

bu dağların en yükseği olan kandil dağının rakımı 3500 metre.

kandil dağının %60 ırak sınırları dahilindeyken, %40’ı iran sınırları dahilinde bulunuyor.

kandil dağlarının tek doğal girişi ırak topraklarında bulunuyor , güneyden kuzey yönüne doğru ilerleyen ve dağdan çok net kontrol edilebilen bir yoldan (kuzey kısmında kışın çığ düşmeler oluyormuş)

telaffuz ettiğimiz gibi düpedüz bir dağ değil, bir çok yükseltiden, dağlardan, vadilerden ve kaya bloklarından oluşan, doğal bir kaleye dönüştürülmüş coğrafi bir alan.

kandil dağında bulunan kamplar, 1997 yılından itibaren, avrupadan toplanan paralarla 2 yılda inşa edilmiş ve pkk terör örgütünün merkez üssü konumuna getirilmiş.

mesela bir operasyon yapmak için ;
dağın etrafının beşgen bir şekilde sarılması ve 3.377 km2 bir alanın kontrol altına alınması gerekiyor. (ankara 2516 km2, adana 1945 km2 alan)
bölgeyi kavrayabilmek için operasyonel birliklerin haricinde 50bin askere daha ihtiyaç olduğu belirtiliyor.
ortalama 2900 rakımlarda bulunan vadilerde bulunan kamplara girilerek temizlenmesi gerekiyor. (kamplar arası yer altı tünelleriyle geçişler olduğu söyleniyor)
ve tüm bunlar için ırak merkezi yönetimiyle, kürdistan yerel yönetimiyle, abd ile ve iran ile anlaşılmalı (iran tarafından kara harekatı yapılmasına coğrafya izin vermiyor)

bahadır han, oğuz han, mete han

bahadır han, oğuz kağan, mete han aynı kişiler mi?

mete: çin kaynaklarında “mao-tun” olarak geçen mete ismi, o dönem çincesinin, türkçe ses olarak karşılığı “baha-dur” olarak okunuyordu yani çin kaynaklarındaki mete han’ın , “bahadır” yani savaşçı olması yüksek ihtimal.

oğuz kağan: türkçede oğuz kağan isminin, öküz kağan isminden geldiği ,öküz gibi kuvvetli anlamında lakaplandırıldığı ve o dönemlerde türklerin, savaş başlığı olarak ürkütücü olması amacıyla çift boynuzlu öküz başı kullandığını biliyoruz. peygamber olma olasılığı var.

zülkarneyn: iki boynuzlu demek, islam ve dahi bir çok kaynakta geçen ,hükümdar olduğu kesin ancak peygamber olup olmadığı tartışılan kişi. rivayetlerinde ,sed ördürmüş ve (bilinen) dünyaya hakim olmuştur.

kaşgarlı mahmud’un dünya haritasında da belirttiği gibi ye’cuc-me’cuc diyarının önündeki sed “sedd-i zülkarneyn” olarak adlandırılmıştır.

toplumların üzerinde kalıcı etkiler bırakan bu kişiler, her toplumda farklı bir isimle karşılık buldu, kim bilir belki hepsi de aynı kişidir.

ermeni tehciri

türkler, ilk defa van gölü civarında (1030 lu yıllarda) görüldüğünde, bizans imparatoru, türkler karşısında tutunamayan ermenileri klikya (adana) civarına tehcir etmişti.dolayısıyla biz geldiğimizde ermeniler zaten vilayet-i sitte ve civarında ikamet etmiyorlardı.
türkler ise, ne anadolu siyasi birliğini tamamladığında ne de avrupanın kalbine sefere giderken millet-i sadıka'ya soykırım yapmamıştı.
bu minvalde ermenilerin ata toprakları sayılan vilayet-i sitte ve civarında kürtlerin iskan edilmesi, büyük ermenistan için en önemli engel olmuştu.
1.dünya savaşında ermeniler, rus desteğiyle kürt köylerini yok etmişler (türk köyleri de vardı elbet) ancak rusların geri çekilmesiyle, sap gibi ortada kalmışlardı. osmanlı ise ,cephedeyken ailesi katledilen, köyü yakılan kürtlerin intikam alacağından ,bir tehcir kararı alarak katledilmelerini engellemeye çalışmıştır...
abd li general harbord, ermeni durumuyla ilgili bir rapor hazırlaması için geldiği anadoluda yaşanan bir olay ibretliktir.
ermenilerin hak iddia ettiği yerleşim yerlerinden birine giden generale (yanılmıyorsam) muhtar refakat eder ve mezarlıklara götürür.
der ki" bu ermeniler madem burada bu kadar çoktular neden mezarlıkları, müslüman mezarlarının çeyreği kadar bile değildir!"
gariptir abd'li general harbord ,abd başkanına verdiği raporunda ermenileri haksız ve soykırıma uğramamış olarak rapor etmiştir. ancak abd ve ingiltere bugün ermeni soykırımını büyük oranda tanımaktadır.

