yeniçeriler

yeniçeri: yeni asker
yeniçeri ocağı ,dünya tarihinde modern anlamda ilk “daimi ordu”dur.
osmanlı beyliği devletleşme sürecine giriyor, sınırlar genişliyor ve eli kılıç, kalkan tutan herkes seferi oluyordu. bu sebeplerle yerleşim yerleri savunmasız kalıyordu...bu gibi sebeplerden,1. murad’ın emriyle yeniçeri ocağı kuruldu.
savaş tutsaklarından 5/1 olarak seçilen ve asker olarak yetiştirilen pençik sistemine (farsça) sonra devşirme sistemi eklenerek özellikle rumeli’deki hristiyan aile çocuklarından 5/1 i alınarak (hatta aileler tarafından verilerek) yeniçeri ocağının kaynağı oluşturuldu ve bunlara pençik oğlan adı verildi. yeniçeri deyimiyle “ol vakitten berü öyle kaldu”
(özellikle rumeli’nde bulunan hristiyan çocuklarının seçilmesi meselesinde; avrupaya göçen ve devletleri yıkıldıktan sonra hristiyanlığı seçerek asimile olan kıpçak,peçenek,hun,uz,bulgar vs. türklerin bölgede hala var olduğu unutulmamalıdır. çünkü bölge ,istanbul kuşatmalarının uğrak yeri, roma imparatorluğunun başkentine giden yol vs olmasından ötürü ,önce germenlerin sonra türk vs. yağma, talan ve savaşları neticesinde yerel nüfus oranının az ,türk kalıntılarının oranının ise azımsanılmaması gereken bir bölge)
bu devşirilen çocukların kabiliyetli olanları yeniçeri ,diğerleri cebeci,lağımcı,topçu,tersaneci vs. olurken, zeki olanlar saraya alınıyor hatta yetenekli olanlar sinan ağa gibi mimar dahi olabiliyordu, yani erlikten, paşalığa kadar uzanan bir yol önlerine açılıyordu.
sultan, yeniçeri ocağına 1 numaralı nefer olarak, rütbesi ise “baba” olarak kayıtlıydı ve o da ulufesini yeniçeri kıyafeti giyerek 3 ayda bir alırdı.
yeniçeri taburları, cemaat ortaları olarak adlandırılırdı ve örneğin 38. ortadan, 16. ortaya geçmek imkansızdı, kan akardı. orta ,kazan kadar kutsaldı. yeniçerilerin aile kurmasına izin verilmezdi, vefat ettiklerinde ise tüm mal varlıkları yeniçeri ocağına kalırdı. tabi sonraları bir çok kural değişti.
ocağın 60-61-62-63. orta’larından padişahın yakın koruması olan solaklar seçilirdi. padişaha yapılacak bir saldırı karşısında müdahalenin, düşmanın hiç beklemediği sol taraftan yapılması amacıyla korumaların solak olması gerekirdi.
barış zamanında şehirde silahlı gezmeleri yasaktı, devamlı keçeye pala sallayarak talim yaparlardı, yağlı mermer tokatladıkları için,tokat darbesiyle düşmanın boynunu kırıp öldürebiliyorlardı
bektaşi dergahına mensuptular ancak bektaşilik bugünkü anlayıştan farklıydı, örneğin:kışlalarının içinde orta camii bulunuyordu, yahut rumeli hisarı gibi görev yaptıkları hisar ve kalelerde camiler bulunuyordu. (zaten osmanlı kuruluş döneminde bugünkü anladığımız manada koyu bir sünnilik politikası gütmüyordu.)
isyan edecekleri zaman, orta camii’nde toplanılır ve ışıkları söndürülür (kimin, ne rey’i verdiği anlaşılmaması için) sonra hacı bektaş-ı veli’nin yadigarı “kazan” avluya çıkarılırdı. ta ki isyan bitene kadar. ocağın sancağı olan sünni imam-ı azam sancağını, savaş meydanına dikerlerdi.
dünyanın ilk ordu bandosu olan ” mehteran bölüğü” yeniçeri ocağına mensuptur. (vaka-i hayriye ile birçok eser kaybolmuştur.)
sultan 2.mahmud ,sultanahmet camii’nde yeniçeri ocağının kaldırılması fetvasını verdirip,sancak-ı şerif’i sulatnahmet meydanına diktirmiş,isyan eden yeniçerileri bire kadar kırmıştır.
vaka-i hayriye’den sonra en kutsallarından,ağa kapısına va dahi mezar taşlarına kadar herşey yok edildi. şu an yeniçerilere ait sadece iki adet mezar bulunabilmiştir.
kendilerinin ateşte yanmayan semenderle özdeşleştiriyorlardı “semenderdi lakabımız;ateşte yanmayan masal yaratığı.ateşte yaşardık.ateşle sınanırdık.semender olmak için ateşten,bir efsaneden arda kalmak için de ölümden geçmek gerektiğini iyi bilirdik.”


3 Entry Daha