lehçe..

Durum: 9 - 0 - 0 - 0 - 28.03.2019 15:30

Puan: 79 -

3 ay önce kayıt oldu. 1.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.

türkiye'nin istihbarat savaşındaki varlığı

ortadoğu bölgesi'nde hakim olduğumuz bir noktadayız belki, ancak batı'ya kaydıkça düşen bir istihbarat ağımız var. dünya'da istihbarat oluşumunu ilk başlatan ırk olarak şuan içinde bulunduğumuz bu zayıflık çok üzücü, istihbaratımızın sızması gerekirken istihbaratımıza sızılması çok düşündürücü. savaşların seyrini erken bilgi değiştirir ya da teknoloji hamlesi bu bağlamda yapılır. sanayi 4.0 gibi bir model gelmeli belkide.. istihbarat 5.0...

lozan antlaşması

sıradan çinko karbon vatandaşlar 2023'de maden çıkarabileceğimizi sanıyorlar.
hali hazırda tor/bor/uranyum.. gibi madenleri çıkardığımızı bilmiyor. ki iyi de çıkartıyoruz bu madenleri çokça zamandır. 143 maddelik bir antlaşma, internette de var ancak araştırmak yerine kulaktan dolma bilgilerle konuşup kendimiz için tapu olan antlaşmayı gömüyoruz. gizli madde diye bir şey yok..!
geleyim maksada: sadece buralara yazmakla bilgilenmelerin olmayacağı aşikâr. buralara güzel açıklamalar yazacak kadar mantıklı, bilgili, eğitimli arkadaşlar bireysel sosyal hayatlarında da bir şeyleri düzenlemeye çalışsınlar lütfen. toplumsal gelişim bireysel değişimler ile başlar. halk araştırmayan karakterlerden kuruluysa bilenlerin en azından denk geldiğinde anlatması mecburidir..

hindistan-pakistan savaşı

hindistan uydu vuran füze de yapmış, mükemmel.. dengeleri değiştirecek gibi bir havası var. pakistan'ı yedirmeyiz diye düşünüyorum. gerçi bize belli olmaz. rus salatası yapılması gerekirse çokta önemsemeden konuşup konuşup susar uzaktan izleriz. 'bknz: filistin/ israil'
ama çin'de var işin içinde, o saf biraz karışık da bu kadar kafa ülke varken oradan savaş mavaş çıkmaz. kimse tek eline almadan bir çok şeyi savaş çıkmasını istemez. bu yaka böyle ama amerika o yakadan nifak sokmak isteyecektir her zaman..

sınıf farklılıkları

arkadaş anlatıyor: avuçlarımın arasına almışım yüzümü dinliyorum. şaşkınlık tavan, bu kadar fark olamaz. sanki başka bir gezegenden bahsediyor. sanki aynı harita üzerinde değiliz. sanki aynı organları taşımıyoruz. adamlar o taraflarda nasıl hayatlar yaşıyor. biz bu taraflarda 3. sınıflığın dibine vurmuşuz. benim kadar üzülen kaç insan var bilmiyorum. çünkü; bu tarafta bir şeyler değişsin diye bireysel olarak çok uğraşıyorum. hiçbir şeyin ise düzeldiği yok. sonra beyin göçü, sonra kaçış. uygun politika, yok! insana değer, yerlerde! avrupa'nın hangi politikası onları bu seviyelere çıkardı acaba, sadece beyin kullanmakla olacak iş değil sanırım. biraz da duygu lâzım. eskiden o sözlere itibar ederdim hatta hoşuma da giderdi. ancak yaş yükselince görüyorsun. vatanımızı da milletimizi de seviyoruz fakat objektif olmadan gelişim sağlanmıyor. bugün geldiğimiz noktada fark ediyorsun ki; biz hep kendimizi kandırmışız ''duygusal milletiz'' diye. duygusallık görmek istiyorsak avrupa insanı'nın yaşam şekline, standartına demiyorum şekline, oradaki insanların birbirlerine, doğaya, siyasete, hayvanlara, sanata davranış şekline bakmamız lâzım. sevdiğim bir rap sözü var onunla bitireyim, zaten arif olan anlamıştır şuraya kadar..
''aramızdaki farkı anlardın benle bir gün kalsaydın''

neden çalışmayı sevmiyoruz?