not: general harbord'un geliş sebebi ermeni soykırımı ve tehciri değildi elbette, anadolunun zor bir coğrafya olması yeterli madene sahip olmaması sebebiyle, türkleri işgal etmenin maliyeti karşılamayacağını da gözleriyle görmüş oldu. bu sebeple arap coğrafyası hedef olarak belirlenirken, bizi piyon olarak kullanma kararı aldılar.

laiklik

laiklik ,devletin dini yoktur olarak algılanırsa devlet mekanizmaları dini reddederek işler, ancak devlet tüm dinlere eşit mesafede olduğu olarak algılanırsa, bu durumda devlet mekanizmaları ,dinleri tanır ve inananlarının dini rituellerini gerçekleştirmesini sağlayacak mantıkla işler.

ülkemizde laiklikle ilgili doku uyuşmazlığının sebebi, müslüman gibi görünen ancak deist bir yaşam sürmek isteyenlerin, laiklik adı altında deizmi savunmaları ve bunu topluma zerk etmeye çalışmalarından kaynaklanmaktadır.
kısacası "devletin dini yoktur"mantığıyla, "devlet her dine eşit mesafededir" mantığının çatışmasıdır.
ayrıca roma, osmanlı vs. dönemlerinde dahi devletler dinleri tanırdı çünkü belli inançlardaki kimselerin kendi kurallarından, kendi şeriat mahkemelerine kadar serbestlikleri bulunurdu. (örneğin; roma imparatorluğunda, hz.isa'nın çarmıha gerilmesi olayı, yahudi toplumunun kararı iledir,yahut osmanlı devletinde yine hristiyanların kendi mahkemeleri bulunurdu.)
unutulmamalı, bu devletler dünya tarihine geçmiş yegane devletlerdir.

lozan barış antlaşması

barışa son veren, barış anlaşmasıdır.

sözlük yazarlarının tavsiye ettiği filmler

büyük açık/the big short filmi finans piyasasında moodys, s&p, fitch gibi kredi derecelendirme kuruluşlarının notları nasıl ve neden sattıkları konusu işleniyor.

wsj'den brunson'un serbest bırakılacağı iddiası

bence içi boşaltılan, alınacak bilgileri alınan, artık işimize yaramayacak adamı besleyip durmamıza gerek yok!
ancak hala ötüyorsa sonuna kadar alıkoyulmalı!
sonuçta namazında niyazında hasan mezarcı gibi bir adamı, birkaç ayda hz. isa moduna sokan devletimiz bu papazdanda pekala bir jokey çıkarabilir :)

enver paşa

genç,zeki, namuslu ve eylemci bir osmanlı zabitiydi.
osmanlı hanedanının eniştesi olmakla birlikte kut'ül amare kahramanı halil kut paşanın da yeğenidir.

stratejik açıdan değerlendirilirse, sadece "tarafsız" kalmak yada "almanya yanında yer almak" gibi seçeneklerin bulunduğu bir dönemde zor olan seçeneği yani "tarafsız" kalmayı başaramayarak devleti "ittifak devletleri" safında savaşa sokmak gibi hatalar yapmıştır.(bunu sürgündeki abdulhamid'den öğreniyoruz.)
yahut sarıkamış harekatında yazlık elbiselerle allahu ekber dağlarına çıkma emri verilen mehmetçiğin kışlık erzak ve giyecekleri gemilerle trabzona gönderilmiş ancak savunmasız gemilerin ruslar tarafından batırılması ve bu olay için konuşma yasağı koyulması, üstüne üstlük kışlık erzak ve giyeceğin mehmetçiğe ulaştırılamaması (bir b planı kurgulanmamış) ,dağlarda mehmetçiğin donması vs. bu hatalar silsilesi kişiyi maalesef başarılı bir lider yapmıyor.

