kültigin beğ

Durum: 6 - 0 - 0 - 0 - 07.09.2018 20:08

Puan: 189 -

9 ay önce kayıt oldu. 1.Nesil Yazar.

Uluslararası İlişkiler öğrencisi Tarih, siyaset, sosyoloji meraklısı.

suriye’den türkiye’ye göç sorunsalı

hepimiz ülkemiz, coğrafyamız ve dünyada yaşanan diğer gelişmeler üzerine hem kendi perspektifimizden hem de diğer perspektiflerden bakarak çeşitli yorum ve öngörülerde bulunuyoruz. fakat kanaatimce atladığımız önemli bir sorun var. demografik yapımızda yaşanan sorunlar ve yaşanabilecek sorunlar...
hepinizin bildiği gibi suriye iç savaşı’nın başlamasından bu yana ülkemize yoğun bir göç dalgası oldu. ülkemizde misafir ettiğimiz mültecilerin sayısı gittikçe artmakta ve içlerinden bazılarının yaptıkları nedeniyle yer yer sorun da oluşturmaktadır. idlip’te olası bir karmaşayla birlikte yine yoğun bir göç dalgası yaşayabiliriz. bugünlerde yer yer sıkıntılarla geçen bu dönemin ilerleyen yıllarda daha büyük sıkıntılara yol açacağını görememek büyük felaket olur. zaten karmaşık bir demografik yapımız varken bunun daha da kaotik bir duruma dönüşmesi ilerleyen yıllarda yaşanacak olası sosyal, ekonomik ve siyasal sorunları tetikleyecektir. henüz misafir statüsünde bu tür sıkıntılar yaşanırken, suriye’deki karmaşıklığın uzaması halinde bu statü yerleşmeye doğru devam edecektir ki bu da yukarıda da belirttiğim gibi kısa vadede sosyal sorunları orta vadede hem ekonomik hem de siyasi birçok sorunu beraberinde getirecektir. bu yazıda da bahsettiğim gibi demografik yapıdaki değişikliklerin büyük tehlikeleriyle ancak uzun süreler sonra karşılabiliriz fakat olası tehlikeleri öngörmek ve engel olmak bugünün işidir. bu konuda diğer üye arkadaşlarımızın görüşlerini ve çözümlerini merak etmekteyim. sizce nasıl bir politika izlenmelidir ?

menzil tarikatı

insanları din adı altında köleleştiren, din üzerinden zenginleşerek hem ülke içerisinde nüfus edinen hem de devlet kurumlarında nüfus edinmeye başlayan
tarikat. örgütlenme ve yayılma şekillerine bakıldığında kesinlikle fetö ye benzemektedir. özellikle dergi ve televizyon yayıncılığı, eğitim alanındaki faaliyetleri ve devlet kurumları içerisindeki nüfuslarıyla bunu net bir şekilde anlayabilirsiniz. diğer dini kullanarak siyasi ve sosyal nüfus elde eden tarikatlarda olduğu gibi destekçilerinin üzerinden geçinen, onları köleleştiren ve böylece zenginleşerek, pahalı otomobil markaları kullanan, hısım akraba olanlarının giyim,kuşam ve yaşam standartlarındaki aşırı zenginlik göze çarpmaktadır. türkiye şeyhler ve dervişler memleketi olamaz sözünün doğruluğunu da gözler önüne süren tarikatlardan biridir.şahsi fikrim ilerleyen yıllarda vatanın güvenliği ve birliği için tehlike teşkil etmeden halledilmesi gereken büyük bir meselidir.