sevmiyoruzmuymuş.. bence çalıştığının karşılığını alamadığımız içindir. asgari ücret çalışanları üretim miktarlarına göre, saatlerine göre ücretleri az. nasıl sevsin adam çalışmayı.. kazandığını harcayacak ekonomi oluşsa bile (zor!) zaman yok. öğrencinin çalışmaması ise tamamen iş bilinçsizliği, ben de çalışmazdım. belki eğitim sistemine de dayayabiliriz bu konuyu temelde, yahu her şey sorunlu arkadaş..

uluslararası hukuk

uluslararası mevzularda nüfuz gücü olan hukukludur. bu halka böyle gösterilmeyebilir ancak gündem takibi yapıldığında gücün, pr'ın, nüfuzun ya da adı her neyse onun fazla olduğu ülkeler haklıdır, hukukludur. hayvanlar alemi gibi aslında; büyük balık küçük balığı yer, güçlü olan erkek dişini etkiler. ayrıca: uluslararası hukuk'da güçlü olan ülkeleri iç hukuk sistemi harika..

kuzey akım-2 projesi

trump; suratsız, lanet, nursuz kadın gibi her yere nifak tohumu atıyor. bu meselede kimse dinlemez onu da sonrasında bunun acısını en azından çıkartmaya çalışır. kimle stratejik ortaklık yapar, nereye ne döşer, kimden neyi söker görecez de bu adamdan asıl beklediğim nato'sal büyük bir mevzuu..

sözlük yazarlarının tavsiye ettiği filmler

güz sancısı var. 6-7 eylül olaylarını anlatır.
şu timeless dizisi izlenmeli, konu mevzu güzel fakat asıl ilgimi çeken tarihteki gerçek olayları uzay zaman formatında işlemeleri, diziyi durdurup durdurup bilmediğin konuları araştırırken bazen diziyi unutup araştırmanın kuyusunda kayboluyorsun. dünya'da ki önemli gelişmelerin dibine girebiliyorsun meraklı bir tipsen. bilmediğiniz konuları araştırmadan geçmeyin, diziyi ziyan etmeyin.

ingiltere-avrupa ilişkileri

ingiltere bir oluşumdan çıkıyorsa o oluşuma dair bi plânı vardır. pastanın büyüğünü yiyebilecekken bölüşmek istemez bence, tabi kısa vade daha olası gelen ise; uzun vadede daha büyük döngüye sokacağı bir plân.. avrupa parlementosu'da bizi askıya almışken kraliyetin muhakkak bir bildiği vardır ve orta doğu bu mevzunun içindedir. ingiltere herkesi birbirine zincir gibi bağlamış, çıkartıyor takıyor, atıyor. ben ara cümlelerin pek önemli olduğunu düşünmüyorum. ingiltere bir hamle yapıyorsa dünya gündemi'ne baktığımızda bunun yansımasını görürüz. rest çekip ayakta kalabilen ve bozulmayan bir ırk, sev sevme takdir edilmeli. beyin nasıl kullanılır adamlar gezegene öğretiyor..
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 9

sınıf farklılıkları

arkadaş anlatıyor: avuçlarımın arasına almışım yüzümü dinliyorum. şaşkınlık tavan, bu kadar fark olamaz. sanki başka bir gezegenden bahsediyor. sanki aynı harita üzerinde değiliz. sanki aynı organları taşımıyoruz. adamlar o taraflarda nasıl hayatlar yaşıyor. biz bu taraflarda 3. sınıflığın dibine vurmuşuz. benim kadar üzülen kaç insan var bilmiyorum. çünkü; bu tarafta bir şeyler değişsin diye bireysel olarak çok uğraşıyorum. hiçbir şeyin ise düzeldiği yok. sonra beyin göçü, sonra kaçış. uygun politika, yok! insana değer, yerlerde! avrupa'nın hangi politikası onları bu seviyelere çıkardı acaba, sadece beyin kullanmakla olacak iş değil sanırım. biraz da duygu lâzım. eskiden o sözlere itibar ederdim hatta hoşuma da giderdi. ancak yaş yükselince görüyorsun. vatanımızı da milletimizi de seviyoruz fakat objektif olmadan gelişim sağlanmıyor. bugün geldiğimiz noktada fark ediyorsun ki; biz hep kendimizi kandırmışız ''duygusal milletiz'' diye. duygusallık görmek istiyorsak avrupa insanı'nın yaşam şekline, standartına demiyorum şekline, oradaki insanların birbirlerine, doğaya, siyasete, hayvanlara, sanata davranış şekline bakmamız lâzım. sevdiğim bir rap sözü var onunla bitireyim, zaten arif olan anlamıştır şuraya kadar..
''aramızdaki farkı anlardın benle bir gün kalsaydın''