ancak insani açıdan enver paşa bir kahramandır.
çünki sui zan ile değil hüsnü zan ile hareket etmiştir.
o dönem için "şöyle yada böyle yapılsaydı devlet-i ali devam ederdi" gibi tartışmaların hiç birine mahal bırakmamıştır.
aslında aynı zamanda ,o dönemi yaşayan tüm devlet büyüklerinin üzerindeki mesuliyeti de kaldırmış bulunmaktadır.
çünkü enver paşa ,yapılması gereken herşeyi doğrusuyla-yanlışıyla (ittihatçıların içinde bulunan devlet düşmanlarına rağmen) yapmış ve devletin kurtarılamayacağı gerçeğini hepimize kanıtlamıştır.
unutulmamalıdır ki bu hüsnü zan sebebiyle son nefesinde bir çok kişiye nasip olmayan şehadet şerbetini içmiştir ve her ne kadar birileri! tarafından hain ilan edilse de türkistan'da fakir hala kahramandır...

idlib operasyonu

rus uçağının lazkiye de suriye hss ile düşürülmesi ve 15 rus askerinin zayiat verilmesi...
bu olayla bölgede "koral" tipi ekipmanın bol miktarda yer aldığı ve kullanıldığı iyice ayyuka çıktı...
sanırım ruslara sıcak denizlere inmenin bir bedeli olduğu ve lazkiye'yi yedirmeyeceklerinin işareti bu...

deşt-i kıpçak

arapça bir coğrafi adlandırma olan deşt-i kıpçak, kuman (kıpçak) bozkırını ifade eder.
günümüzün karadeniz kuzeydoğusu ile hazar denizinin kuzeybatısı arasında kalan bölge pontus bozkırı iken, kıpçak istilasıyla deşt-i kıpçak adını almıştır.
moğol istilası döneminde mısır'a dahi göçen kıpçak türkleri, baybars öncülüğünde (baybars da bir kıpçak türkü idi) moğolları yenen ilk kavimdir.
codex comanicus kıpçak yazınları oldukça önemlidir.
resimde de görüleceği üzere bölge altın ordu devletinin doğal sınırlarını ihtiva ediyor bir anlamda.


17 eylül 2018 soçi zirvesinde sağlanan idlib anlaşması

rus savunma bakaninin, israil savunma bakanını arayarak, israil f-16 larinin rus nakliye ucaginin dusurulmesi ve 15 rus asker zayiatiyla ilgili "misilleme ve misliyle karsilik verme hakkini sakli tuttuklarini" bildirmis.
bolgede , esed rejiminin idlib'e operasyon yapmamasini telkin eden ulkeler ,operasyon durdurulunca maskelerini dusurdu...

17 eylül 2018 soçi zirvesinde sağlanan idlib anlaşması

ıran'in, turkiye-rusya açıklamasindan bir kac saat once "olasi bir idlib operasyonunda ,iran ,suriye rejimine destek vermeyecektir."sozu aslinda bir isaret fisegiymis...
ve rus savunma bakanina ,bogazi dugumlenerek dahi olsa ,tane tane "idlib'de askeri bir operasyon olmayacak" sozunu soyletebilmek, hemde aciklama sonrasi lazkiye'de bomba yiyecegini bile bile....
turkiye büyüksün, büyüksün türkiye...

rusya'da muhalefet

putin rusyasi ,uluslararası alanda yonetim sekli olarak sahte cumhuriyet diye adlandırılır

idlib operasyonu

vekalet savaslarinin yapildigi hicbir yerde suriye de buna dahil ypg,öso vs. orgutler (halki arkasina almayan orgutler) duzenli ordular karsisinda nihai bir basari elde edemez.
suriye'de sahada resmen manevra yapan iki ordu bulunuyor.
suriye rejiminin ordusu ve turkiye cumhuriyetinin ordusu!
hal böyleyken abd, rusya, iran, vs. sahneye cikip sahada oldugunu beyan edecek (ki bu cok zor tirnagi olan basini kasisin) yahut vekalet savaslariyla gidebildikleri kadar gidip son tahlilde fransa'yla masaya oturacak (ki su anki duruma gore masada bas köşede yine ya suriye yada turkiye'den baska güç bulunamaz.)
cunku suriye'nin tapusu 1. dunya savasi sonucu fransa'ya verilmistir. ve fransa hala susmaktadir/susturulmaktadir, acikca sahaya cikmamistir. ne zaman fransiz askerleri suriye'de sahaya iner, iste o zaman vekalet savaslari son bulur.
kisacasi idlib harekatı turkiye fransa suriye ve yandaşlar arasindadir.