1 dolar = 5.36 tl

kısa vadede bu durumu düzeltebilir miyiz bilmiyorum açıkçası çok da mümkün gözükmüyor. lakin beni korkutan uzun vadede yaşanacak sıkıntılar. ülkemizde yaşanan iktisadi sorunlar birçok durumla alakalı. özellikle yıllardır süregelen yanlış eğitim sistemleri, tarımsal verimliliği yüksek olan topraklarımızda birincil ihtiyaç tarım ürünlerini bile zaman zaman ithal ediyor oluşumuz, üretemeyen sadece tüketimi endekslenmiş toplum ve toplumun yaşanan gelişmelere partizanlık penceresinden bakması vb. bu nedenleri çoğaltabiliriz fakat asıl tehlikeli olan çoğalmasından ziyade bu nedenlerin sadece iktisadi sorunları değil toplumsal sorunlar ve güvenlik zaafiyetini de peşinden getirme olasılığıdır. bana göre bu sorunları ancak ve ancak uzun vadede bitirebiliriz bu da bilim ve insan odaklı eğitime, üreten toplum haline gelmeye ve ülkenin bir partinin hakimiyeti olduğunun değil tüm ulusun ortak değeri olduğunun farkında olunmasıyla mümkün olacaktır. ancak uzun vadede yapılacak reformlar ve projelerle daha sağlıklı seyir izleyen bir ekonomiye sahip olabiliriz. bu hususlarda düşüncesi olan arkadaşların fikirlerini, eleştirilerini bekliyorum...

türkiyenin en çok ihracat yaptığı ülkenin almanya olması

tek başına ihracatın artması kesinlikle yeterli değil. ihracatın artarken ithalatın azalırsa işte o zaman bu önemli bir gelişme olur. örneğin; ihracatın %2 artıp ithalatın %3 artıyorsa burdaki ihracat artışı bir şeylerin değiştiğini göstermez aksine ihracat-ithalat dengesindeki açığın arttığını gösterir ki bu da kötü bir durum.

türkiye-nato ilişkilerinde kırılma noktaları ve yaşanan gelişmeler

kıbrıs barış harekatı ile başlayan bir kırılma yaşadık ve sonrasında silah ambargosu yapılmasına karşılık incirlik’in kapatılması, abd’ye nota verilmesi ve abd ile yapılan savunma işbirliği anlaşması’nın yürürlükten kaldırılması kararları alınmıştır.yunanistan’ın nato’dan ayrılması ve savunma sanayimizin kuruluş adımlarının atılması gibi gelişmeler yaşanmıştır fakat daha sonrasında ülke içinde yaşanan karışıklıklar neticesinde 12 eylül 1980 tarihinde askeri darbe yapılmış ve bu darbe sonrası nato yani abd ile ilişkiler tekrar 1971 dönemindeki gibi süratle iyileşmeye başlamış, savunma işbirliği anlaşması tekrar yürürlüğe girerek incirlik üssü kullanıma açılmış ve kenan evren yönetimindeki türkiye yunanistan’ın nato’ya tekrar katılmasının önündeki engeli veto etmeyerek kaldırmıştır. bu gelişmelere baktığım da kişisel olarak günümüzde yaşanan gelişmeleri de bir kırılma olarak görüyorum. 15 temmuz ile başlayan ve sonrasında yaşanan gelişmelerin kısa vadede savunma sanayi’de attığımız adımların artmasına etkisi olduğu açık fakat orta ve uzun vadede bu ilişkiler olumlu ya da olumsuz olarak neleri karşımıza çıkarabilir ?

uluslararası ilişkiler ile ilgilenen kişiler için kitap önerileri

kişisel ilgi alanı olarak ya da üniversitelerimizde uluslararası ilişkiler bölümü okuyan arkadaşlara kaynak olarak yardımcı olabileceğimiz eserleri burada toplamak istiyorum. araştırdığımız zaman özellikle internette çok fazla kitap çıkar fakat genellikle içeriğinden bahsedilmez ya da yorum yapılmamıştır. burada sizlerle birlikte okuduğumuz kitapları yorumlarımızla birlikte paylaşarak ilgilenen insanlara yardımcı olmak istiyorum. yardımcı olan herkese şimdiden teşekkür ediyorum.

mustafa kemal atatürk

türkiye cumhuriyetinin ilk cumhurbaşkanı.

türkiye cumhuriyeti'ni aralarında ismet inönü, fevzi çakmak, kazım karabekir, rauf orbay, fethi okyar bulunduğu isimlerle birinci meclisin iradesiyle kuran cumhurbaşkanıdır.