ingiltere-avrupa ilişkileri

ingiltere bir oluşumdan çıkıyorsa o oluşuma dair bi plânı vardır. pastanın büyüğünü yiyebilecekken bölüşmek istemez bence, tabi kısa vade daha olası gelen ise; uzun vadede daha büyük döngüye sokacağı bir plân.. avrupa parlementosu'da bizi askıya almışken kraliyetin muhakkak bir bildiği vardır ve orta doğu bu mevzunun içindedir. ingiltere herkesi birbirine zincir gibi bağlamış, çıkartıyor takıyor, atıyor. ben ara cümlelerin pek önemli olduğunu düşünmüyorum. ingiltere bir hamle yapıyorsa dünya gündemi'ne baktığımızda bunun yansımasını görürüz. rest çekip ayakta kalabilen ve bozulmayan bir ırk, sev sevme takdir edilmeli. beyin nasıl kullanılır adamlar gezegene öğretiyor..

neden çalışmayı sevmiyoruz?

sevmiyoruzmuymuş.. bence çalıştığının karşılığını alamadığımız içindir. asgari ücret çalışanları üretim miktarlarına göre, saatlerine göre ücretleri az. nasıl sevsin adam çalışmayı.. kazandığını harcayacak ekonomi oluşsa bile (zor!) zaman yok. öğrencinin çalışmaması ise tamamen iş bilinçsizliği, ben de çalışmazdım. belki eğitim sistemine de dayayabiliriz bu konuyu temelde, yahu her şey sorunlu arkadaş..

sınıf farklılıkları

arkadaş anlatıyor: avuçlarımın arasına almışım yüzümü dinliyorum. şaşkınlık tavan, bu kadar fark olamaz. sanki başka bir gezegenden bahsediyor. sanki aynı harita üzerinde değiliz. sanki aynı organları taşımıyoruz. adamlar o taraflarda nasıl hayatlar yaşıyor. biz bu taraflarda 3. sınıflığın dibine vurmuşuz. benim kadar üzülen kaç insan var bilmiyorum. çünkü; bu tarafta bir şeyler değişsin diye bireysel olarak çok uğraşıyorum. hiçbir şeyin ise düzeldiği yok. sonra beyin göçü, sonra kaçış. uygun politika, yok! insana değer, yerlerde! avrupa'nın hangi politikası onları bu seviyelere çıkardı acaba, sadece beyin kullanmakla olacak iş değil sanırım. biraz da duygu lâzım. eskiden o sözlere itibar ederdim hatta hoşuma da giderdi. ancak yaş yükselince görüyorsun. vatanımızı da milletimizi de seviyoruz fakat objektif olmadan gelişim sağlanmıyor. bugün geldiğimiz noktada fark ediyorsun ki; biz hep kendimizi kandırmışız ''duygusal milletiz'' diye. duygusallık görmek istiyorsak avrupa insanı'nın yaşam şekline, standartına demiyorum şekline, oradaki insanların birbirlerine, doğaya, siyasete, hayvanlara, sanata davranış şekline bakmamız lâzım. sevdiğim bir rap sözü var onunla bitireyim, zaten arif olan anlamıştır şuraya kadar..
''aramızdaki farkı anlardın benle bir gün kalsaydın''
Henüz takip ettiği biri yok.
Henüz takip eden biri yok.