şeyh edebali

osman gazinin kaynatası, osmanli devletinin manevi kurucusudur.
  • /
  • 4

ergün diler

takip ettiğim yazarlar arasında en farklı bakış açısıyla en spesifik yorumlarda bulunan yazar.

yazılarını 2-3 yıldır takip ederim ; kullandığı "amerikalı dostumdan duyduğuma göre " tarzında başlayan pek çok cümlesi vardır.bunu ilk başlarda okuyucularının kendi düşüncelerine olan ilgisini arttırmak ve yazılarına renk katmak için uydurduğu bir hayali arkadaş olarak görürken sonralardan böyle bir "amerikalı arkadaş" olduğuna ciddi ciddi ihtimal vermekteyim.

mit'ten beslendiği çok açık olarak görünen bu yazar bazı önemli olarak gördüğü gerçekleri,üstü kapalı olarak halka aktarmakta.

eskiden a haberde bekir hazar ile sundukları güzel bir program da vardı.halen var mı bilmiyorum 1 yıldır yoğunum ve televizyona bakamıyorum.

yazdıkları bazen birbiriyle çelişir gibi olsa da an ve an değişen dengeler yüzünden böyle olmasının normal olduğunu düşünüyorum.

yıllar içinde pek çok yanlış tespitine de rastladım.amma ve lakin -takip edenler bilecektir- bahsettiği konular öylesine derin ve karmaşık ki devlet erkanları bile analizlerinde en az ergün diler kadar yanılıyordur.

bir zamanların "altın tepsiyle sunulan" esrarengiz bilgi küpü "bi simit" karakterinin de ergün diler'den başkası olmadığını daha ilk 2-3 sesli makalesinde anladım ve çevreme bahsettim.şu anda "bi simit" deşifre oldu mu bilmiyorum ama olmadıysa da benden öğrenmiş oldunuz kendisi %100 ergün diler


işin hülâsası takipte olduğum 4-5 yazar arasından en beğendiğim şahsiyet.dünyaya farklı gözle bakmak isteyenlerin okumasını önerdiğim kişi.

(bkz:olaylara bir de burdan bakmak)

recep tayyip erdoğan

türkiye cumhuriyeti'nin 12. ve 13. seçilmiş cumhurbaşkanıdır.
kurmuş olduğu ak parti ile 3 aylık bir kesinti ile birlikte 2002 kasım yılından beri iktidardadır.ve hükümet görevi 2023 yılında bitecektir.bu da 21 yıllık iktidarlik demektir.

ister kabul edin ister etmeyin ortada olan bir hakikat şudur; atatürk'ten sonra gelmiş ve türkiye cumhuriyeti'nin siyasi ve devlet yapısını önemli ölçüde değiştirmiş 2. kurucu olarak adlandırılabilcek birisidir.

döneminde çoğu kanun baştan değişmiş , hükümet modeli değişmiş ve en önemli olan kemalist bürokrasi son bulmuştur.

ayrıca askeri vesayette önceki yıllara oranla hissedilmeyecek derecede küçülmüştür.

dolar 5 lira

abd'nin elinde dolar kozuyla bize gelmesi ile m4 ile gelmesi arasında hicbir fark yoktur. ancak ekonomideki bu dengesizlikte bizim "anadolu kaplanı" diye tabir ettiğimiz korkak iş adamlarının da etkisi büyüktür.

adamlar devlet güvencesi olmadan memlekete bir çivi bile çakmıyorlar. böyle iş adamlarına putin gibi bir lider lazım

uşi antlaşması

nerdeyse hemen herkesin yanlış ya da eksik bildiği antlaşmadır.bakınız durumun özeti şudur ;

italya sömürge arayışındayken, -osmanlının da başka sorunlarla uğraşmasını fırsat bilerek - osmanlıya savaş açmış ve osmanlının günümüz libyası üzerindeki trablusgarp ve bingazide ki birliklerine saldırmıştır.bunun yanı sıra osmanlının egedeki bazı adalarını da ele geçirmiştir.

daha sonra savaş devam ederken 1.balkan savaşı (7 ekim 1912) patlak vermiş ve osmanlıya libyadaki savaşı unutturmuş,osmanlının balkanlarda bağımsızlık isteyen azınlıklara yönelmesine sebep olmuştur.

italyayla osmanlı arasında daha sürmesi beklenen savaş,1.balkan savaşıyla bitme noktasına gelmiş ve çok geçmeden (1.balkan savaşından 11 gün sonra) italya ve osmanlı arasında 18 ekim 1912'de uşi antlaşması imzalanmış.

savası bitiren uşi antlaşmasında ki en önemli 2 şart;

-osmanlı kuzey afrikadaki son topraklarına "özerklik" vermiş gibi olsa da.işin gerçegi burayı italyanın sömürgesine bırakmıştır.

