kalender

Durum: 4 - 0 - 0 - 0 - 02.04.2019 12:58

Puan: 25 -

3 ay önce kayıt oldu. 1.Nesil Yorumcu.

Henüz bio girmemiş.

türkiye'nin istihbarat savaşındaki varlığı

neyin ne olduğunu bilmiyoruz bilmemize de olanak yok .
abd ve ingiltere ya da batılı devletler olsun bunun sinema ayağını oluşturmuş bu şekilde toplumda bir cia veya fbı geyiği döner herkesin dilinde vardır bunu medya ile olsun sinema ile olsun dünyaya duyurmuştur.

türkiye'de son 5 senede 7 seçim olması

seçimlerin olması ekonomik açıdan bizi daha çok yoran sorunlarımız daha da bir yumak yapan haller almaya başladı

sınıf farklılıkları

bir seçim sonrası yorumu yapmak için henüz erken, ama geleceğe uzanan genel trendler hakkında bir kaç şey söylemek için yeterince veri olduğunu düşünüyorum...
yeni türkiye'nin üzerinde yükseleceği (en az) 30 yıllık temelin kurulması istikametinde net işaretler var.
uzun yıllardır dikkat çektiğim gibi 2008 sonrası paradigma değişikliğine (ve yeni konjonktüre) uygun olarak, yeni 'merkez partisi' olmak istikametinde ilerleyen chp benim tahminimden daha iyi/olumlu bir yerden 'yeni merkez'i kuruyor, bu merkez çok bileşenli 'barışan türkiye'
yeni merkez partisi(leri), daha önce çok yazdığım neoseküler 'yeni sol'un azınlık/elit ama asıl aktör olacağı atmosferi kurarken, hayalini kurduğum (ama kurulacağına inanmakta oldukça zorlandığım) bir "partiler ötesi/üzeri sosyo-ekonomik birlik/platform" oluşuyor...
bu birliğin şekli şimdilik, chp patronajı/imkanları dahilinde biraraya gelen sosyaldemokratları, milliyetçileri, bağnazlıktan uzaklaşan dinî hassasiyete sahip saadet'i ve demokratik refleksler geliştiren türkiye kürtlerini içeriyor.
ortak payda: tam demokrasi ve neosekülerizm..
yeni postkapitalist paradigma, kültürcü ayrılıkları/bölünmüşlükleri desteklemeyip sosyo-ekonomik bir bakış açısı dayattığından, 'yeni merkez'i oluşturan bu renkli birliktelik, yani 'barışan türkiye', ayrı kompartımanlarda yaşamış kesimlerin birbirini anlamasını kolaylaştırıyor...
yeni yapılanmada, şimdinin iktidar bloku da -negatif tutumuyla- önemli bir pozitif rol oynuyor ve 'yeni türkiye'nin yeni platformunun/temelinin kurulmasına katkıda bulunuyor. kuşkusuz çözülüp dağılacak ve önemli ölçüde eriyerek yeni platformun bir parçası haline gelebilecektir...
ama seçimlerin en ilginç sonuçları, dersim'de/tunceli'nde ve beyoğlu'nda yaşandı. dersim'de sol tkp -ki kürtlerin partisi değildir- hdp'yi geçerek seçimi kazandı. bunun en önemli işareti, etnik-kültürcü ayrımın ikincil hale gelmesi ve sol'un ilk kez bir şehri kazanmasıdır...

geleceğin asıl aktörü olacağı için, sol'un yaşayacağı değişim/dönüşüm çok önemli...
dersim'de (şimdi) "türk" dediğimiz tkp'nin politikaları sayesinde iktidar olması, (şimdi) "kürt" dediğimiz hdp'nin de politikaları sayesinde batı anadolu'da seçilmesinin önünü açabilir.

burada dikkat çekmek istediğim ve tırnak içine aldığım, etnik/dînî kültürcü ayrımların önemlerini yitireceği (ama elbette kaybolmayacağı) bir gelişme çizgisinin -beklendiği gibi- gelecek yolunda ilerlediğini gösteriyor. bu, düşmanlıkların aşılması için çok önemli..