1923-1938 yılları arasında cumhurbaşkanlığı yapmıştır.

milli mücadeleyi başlatmayan ancak daha sonra başlanılan direnişe iltihak eden , bölgesel kurtuluş fikrini ulusal kurtuluş fikrine tebdil eden askeri dahi olan bir şahsiyettir.

kurtuluş savaşı'nda başkomutanlık yetkisi ile yasama yürütme yargı yetkilerini 3 aylığını eline alıp , savaşın olağanüstülüğünü bu olağanüstü yetkilerle savuşturmuştur.

atatürk'ün özlük dosyasi

muamelat-ı zatiye dairesi (personel başkanlığı) evraka 21 teşrinisani 1341 (21 kasım 1925)

cumhurbaşkanı müşir gazi mustafa kemal paşa hazretleri bin ali rıza selânik

duhulü 1 mart 1315 (13 mart 1899)

nasbı 19 eylül 1337 (19 eylül 1921)

sicil no 1317-8 p. (piyade 1902-8)

müşarünileyh hazretleri

29 kânunuevvel 1320 (11 ocak 1905)
tarihinde erkân-ı harbiye yüzbaşılığı ile mektepten neş'et ederek sunuf-u selasede bölük idare ve ku-manda etmek üzere atik 5. ordu'ya memur buyurulmuştur

12 kânunuevvel 1332 (25 aralık 1906)
tarihinde beşinci mecidi nişanı ile taltif etmiştir;

7 haziran 1323 (20 haziran 1907)
tarihinde kolağalığa terfi etmiştir; sene-i mezkûre eylülü gayesinde arıza-i vücudiyelerinden naşi atik 3. ordu'ya nakletmiştir;

9 haziran 1324 (22 haziran 1908)
tarihinde şark demiryolu müfettişliği'ne ve sene-i mezkûre kânunuevvel gayesinde 3. ordu redif 17. selâ-nik fırkası erkân-ı harbiyesine atanmıştır;

23 teşrinievvel 1325 (5 kasım 1909)
tarihinde 3. ordu erkân-ı harbiyesine atanmıştır;

24 ağustos 1326 (6 eylül 1910)
tarihinde 3. ordu zabitan talimgahı kumandanlığı'na ve sene-i mezkûre teşrinievvelinde tekrar mezkûr 3. ordu erkân-ı harbiyesine ve bilahara kânunusâni zarfında 5. kolordu erkân-ı harbiyesine atanmıştır;

14 eylül 1327 (27 eylül 1911)
tarihinde muvakkaten trablusgarp fırkası erkân-ı harbiyesine memur edilmişse de trablusgarp'a git-meksizin istanbul'a celbi 5. kolorduya tebliğ edilerek erkân-ı harbiye-i umumiye dairesi'ne atanmıştır;

14 teşrinisani 1327) (27 kasım 1911)
tarihinde binbaşılığa terfi etmiştir;

19 kânunisani 1327 (1 ocak 1912)
tarihinde bingazi'de bulunan müşarünileyhin derne karşısındaki şark gönüllü kumandanlığı'nı deruhte etmiştir;

26 şubat 1327 (11 mart 1912)
tarihinde derne kumandanlığı'na tayin etmiştir;

11 teşrinievvel 1328 (24 ekim 1912)
tarihinde rahatsızlığına mebni dersaadet'e hareket etmiştir;

8 teşrinisani 1328 (21 kasım 1912)
tarihinde karargâh-ı umumi emrine verilerek mezkûr ay zarfında bahri sefit boğazı kuvay-i mürettebesi erkân-ı harbiyesine atanmıştır;

14 teşrinievvel 1329 (27 ekim 1913)
tarihinde sofya ataşemiliterliği'ne atanmıştır;

24 teşrinievvel 1329 (6 kasım 1913)
tarihinde bingazi muharebatında ibraz-ı şecaat ve liyakat etmesine mebni kıdemine iki sene zam, dör-düncü rütbe'den osmani nişanı verilmiştir;