-osmanlı bingazide ki ve afrikanın muhtelif yerlerindeki askerlerini çekecek karşılığında italya da zaten hedefinde olmayan egedeki işgal ettiği adalardan osmanlı istedigi an çekilecektir.(o ara balkan savaşları patlak verdiği için osmanlı kendisi adaları hemen talep etmemiştir ama yasal hakkı halen osmanlıdadır.)

yani zannedildiği gibi 12 ada uşi antlaşmasıyla elimizden çıkmamıştır.1912'den 1914e kadar balkan savaşları olmuş ve adalar 2.planda kalmıştır.ardından da 1914den 1918e kadar süren 1.dünya savaşında italyanlarla savaşınca italyanlar adalardan çekilmemiştir.yani yapılan antlaşmaya uşi antlaşmasına uymamış ama egedeki adaların meşru sahibi olduğuna da kimseyi ikna edememiştir.daha sonra bizim diplomasi üstatlarımız lozanla 12 adanın tapusunu da resmi olarak italyanlara bıraktık.

ta ki 2.dünya savaşı zamanlarına kadar...o zamanlar bir kez daha adaları yasal olarak alma fırsatımız olmuştu hatta italyanlar bize geri verme tataftarıydı ancak başarısız diplomasi,lağbali ve umursamaz tavırlarla osmanlıdan kalan mirasımıza sahip çıkılmadı ve adalar yunanlara kaldı.biz anca osmanlıdan kalan borçları yüklendik...

meseleler o kadar uzun ki anca bu kadar özet geçebiliyorum ama en azından bundan sonra sizin gibi bu konulara ilgili,meraklı ve araştıran kişilerin "12 adayı uşi antlaşmasıyla kaybettik" demeyeceğinizi umuyorum...bir toprak resmi olarak masada ya da halkın isteğiyle başka ülke tarafından ilhak edilir bir süre sonra da yavaş yavaş bütün dünyaya kabul ettirirsin durumu ama adalar mevzusunda ikisi de yoktu.adaların çoğu türklerden oluşuyordu ve masada verdiğimiz de yoktu ta ki lozana kadar.savaş zamanı işgal ettiğin toprakları masa başında alırsan senin olur...

Toplam entry sayısı: 61

bist

borsa istanbul (2013) deyiminin kısaltması.

birkaç borsanın birleşiminden oluşmaktadır,
istanbul menkul kıymetler borsası (imkb)
vadeli işlem ve opsiyon borsası (viob)
istanbul altın borsası (iab)

örneğin ;bir kimse ,çalışanlarına yahut borçlu olduğu birilerine borcunu ödeyebilmek amacıyla bir yahudi tefeciden borç alıyor,
yahudi ise ,o kimseye (gasp/çalınma ihtimaline karşı güvenlik amacıyla) "koçan" tabir edebileceğimiz kağıtlardan veriyor. (paranın çıkış noktası)
o kimse,bu kağıtları (banknotları) borcu olduğu kişilere dağıtıyor.
sonra alacaklı olan kişiler yahudi tefeciye giderek alacakları olan altını tahsil ediyordu.
yahudi tefeci ise gelen alacaklıya, alacağını bir süre tahsil etmemesi karşılığında bir miktar fazla altın vereceğini beyan ediyor,
borç isteyenlere ise daha fazla miktarda faiz uygulama yoluna çoktan girmişti.
böylece alacaklıların elinde banknot,yahudilerin elinde ise altınlar bulunur olmuştu.
hal böyleyken zengin yahudiler sahibi oldukları yatırımları ve işyerleriyle belli oluyor,sırıtıyor,afişe oluyordu.
çok kolay boykot edilebilirler ve hatta tüm varlıklarına kolayca el konulabilirdi.
gizlenmek için "borsa" mantığı geliştirildi, bir şirkete belli oranda ortaklık vs. için hisse senetleri ortaya çıkarıldı. kısacası volkswagen alman menşeili olabilir ama yarısı yahudi ve diğer yarısı arap olabilir... serveti gizlemek, etiket olmamak için iyi bir yoldu...

ancak şimdilerde para hareketlerinin takibi arttıkça kripto para sistemine geçildiğini gözlemliyoruz.
paranın izinin kaybolması ve takibinin yapılmaması için yeni bir yol yeni bir taktik...

endülüs müslümanları

ispanya kralı, “reconquista” olarak bilinen güney avrupa'nın “yeniden fethi” harekâtıyla, 1492 yılında granada’yı işgal etmiş ve son endülüs devletine son vermişti.

endülüs müslümanlarının (ispanyolların deyimiyle morisko) nüfusu oldukça çoktu ve hepsi zanaat sahibiydi.