yeniden şekillenme (değişim/dönüşüm) ve deneyim biriktirme yolunda sol'un dersim belediye başkanı ve dersim örneğinde, beyoğlu seçimleri bağlamında son derece değerli olduğu açık. şimdilik adına 'yeni sol' dediğimiz "mainstream"in eski fraksiyon tipi solla alakası yok tabii...

değişim/dönüşüm döneminin hızını kestirmenin hiç de kolay olmadığını anlamış biri olarak, "onca islamcı nasıl değişecek ki?" klasik sorusuna yanıt anlamında çok ilginç bir deneyim yaşadım. bu deneyimle, akışı noktalayacağım:
seçimden önce bir bakkalla konuşmuştum.
seçim öncesi konuştuğum bakkal, "istanbul'u tabii ki iktidar bloku alır, süphen mi var?" demişti, yanındaki oğlu da "burada bir şey değişmez, insanlar iktidara alıştılar, diğerleri göz doldurmuyor" diye kestirip atmıştı...
incitmekten çekinerek meraktan bu sabah gene sordum..
takkeli sakallı bu iki adam tarafından terslenmeyi göze almıştım, ne de olsa seçim kaybetmişlerdi.
ders gibi bir yanıt verdiler:
"ülke sadece iktidarın değil. hepimiz vatandaşız. artık ülkeye muhalefet hizmet etmeli. hata yaparlarsa, iktidarın yediği gibi bi şamarı onlar da yer."

seçimlerle birlikte baba-oğul, türkiye'deki değişimin istikametini sezmişlerdi ve bu değişime uymak bir yana, içinde yer almaya bile hazır görünüyorlardı...
kuşkusuz muhteşem bir dönem geliyor ve insanlara karşı saygılı toleranslı ve anlayışlı olmak her şeyi kolaylaştırıyor... <<

(bkz: https://twitter.com/selcuksalih/status/1112783226089734145 )

neden çalışmayı sevmiyoruz?

coğrafi şartlardan dolayı pek çalışmayı sevmiyoruz sıcak iklim ülkesiyiz bu ülkeler genelde pek çalışmaz . örnek yunanistan italya daha çok akdeniz ülkeri ama almanya öyle değildir iklimleri onları sert bir disipline adapte etmiştir. tabi hem coğrafya hemde iklimsel bazda avantajlar vermiş bu da burada yaşayan insanların rahat olmasına neden olmuş
Henüz hiç başlık açmamış.
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 4

sınıf farklılıkları

bir seçim sonrası yorumu yapmak için henüz erken, ama geleceğe uzanan genel trendler hakkında bir kaç şey söylemek için yeterince veri olduğunu düşünüyorum...
yeni türkiye'nin üzerinde yükseleceği (en az) 30 yıllık temelin kurulması istikametinde net işaretler var.
uzun yıllardır dikkat çektiğim gibi 2008 sonrası paradigma değişikliğine (ve yeni konjonktüre) uygun olarak, yeni 'merkez partisi' olmak istikametinde ilerleyen chp benim tahminimden daha iyi/olumlu bir yerden 'yeni merkez'i kuruyor, bu merkez çok bileşenli 'barışan türkiye'
yeni merkez partisi(leri), daha önce çok yazdığım neoseküler 'yeni sol'un azınlık/elit ama asıl aktör olacağı atmosferi kurarken, hayalini kurduğum (ama kurulacağına inanmakta oldukça zorlandığım) bir "partiler ötesi/üzeri sosyo-ekonomik birlik/platform" oluşuyor...
bu birliğin şekli şimdilik, chp patronajı/imkanları dahilinde biraraya gelen sosyaldemokratları, milliyetçileri, bağnazlıktan uzaklaşan dinî hassasiyete sahip saadet'i ve demokratik refleksler geliştiren türkiye kürtlerini içeriyor.
ortak payda: tam demokrasi ve neosekülerizm..
yeni postkapitalist paradigma, kültürcü ayrılıkları/bölünmüşlükleri desteklemeyip sosyo-ekonomik bir bakış açısı dayattığından, 'yeni merkez'i oluşturan bu renkli birliktelik, yani 'barışan türkiye', ayrı kompartımanlarda yaşamış kesimlerin birbirini anlamasını kolaylaştırıyor...
yeni yapılanmada, şimdinin iktidar bloku da -negatif tutumuyla- önemli bir pozitif rol oynuyor ve 'yeni türkiye'nin yeni platformunun/temelinin kurulmasına katkıda bulunuyor. kuşkusuz çözülüp dağılacak ve önemli ölçüde eriyerek yeni platformun bir parçası haline gelebilecektir...
ama seçimlerin en ilginç sonuçları, dersim'de/tunceli'nde ve beyoğlu'nda yaşandı. dersim'de sol tkp -ki kürtlerin partisi değildir- hdp'yi geçerek seçimi kazandı. bunun en önemli işareti, etnik-kültürcü ayrımın ikincil hale gelmesi ve sol'un ilk kez bir şehri kazanmasıdır...