29 kânunuevvel 1329 (11 ocak 1914)
tarihinde sofya-belgrat-çetine sefaretleri ataşemiliterliği'ne atanmıştır;

26 şubat 1329 (11 mart 1914)
tarihinde fransa hükümeti tarafından şövalye rütbesinden legion d'honneur nişanı verilmiştir;

16 şubat 1329 (1 mart 1914)
tarihinde balkan harbi'ndeki hidemat-ı hasenesinden dolayı kaymakamlığa terfi etmiştir;

22 temmuz 1330 (4 ağustos 1914)
tarihinde sırbistan ataşe militerliğine tayin kılınmış ise de sofya ataşe militerliğine ipka etmiştir;

16 teşrinisani 1330 (29 kasım 1914)
tarihinde iki sene kıdem zammı verilmiştir;

7 kânunusani 1330 (20 ocak 1915)
tarihinde 3. kolorduda yeni teşekkül eden 19. fırka kumandanlığı'na atanmıştır;

19 mayıs 1331 (1 haziran 1915)
tarihinde miralaylığa terfi etmiştir;

15 temmuz 1331 (28 temmuz 1915)
tarihinde 15. kolordu kumandanlığı'na ve sene-yi mezkûrede (ağustos) 16. kolordu komutanlığı'na atan-mıştır;

14 kânunusani 1331 (27 ocak 1916)
tarihinde tebdil havasının hitamına mebni 16. kolordu’ya iltihak buyurulmuştur;

2 temmuz 1331 (15 temmuz 1915)
tarihinde harp madalyası verilmiştir;

19 ağustos 1331 (1 eylül 1915)
tarihinde muharebe gümüş liyakat madalyası verilmiştir;

4 kânunusani 1331 (17 ocak 1916)
tarihinde anafartalar grubu komutanı iken muharebe altın liyakat madalyası verilmiştir;

19 kânunusani 1331 (1 şubat 1916)
tarihinde üçüncü rütbeden osmani nişanı verilmiştir;

28 kânunuevvel 1331 ( aralık 1915)
alman hükümeti tarafından demir salip nişanı verilmiştir;

28 şubat 1331 (13 mart 1916)
anafartalar'daki hidemat-ı hasenesinden dolayı iki sene seferi kıdem zammı verilmiştir;

19 mart 1332 (1 nisan 1916)
tarihinde hidemat-ı fevkâledesine mebni bir sene kıdem zammı ile mirlivalığa terfi etmiştir;

29 teşrinisani 1332 (12 aralık 1916)
müceddeden 2. rütbe'den mecidi nişanı verilmiştir;

11 kânunuevvel 1332 (24 aralık 1916)
bitlis havalisindeki hidematına mükâfeten bir sene seferi kıdem zammı ita etmiştir; sene-yi mezkûre zar-fında almanya hükümeti tarafından 1. ve 2. rütbeden demir salip (haç) ve avusturya macaristan hükü-meti tarafından 3. rütbeden muharebe liyakat madalyası verilmiştir; ile 2. rütbeden harp alâmeti liya-kat-ı askeri madalyası verilmiştir;

7 mart 1333 (7 mart 1917)
tarihinde 2. ordu kumandanlığı'na atanmıştır;

19 mart 1333 (19 mart 1917)

tarihinde muharebat-ı vakıadaki hidemat-ı hasanesinden dolayı tebdilen ikinci rütbeden osmani nişanı verilmiştir;

5 temmuz 1333 (5 temmuz 1917)
tarihinde 7. ordu kumandanlığı'na atanmıştır;

23 eylül 1333 (23 eylül 1917)
tarihinde muharebe altın imtiyaz madalyası ile ödüllendirilmiştir;

9 teşrinievvel 1333 (9 ekim 1917)
tarihinde becayişen 2. ordu kumandanlığı'na atanmıştır;

11 teşrinievvel 1333 (11 ekim 1917)
tarihinde bir ay müddetle istanbul'a mezunen gitmişler ve rahatsızlıklarına mebni tedavi edilmek üzere üç ay mezuniyet verilmiştir;