bir anda göçmeleri katolik ispanyolların işine gelmiyordu, bu sebeple 1492 işgaliyle birlikte “tüm müslümanların inanç, ticaret ve yaşamında özgür kalacağını” beyan etmişlerdi.

ancak buna rağmen endülüs müslümanlarından bir kısmı, tüm mal varlıklarını bırakarak kuzey afrika'ya göç etmişti.

ileriki yıllarda anlaşmayı tek taraflı fesheden katolik ispanyollar, müslümanlara seçenek olarak göç, hristiyan olmak ya da ölümü bıraktılar.

bir kısmı kuzey afrika'nın yolunu tuttular.
moriskoların inatla göç etmeyip ispanya’da kalmaya devam eden kalıntıları, özbeöz ispanyol ırkına mensup müslümanlardan başkası değildi.

göç etmeyip vatanlarında kalan moriskolardan, zorla vaftiz edilip hristiyanlığa dönenler ise “müdeccen” olarak adlandırıldılar.

müdeccenler aldıkları “oran fetvasına” dayanarak zahirde katolik görünüp aslında müslümanlıklarına devam ettiler.

bu fetvada örneğin hz. peygamber'e hakaret edileceği zaman memed ismini kullanmalarında bir mahzur olmazdı…

nihayetinde endülüs müslümanları ya büyük oranda kıyıma uğramıştır ya da kalanları asimile edilmiştir.

hiççççççç

emperyalizmin ameliyatlarinin artık hiç son bulmayacagi bir gelecek.
suriye bu cerrahi işlemlerden sonra masada kalir..

sözlük yazarlarının tavsiye ettiği filmler

büyük açık/the big short filmi finans piyasasında moodys, s&p, fitch gibi kredi derecelendirme kuruluşlarının notları nasıl ve neden sattıkları konusu işleniyor.

bilge kağan

göktürkleri ,elli yıllık çin esaretinden ikinci defa kurtararak göktürk hanedanlığını kuran,kutluk devleti kurucusu kutluk kağan’ın oğludur.kapgan kağanın yeğendir (kapgan kağanın elinde büyümüştür).
amcasının oğlunu, kardeşi kül tegin ile birlikte bir darbeyle devirmiş, türk töresi gereği "büyük abi" olması hasebiyle ,kül tegin yerine ,kendisi kağan olmuştur.
bilge kağan, ordunun başına kardeşi kül tegin’i, vezirliğe ise kayınpederi tonyukuk’u getirmiştir.

devletin kalkınmasını ve güçlenmesini yerleşik hayata geçişte gören bilge kağan, türklerin budist olarak bunları gerçekleştireceğini düşünmüştü ancak vezir tonyukuk buna karşılık
“türkler, çinlilerin yüzde biri kadar bile değiller. su ve otlak peşindedirler, avcılık yaparlar, belli bir yerleri yoktur ve savaşçıdırlar. kendilerini güçlü görünce, orduları yürütürler. güçsüz bulunca kaçarlar ve gizlenirler. çinlilerin sayı üstünlüklerini böylece etkisiz kılarlar. türkleri surlarla çevrili bir kentte toplarsanız ve bir kez çin'e yenilirseniz, onların tutsağı olursunuz "
diyerek yerleşik hayata geçişe ve savaşçılığımızı körelteciğini düşündüğü budizm dininin kabul edilmesini engellemiştir.
vezir tonyukuk ve kül tegin vefat ettikten soran bilge kağan “gören gözüm, görmez, bilen aklım, bilmez oldu” diyerek bulunduğu durumu ifade etmiştir.
ey türk!
üstte gök çökmedikçe,
altta yer delinmedikçe,
senin ilini ve töreni kim bozabilir.
titre ve kendine dön!

"büyük oyun"un içindeki turkiye

büyük oyun: great game
19.yy rus ve ingiliz imparatorluklarının ortaasya, afganistan ve iran üzerindeki hakimiyet mücadelesine verilen isim.

napolyon savaşları ardından, gözünü asyanın uçsuz bucaksız topraklarına diken rusya, ortaasya’da yayılmacı siyasete yöneldi.
19. yy ikinci yarısında,ruslar (yüzyıl başında ingiliz hindistan sömürgesiyle sınırını 3200 km’den 30 km ye kadar ilerletmişti.
ingilizler ise önlem olarak sadece afganistan dağlarını tampon olarak kullanacaktı. iki büyük güç arasında kalan afganistan ise batıya meyledince rus işgaline uğradı.