geleceğin asıl aktörü olacağı için, sol'un yaşayacağı değişim/dönüşüm çok önemli...
dersim'de (şimdi) "türk" dediğimiz tkp'nin politikaları sayesinde iktidar olması, (şimdi) "kürt" dediğimiz hdp'nin de politikaları sayesinde batı anadolu'da seçilmesinin önünü açabilir.

burada dikkat çekmek istediğim ve tırnak içine aldığım, etnik/dînî kültürcü ayrımların önemlerini yitireceği (ama elbette kaybolmayacağı) bir gelişme çizgisinin -beklendiği gibi- gelecek yolunda ilerlediğini gösteriyor. bu, düşmanlıkların aşılması için çok önemli..

yeniden şekillenme (değişim/dönüşüm) ve deneyim biriktirme yolunda sol'un dersim belediye başkanı ve dersim örneğinde, beyoğlu seçimleri bağlamında son derece değerli olduğu açık. şimdilik adına 'yeni sol' dediğimiz "mainstream"in eski fraksiyon tipi solla alakası yok tabii...

değişim/dönüşüm döneminin hızını kestirmenin hiç de kolay olmadığını anlamış biri olarak, "onca islamcı nasıl değişecek ki?" klasik sorusuna yanıt anlamında çok ilginç bir deneyim yaşadım. bu deneyimle, akışı noktalayacağım:
seçimden önce bir bakkalla konuşmuştum.
seçim öncesi konuştuğum bakkal, "istanbul'u tabii ki iktidar bloku alır, süphen mi var?" demişti, yanındaki oğlu da "burada bir şey değişmez, insanlar iktidara alıştılar, diğerleri göz doldurmuyor" diye kestirip atmıştı...
incitmekten çekinerek meraktan bu sabah gene sordum..
takkeli sakallı bu iki adam tarafından terslenmeyi göze almıştım, ne de olsa seçim kaybetmişlerdi.
ders gibi bir yanıt verdiler:
"ülke sadece iktidarın değil. hepimiz vatandaşız. artık ülkeye muhalefet hizmet etmeli. hata yaparlarsa, iktidarın yediği gibi bi şamarı onlar da yer."

seçimlerle birlikte baba-oğul, türkiye'deki değişimin istikametini sezmişlerdi ve bu değişime uymak bir yana, içinde yer almaya bile hazır görünüyorlardı...
kuşkusuz muhteşem bir dönem geliyor ve insanlara karşı saygılı toleranslı ve anlayışlı olmak her şeyi kolaylaştırıyor... <<

(bkz: https://twitter.com/selcuksalih/status/1112783226089734145 )

neden çalışmayı sevmiyoruz?

coğrafi şartlardan dolayı pek çalışmayı sevmiyoruz sıcak iklim ülkesiyiz bu ülkeler genelde pek çalışmaz . örnek yunanistan italya daha çok akdeniz ülkeri ama almanya öyle değildir iklimleri onları sert bir disipline adapte etmiştir. tabi hem coğrafya hemde iklimsel bazda avantajlar vermiş bu da burada yaşayan insanların rahat olmasına neden olmuş
Henüz takip ettiği biri yok.
Henüz takip eden biri yok.