7 teşrinisani 1333 (7 aralık 1917)
tarihinde karargâh-ı umumi emrine alınarak sene-i meıkûre kânunuevvelinde mülga veliaht-ı saltanat refakatinde almanya karargah-ı umumisi'ne azimet etmiştir;

16 kânunuevvel 1333 (16 aralık 1917)
tarihinde tebdilen 1. rütbeden kılıçlı mecidi nişanı verilmiştir;

19 şubat 1334 (19 şubat 1918)
tarihinde almanya imparatoru tarafından 1. rütbeden kılıçlı kron dö prus nişanı verilmiştir;

13 mayıs 1334 (13 mayıs 1918)
tarihinde bera-i tedavi viyana'ya gitmiştir;

7 ağustos 1334 (7 ağustos 1918)
tarihinde 7. ordu kumandanlığı'na ve sene-i mezkure eylülünde fahri yaveran silkine ithal buyurulmuştur;

31 teşrinievvel 1334 (31 ekim 1918)
tarihinde yıldırım ordular grubu kumandanlığı'nı deruhte buyurmuştur;

teşrinisani 1334 (kasım 1918)
tarihinde grubun lağvı üzerine harbiye nezareti emrine alınmıştır;

30 nisan 1335 (30 nisan 1919)
tarihinde 9. ordu kıtaatı müfettişliği'ne tayin edilmiş ve sene-yi mezkûre temmuzu'nun beşinde istanbul hükümet-i sakıtasınca memuriyetine hitam verilmiştir;

9 ağustos 1335 (9 ağustos 1919)
ordu müfettişliği'nden mazul ve askerlikten müstafi olan müşarünileyhin silk-i askeriden ihracı ve haiz olduğu nişanların refi ve fahri yaveran unvanının nezi hakkında irade çıkmıştır;

23 nisan 1336 (23 nisan 1920)
tarihinde büyük millet meclisi riyaset-i celilesine seçilmiştir;

19 eylül 1337 (19 eylül 1921)
tarihinde büyük millet meclisi'nce ittifakla kendilerine gazilik unvanı verilmiş ve mareşallik rütbesi ve-rilmiştir;

5 teşrinisani 1337 (5 kasım 1921)
tarihinden itibaren müşarünileyhin başkumandanlık müddeti üç ay daha temdit etmiştir;

5 şubat 1338 (5 şubat 1922)
tarihinden itibaren başkumandanlık müddeti üç ay daha temdit etmiştir;

27 mart 1339 (27 mart 1923)
tarihinde afganistan emiri (kralı) tarafından aliyülâlâ nişanı irsal kılınmıştır;

21 teşrinisani 1339 (21 kasım 1923)
tarihinde kırmızı-yeşil kurdeleli istiklal madalyası verilmiştir;

29 teşrinievvel 1339 (29 ekim 1923)
tarihinde türkiye cumhuriyeti riyaseti'ne seçilmiştir.

1 dolar = 5.36 tl

geçenlerde şöyle bir yazı yazmıştım:

"24 haziran seçimlerinde, seçim vaatlerinin ve kampanya giderlerinin toplam maliyeti 12 milyar doları buldu. bu para ile parti bayrağı, parti tepsisi, parti şapkası ve seçim vaatlerini güçlendirmek için piyasalara yardım yapıldı."

peki bu parayı üniversitelerin ilgili fakültelerinde proje ekipleri oluşturarak türkiye'deki ihtiyaç alanlarına çözüm üretmeleri için paylaştırsak, örneğin :

mühendislik ve teknoloji fakültelerinden kurulacak ekiplere 500 milyon dolarlık proje bütçesi verilerek elektrikli traktör, tarım araç gereçleri, mahsullerin sulanması ve korunması gibi sistemleri barındıran yerli ve geniş bir tarım projesi yapmaları isteyip teşvik etsek sonrasında türkiye'nin ihtiyaçları doğrultusunda diğer fakültelere de aynı sistemi uygulayarak büyük bir istihdam ve üretim gelişimi sağlamaya başlasak bu paraları çok daha iyi değerlendirmiş olmaz mıyız ?