strateji uzmanlarına göre, 2.dünya savaşı sonrasında büyük oyunda ingiltere’nin yerini abd almıştır ve büyük oyun (great game) ,1979 afganistan savaşıyla birlikte asya sahasından çıkmış ,avrasya sahasında “yeni büyük oyun” olarak (new great game) tüm hızıyla devam etmektedir..
türkiye olarak ise biz avrasyanın dolayısıyla bu “yeni büyük oyun”un tam ortasında yer alıyoruz, şöyle ki;
1974 kıbrıs barış harekatından önce makarios kıbrısı ele geçirip rusya’ya altın tepside sunup bir mevzi kazandıracakken ayşenin tatile çıkması.. yahut kürdistan projesinin onlarca yıldır güneydoğumuzda işlenmesi bu “yeni büyük oyunun” tam ortasında olduğumuzun en bariz kanıtıdır.

yeni büyük oyunda mücadele alanları;
afganistan savaşı-1979
iran-ırak savaşı- 1980/1990
1.körfez savaşı- 1991
osetya- 1992
dinyester- 1993
yugoslavya- 1995
kosova- 1996
gürcistan- 2006
ukrayna- 2014
ırak ve suriye buna eklenirse , rusyanın nüfuz alanınında nasıl bir gelişme gösterdiği görülecektir.

2.abdülhamit

sultan abdülaziz doneminde dunyanin en güçlü donanmasını olusturmak amaciyla ingiltereden alınan 300 milyon altin borcunu, tahtan indirilirken 40 milyona düşürmüştür.
en buhranli zamanda, imparatorluğun dağılmasını siyasi manevralarla uzatmiştır, hatta canakkale tabyalari ile ilgili yaptırdığı çalışmalarla, turkiye cumhuriyetinin kuruluş ruhsatını almasını saglayacak kadar ileri gorusluydu
bugün ülkemizdeki seküler kesimin sultan abdülhamid'e kizmasina ragmen, kendisinin ayni zamanda ulkemizin sekulerlesmesinin temellerini atmis olmasi ayrica bir ironidir...

şangay beşlisi yada sanghay işbirliği örgütü

şanghay beşlisi'nin kuruluş amacı, terörizme karşı işbirliği idi, fakat örgüt ilerleyen zaman içerisinde askeri, siyasi ,kültürel ve ekonomik alanlarda da işbirliğini geliştirerek bugünkü halini almıştır.

çin halk cumhuriyeti, rusya, kazakistan, kırgızistan ve tacikistan'ın 1996 yılında oluşturdukları bu yapılanma 2001'de özbekistan'ın katılımıyla üye sayısını altıya çıkarttı ve şanghay beşlisi, şanghay işbirliği örgütü adını aldı.

gözlemci ülkeler:afganistan, moğolistan, iran, belarus

diyalog ortağı ülkeler: türkiye, azerbaycan, sri lanka, ermenistan, kamboçya, nepal

(türkiye 2005 yılında şiö'ye üye olmak için resmi olarak başvurdu ancak kabul görmedi.
daha sonra türkiye şiö tarafından 2012 yılında diyalog ortağı olarak kabul edildi. görüldüğü üzere türkiye, ab üyeliği tıkandığı zamanlarda şanghay'lı olmak için harekete geçiyor ancak ne şanghaylı olabiliyor ne de avrupalı kalabiliyor...)

rusya’nın sesi adlı radyoda türkiye’nin şiö ile birlikte kazanımlarını şöyle sıralamıştır:

1- türkiye ,rusya ve çin gibi devletlerin tercih edilen siyasi ortağı olacaktır;
2- şiö ile işbirliği sayesinde türkiye, sovyet sonrası orta asya ve doğu asya topraklarında doğrudan faaliyette bulunabilecektir;
3- türkiye doğu’sunu sağlama alıp, batı ile ilişkilerini başka bir şekilde kurabilecektir.
4- türkiye şanghay işbirliği örgütü’nün asya bölgesinde planladığı geniş çaplı enerji projelerinin gerçekleştirilmesine katılma ve avrupa ekonomisinin duraklama sürecine girmesi durumunda kendi ürünlerini satmak için pazar elde etmiş olacaktır.

fener beyleri yada feneryot

osmanlı devletinde, avrupa ülkelerinden gelen elçilerin, belgelerin, evrakların vb. tercümesini yapan divan-ı hümayun tercümanlarıdır.
fener beyleri ismi (yada batılıların deyimiyle feneryot), istanbulun fethiyle birlikte (latince ve avrupa dilleri bilen ve avrupa ile ilişikleri bulunan) rum reayanın fener semtinde ikamet etmelerinden kaynaklanmaktadır.