bu kadar büyük bir israf politikası var. birkaç onursuz ve haysiyetsiz şirketin devletin birimlerine müdahale edebilmesi bunu tetikliyor. milyonlarca dolarlık vergi borçları siliniyor, şirketleri devletin bütün ihalelerini kazanıyor.

bir milletvekili millete 1.2 milyon tl'lik telefon faturası ödettiriyor, maaşları ona keza. kamu harcamaları zıvanadan çıkmış, gerekli gereksiz her şey devlet ödüyor diye umursanmadan alınıyor.

devletin bütün birimlerinde liyakat ortadan kaldırılmış, rant ve torpil sayesinde bu birimlere giriş başlamış. işin ehli olmayan kimseler devlete zarardan başka hiçbir katkı sağlamıyor.

aslında bunları konuşmakta artık bana boş geliyor. herkes çözümü biliyor (bilim, ilim, sanayi, tarım, eğitim, liyakat, adalet) ama bunları kim gerçekleştirecek ? muhalefet denen partilerin hiçbir vasfı kalmamışken, halk devlet meselelerini takım tutarcasına yorumlarken. hepimiz kendimizi ve çevremizi düzeltmeye gayret gösterelim gerisi allah kerim.

uluslararası ilişkiler ile ilgilenen kişiler için kitap önerileri

1960’tan günümüze türkiye tarihi(s. aydın-y. taşkın)
devlet-i aliyye(halil inalcık)
turkey a modern history( erik j. zürcher)
modern ortadoğu tarihi(william cleveland)
ittihat ve terakki(ilber ortaylı-erol şadi erdinç)
türk tarihinde meseleler(nihal atsız)
zeytindağı(falih rıfkı atay)
greek and roman political ideas(melissa lane)
güzel kitaplardır çok sıkmaz , bunun yanında siyasi tarih okuyun arkadaşlar oral sander, fahir armaoğlu vs. bölüme başladıktan sonra ilginiz bir yöne kayacak zaten kimi avrupa tarihine kimi ortadoğu yada benim gibi türk tarihine merak salacaksınız.
not: uzun uzun akademik kitapları okumaya üşenen arkadaşlar içinse yök’ün sitesinden yüksek lisans ve doktora tezleri indirebilirler faydasını çok göreceksiniz.
not: mehmet ali birand’ın , türkiye tarihi belgeselini mutlaka izleyin gerekirse bir haftanızı ona ayırın.
son olarak bilgi beş harflidir, 5 de 4 ü ilgidir :)

uluslararası ilişkiler ile ilgilenen kişiler için kitap önerileri

tayyar arı - geçmişten günümüze orta doğu: siyaset, savaş ve diplomasi

hepimizin yaşadığımız coğrafyayı daha iyi bilmek, osmanlı'dan sonra bu coğrafyada kurulan devletlerin geçmişlerini öğrenmek öncelikli görevleri arasında olmalı. bir de ortadoğu'ya meraklıysanız tam da size göre diyebilirim. şahsen ben çok keyif alarak okudum ve birçok şey öğrendim.

Toplam entry sayısı: 6

menzil tarikatı

insanları din adı altında köleleştiren, din üzerinden zenginleşerek hem ülke içerisinde nüfus edinen hem de devlet kurumlarında nüfus edinmeye başlayan
tarikat. örgütlenme ve yayılma şekillerine bakıldığında kesinlikle fetö ye benzemektedir. özellikle dergi ve televizyon yayıncılığı, eğitim alanındaki faaliyetleri ve devlet kurumları içerisindeki nüfuslarıyla bunu net bir şekilde anlayabilirsiniz. diğer dini kullanarak siyasi ve sosyal nüfus elde eden tarikatlarda olduğu gibi destekçilerinin üzerinden geçinen, onları köleleştiren ve böylece zenginleşerek, pahalı otomobil markaları kullanan, hısım akraba olanlarının giyim,kuşam ve yaşam standartlarındaki aşırı zenginlik göze çarpmaktadır. türkiye şeyhler ve dervişler memleketi olamaz sözünün doğruluğunu da gözler önüne süren tarikatlardan biridir.şahsi fikrim ilerleyen yıllarda vatanın güvenliği ve birliği için tehlike teşkil etmeden halledilmesi gereken büyük bir meselidir.

uluslararası ilişkiler ile ilgilenen kişiler için kitap önerileri

kişisel ilgi alanı olarak ya da üniversitelerimizde uluslararası ilişkiler bölümü okuyan arkadaşlara kaynak olarak yardımcı olabileceğimiz eserleri burada toplamak istiyorum. araştırdığımız zaman özellikle internette çok fazla kitap çıkar fakat genellikle içeriğinden bahsedilmez ya da yorum yapılmamıştır. burada sizlerle birlikte okuduğumuz kitapları yorumlarımızla birlikte paylaşarak ilgilenen insanlara yardımcı olmak istiyorum. yardımcı olan herkese şimdiden teşekkür ediyorum.

1 dolar = 5.36 tl

kısa vadede bu durumu düzeltebilir miyiz bilmiyorum açıkçası çok da mümkün gözükmüyor. lakin beni korkutan uzun vadede yaşanacak sıkıntılar. ülkemizde yaşanan iktisadi sorunlar birçok durumla alakalı. özellikle yıllardır süregelen yanlış eğitim sistemleri, tarımsal verimliliği yüksek olan topraklarımızda birincil ihtiyaç tarım ürünlerini bile zaman zaman ithal ediyor oluşumuz, üretemeyen sadece tüketimi endekslenmiş toplum ve toplumun yaşanan gelişmelere partizanlık penceresinden bakması vb. bu nedenleri çoğaltabiliriz fakat asıl tehlikeli olan çoğalmasından ziyade bu nedenlerin sadece iktisadi sorunları değil toplumsal sorunlar ve güvenlik zaafiyetini de peşinden getirme olasılığıdır. bana göre bu sorunları ancak ve ancak uzun vadede bitirebiliriz bu da bilim ve insan odaklı eğitime, üreten toplum haline gelmeye ve ülkenin bir partinin hakimiyeti olduğunun değil tüm ulusun ortak değeri olduğunun farkında olunmasıyla mümkün olacaktır. ancak uzun vadede yapılacak reformlar ve projelerle daha sağlıklı seyir izleyen bir ekonomiye sahip olabiliriz. bu hususlarda düşüncesi olan arkadaşların fikirlerini, eleştirilerini bekliyorum...

menzil tarikatı

insanları din adı altında köleleştiren, din üzerinden zenginleşerek hem ülke içerisinde nüfus edinen hem de devlet kurumlarında nüfus edinmeye başlayan
tarikat. örgütlenme ve yayılma şekillerine bakıldığında kesinlikle fetö ye benzemektedir. özellikle dergi ve televizyon yayıncılığı, eğitim alanındaki faaliyetleri ve devlet kurumları içerisindeki nüfuslarıyla bunu net bir şekilde anlayabilirsiniz. diğer dini kullanarak siyasi ve sosyal nüfus elde eden tarikatlarda olduğu gibi destekçilerinin üzerinden geçinen, onları köleleştiren ve böylece zenginleşerek, pahalı otomobil markaları kullanan, hısım akraba olanlarının giyim,kuşam ve yaşam standartlarındaki aşırı zenginlik göze çarpmaktadır. türkiye şeyhler ve dervişler memleketi olamaz sözünün doğruluğunu da gözler önüne süren tarikatlardan biridir.şahsi fikrim ilerleyen yıllarda vatanın güvenliği ve birliği için tehlike teşkil etmeden halledilmesi gereken büyük bir meselidir.

türkiyenin en çok ihracat yaptığı ülkenin almanya olması

tek başına ihracatın artması kesinlikle yeterli değil. ihracatın artarken ithalatın azalırsa işte o zaman bu önemli bir gelişme olur. örneğin; ihracatın %2 artıp ithalatın %3 artıyorsa burdaki ihracat artışı bir şeylerin değiştiğini göstermez aksine ihracat-ithalat dengesindeki açığın arttığını gösterir ki bu da kötü bir durum.