osmanlı devletinin ,askeri gücü doruklarda olmasından dolayı diplomasi alanında, elçilik ve tercümanlık anlamında pek bir gelişme göstermemiş, ihtiyacı da olmamıştır.çünkü kriz zamanlarında yürütülen geçici/tek yanlı (latince; ad hoc) diplomasisi yürütmüştür.
(aynı durum roma imparatorluğu için de geçerlidir ,askeri güç doruklarda ise konuşulacak pek bir şey olmuyor. bkz:abd)

osmanlı devleti’nin diplomasi diline ihtiyaç duyduğu zamanlarda ise, avrupa dilleri yerine müslüman ülkelerin dilini bilen türklerin yerine (hristiyan ülkeler müslüman ülkelere eşit sayılmadığı gibi ,avrupa’ya giden elçilerimiz nadir ve geçici görevle gitmişlerdi), rum patrikhane’sinin yönetimindeki rum üniversitesinde eğitim almış olan (bu rum üniversitesinde osmanlıca'nın yanı sıra avrupa dilleri de öğretiliyordu), mecburen gary-ı müslimler görev alır olmuştu.

bu tercümanların, devletin en mahrem sırlarına vakıf olmalarının yanında, dış ilişkilerimizi nasıl yönlendirdiklerinin belirtilmesine gerek yoktur.
sultan 2. mahmud tercüme odasını kurarak bu durumun önüne geçilmesinin adımını atmıştır.

buradan da anlaşılacağı üzere türkiye cumhuriyeti dışişleri bakanlığı personellerinin, yerli ve milli olmasına fevkalade dikkat etmesi,tarihi bir ders olarak karşımıza çıkmaktadır.

pkk'nın bir kadını ve 11 aylık bebeği şehit etmesi

çocuk cinayetlerine feryat eden,
kadin cinayetlerine isyan eden kimi çevrelerin,
sehit edilen kadin ve bebek (sehit derken e.y.p ile kilolarca patlayiciyla, tonlarca basınçla,parcalanarak can veren vatan evlatlari) karsisinda açıkça, pkk yahut teror orgutlerini lanetlemek yerine kisaca kadin ve cocuk ölümlerine!!karsiyiz diyebildikleri ve idamin sart oldugunu gosteren olay!!
allah kalanlara sabir versin...

recep tayyip erdoğan

türkiye cumhuriyetinin ,gelmiş geçmiş en karizmatik politikacılarından biri, hatta içinde bulunduğumuz dönemde dahi dünya siyasetinin, en karizmatik politikacılarından biridir.

türkiye'de bazi ilkleri başarmış ve bir anlamda sessiz devrimler yapmıştır.

bm'nin 5 daimi üyesi için "dunya beşten büyüktür"
siyaset: insan yönetme sanatının adıdır
israil'e karşı davos'ta "van minut" söylemleri oldukça meşhurdur.

türkiye'ye karşı operasyon mu yoksa ekonomide yapılan hatalar mı?

dış mihraklarin turkiye'ye karsi operasyonu her daim soz konusudur, ancak yapilacak operasyonun enstrumanlari arasinda turk ekonomisinin zaafiyetlerinin olmasi ,bu operasyonun ekonomik alanda olmasina sebep olmustur.cunku her zaman yumusak karına vurulur. ekonomi bizim yumusak karnımız.

2.abdülhamit

sultan abdülaziz doneminde dunyanin en güçlü donanmasını olusturmak amaciyla ingiltereden alınan 300 milyon altin borcunu, tahtan indirilirken 40 milyona düşürmüştür.
en buhranli zamanda, imparatorluğun dağılmasını siyasi manevralarla uzatmiştır, hatta canakkale tabyalari ile ilgili yaptırdığı çalışmalarla, turkiye cumhuriyetinin kuruluş ruhsatını almasını saglayacak kadar ileri gorusluydu
bugün ülkemizdeki seküler kesimin sultan abdülhamid'e kizmasina ragmen, kendisinin ayni zamanda ulkemizin sekulerlesmesinin temellerini atmis olmasi ayrica bir ironidir...

tügva

tügva: türkiye gençlik vakfı, dünya üzerinde iyi ve güzele dair ne varsa savunan, her daim hakkın ve
adaletin tarafında olacak bir nesil yetiştirme amacıyla kurulmuş yeni nesil bir gençlik vakfıdır.

sümeyye erdoğan’ın her şube açılışına katıldığı,
bilal erdoğan'ın yüksek istişare kurulu üyesi olduğu, bu vakıf'ın kimlere yakın olduğu aşikar.
bilimsel eğitimin yanında ,değerler eğitimini ön planda tutan bu vakıf ,bölge uzmanları yetiştirme programıyla dikkatimi çekmiştir.