suriye’den türkiye’ye göç sorunsalı

hepimiz ülkemiz, coğrafyamız ve dünyada yaşanan diğer gelişmeler üzerine hem kendi perspektifimizden hem de diğer perspektiflerden bakarak çeşitli yorum ve öngörülerde bulunuyoruz. fakat kanaatimce atladığımız önemli bir sorun var. demografik yapımızda yaşanan sorunlar ve yaşanabilecek sorunlar...
hepinizin bildiği gibi suriye iç savaşı’nın başlamasından bu yana ülkemize yoğun bir göç dalgası oldu. ülkemizde misafir ettiğimiz mültecilerin sayısı gittikçe artmakta ve içlerinden bazılarının yaptıkları nedeniyle yer yer sorun da oluşturmaktadır. idlip’te olası bir karmaşayla birlikte yine yoğun bir göç dalgası yaşayabiliriz. bugünlerde yer yer sıkıntılarla geçen bu dönemin ilerleyen yıllarda daha büyük sıkıntılara yol açacağını görememek büyük felaket olur. zaten karmaşık bir demografik yapımız varken bunun daha da kaotik bir duruma dönüşmesi ilerleyen yıllarda yaşanacak olası sosyal, ekonomik ve siyasal sorunları tetikleyecektir. henüz misafir statüsünde bu tür sıkıntılar yaşanırken, suriye’deki karmaşıklığın uzaması halinde bu statü yerleşmeye doğru devam edecektir ki bu da yukarıda da belirttiğim gibi kısa vadede sosyal sorunları orta vadede hem ekonomik hem de siyasi birçok sorunu beraberinde getirecektir. bu yazıda da bahsettiğim gibi demografik yapıdaki değişikliklerin büyük tehlikeleriyle ancak uzun süreler sonra karşılabiliriz fakat olası tehlikeleri öngörmek ve engel olmak bugünün işidir. bu konuda diğer üye arkadaşlarımızın görüşlerini ve çözümlerini merak etmekteyim. sizce nasıl bir politika izlenmelidir ?

uluslararası ilişkiler ile ilgilenen kişiler için kitap önerileri

kişisel ilgi alanı olarak ya da üniversitelerimizde uluslararası ilişkiler bölümü okuyan arkadaşlara kaynak olarak yardımcı olabileceğimiz eserleri burada toplamak istiyorum. araştırdığımız zaman özellikle internette çok fazla kitap çıkar fakat genellikle içeriğinden bahsedilmez ya da yorum yapılmamıştır. burada sizlerle birlikte okuduğumuz kitapları yorumlarımızla birlikte paylaşarak ilgilenen insanlara yardımcı olmak istiyorum. yardımcı olan herkese şimdiden teşekkür ediyorum.

menzil tarikatı

insanları din adı altında köleleştiren, din üzerinden zenginleşerek hem ülke içerisinde nüfus edinen hem de devlet kurumlarında nüfus edinmeye başlayan
tarikat. örgütlenme ve yayılma şekillerine bakıldığında kesinlikle fetö ye benzemektedir. özellikle dergi ve televizyon yayıncılığı, eğitim alanındaki faaliyetleri ve devlet kurumları içerisindeki nüfuslarıyla bunu net bir şekilde anlayabilirsiniz. diğer dini kullanarak siyasi ve sosyal nüfus elde eden tarikatlarda olduğu gibi destekçilerinin üzerinden geçinen, onları köleleştiren ve böylece zenginleşerek, pahalı otomobil markaları kullanan, hısım akraba olanlarının giyim,kuşam ve yaşam standartlarındaki aşırı zenginlik göze çarpmaktadır. türkiye şeyhler ve dervişler memleketi olamaz sözünün doğruluğunu da gözler önüne süren tarikatlardan biridir.şahsi fikrim ilerleyen yıllarda vatanın güvenliği ve birliği için tehlike teşkil etmeden halledilmesi gereken büyük bir meselidir.
Henüz takip ettiği biri yok.